Kadın mültecilerin Türk komşuluk ilişkileri

► Suriyeli Sara Abdullah: “Türk komşularımızla WhatsApp grubumuz var”

► Halep’ten kaçan Türkmen Safiye Hasan: “Kısır ve sarma günleri yapıyoruz”

► Suriyeli Huda Abdullah: “Evim kötü, ancak komşularımı çok sevdiğimden değiştirmedim”

Sara Abdullah

NAZ AKMAN – Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin (SGDD) bu yıl “Komşu Kadın Bohçası” konseptiyle yaklaşık 2 bin Türk ve mülteci kadını buluşturduğu etkinlikte, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı. Kapadokya’nın eşsiz tarihine yolculuk yapan mülteci kadınlar, etkinliğin önemini ve Türk komşularıyla kurdukları ilişkiyi 24 Saat Gazetesi’ne anlattı.
Türkiye’deki mülteci komşularıyla sosyal uyum konusunda iyi ilişkiler geliştirdiğini vurgulayan kadınlar SGDD’nin gerçekleştirdiği projelere katılarak Türkiye’deki yaşamlarına daha kolay ayak uydurduklarını belirtti. Türk kültürünü benimsemede zorluk çekmediğini dile getiren 55 yaşındaki

Safiye Hasan
Hüda Abdullah

Sara Abdullah, “Türk kadınlarla ilişkimiz çok iyi. WhatsApp grubumuz bile var, mutfak kursundan arkadaşız” derken, Halep’ten kaçarak Türkiye’ye sığınan Safiye Hasan, “Türk komşularımla birlikte kısır ve sarma günleri yapıyoruz. Onlar benim evime gelerek Türk yemekleri yapıyor, ben onlara giderek Suriye yemekleri yapıyorum. Yemek kültürlerimiz birbiriyle örtüşüyor” diye konuştu. 6 yıldır Gaziantep’te yaşadığını ve komşularıyla arasının oldukça iyi olduğunu belirten Huda Abdullah ise “Evim çok kötü, yaşanılmaz durumda. Ama komşularımla ilişkim çok iyi. O yüzden evimi değiştirmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.
Komşuluk ilişkilerinin oldukça iyi seviyede olduğunu dile getiren Suriyeli, İranlı ve Afgan mülteciler hayatın her alanında birbirlerine yardımcı olduklarını, aralarında oluşan bağ sonucu birlikte pek çok aktivite gerçekleştirdiklerini kaydetti. Türkiye’ye göç etmelerinin ardından birçok zorluğu Türk komşuları sayesinde atlattıklarını ifade eden mülteci kadınlar şunları anlattı:
“WhatsApp’tan haberleşiyoruz”
Adım Sara Abdullah. Halep’ten çocuklarımla birlikte Gaziantep’e geldim. Eşimi savaşta kaybettim. 8 çocuğum var. Dördü erkek, dördü kız. Bir oğlum Almanya’da, bir diğeri ise evli. Engelli bir kızım var. Oğullarından biri çalışıyor, geçimimizi bu şekilde sağlıyoruz. Savaş biterse ülkeme geri dönmek isterim. Ancak bana göre Türkiye dünya üzerindeki en iyi ülke. Burada mültecilere çok iyi davranılıyor. Türk kadınlarla ilişkimiz çok iyi. WhatsApp grubumuz var, mutfak kursundan arkadaşız. Burada bütün sığınmacılar Türk kadınlarıyla kardeş gibi olduk. Türk yemekleri çok güzel, buraya geldikten sonra ben de yapmayı öğrendim. En sevdiğim Türk yemeği ise çiğ köfte.
“Hala hayattayız, güçlüyüz, yaşıyoruz”
İsmim Safiye Hasan. İki buçuk sene önce Halep’ten Türkiye’ye geldim. Gaziantep’te yaşıyorum. Türkmenim. Suriye’deki savaştan ailemle birlikte kaçarak buraya sığındık. 4 çocuğum var; biri kız, üçü erkek. Eşimin elinde sorun olduğu için yarım gün çalışabiliyor, bende evde yatalak olan hasta kızıma bakıyorum. 16 yaşındaki kızım psikiyatri tedavisi görüyor. 10 yaşındaki kızım ise kanseri yendi ancak tek gözünde protez var. Çocuklarımı maddi sıkıntılarımdan dolayı okula gönderemiyorum. Sadece hasta olan kızım okula gidiyor. Türkiye’de yaşamadığım için çok mutluyum. Türk kültürünün bizim kültürümüzle örtüşen çok fazla ortak noktası var. Buradaki yemekler Halep’tekilere benziyor. O nedenle burada yaşama alışırken zorluk çekmedim. Hala hayattayız, güçlüyüz, yaşıyoruz. Türk komşularım var beraber kısır günleri yapıyoruz, sarma yapıyoruz. Onlar benim evime gelerek Türk yemekleri yapıyor, ben onlara giderek Suriye yemekleri yapıyorum. Türkiye’deki doğa gerçekten harika. İnsanların enerjisi çok yüksek ve bu gerçekten motive edici bir durum.
“Hayalim öksüz ve yetimler için dernek kurmak”
Adım Mina Barhaq. TOMER’de dil eğitimi alıyorum. Dil eğitimi bittikten sonra hemşirelik eğitimi almak istiyorum. Afganistan’dan Türkiye’ye iki buçuk yıl önce annem ve 10 kardeşimle beraber geldim. Nevşehir’de yaşıyoruz. Türkiye’de kendimi güvende hissediyorum ve burayı çok seviyorum. Kendi ülkeme geri dönmek istemiyorum, burada hayatımı devam ettirmek istiyorum. En büyük hayalim, aynı SGDD gibi yetimler ve öksüzlere kol kanat gerecek bir dernek kurmak. Hemşirelik okuduktan sonra bu hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Afgan mutfağı Türk mutfağından çok farklı ama ben Türk yemeklerine bayılıyorum. Özellikle yaprak sarma ve çiğ köfteyi çok seviyorum. Komşularımızla ve arkadaşlarımızla ilişkilerimiz çok güzel, ne biz onlardan ne de onlar bizden rahatsız oluyor. Birbirimize dertlerimizi anlatabiliyoruz ya da yol gösterebiliyoruz. Türkiye kadınlara çok değer veriyor, Afganistan’da böyle değil maalesef, keşke böyle olsaydı.
“Çocuk gelinlere karşıyız”
İsmim Huda Abdullah, Suriyeliyim. 6 yıldır Türkiye’deyim. Üç erkek, üç kız çocuğum var. Eşimle beraber buraya geldik. Eşim çalışmak istiyor ama yaşı nedeniyle işletmeler çalıştırmak istemiyor. İki oğlum çalışıyor. Gaziantep’i çok seviyorum, aynı Halep gibi. İki şehrin de kaleleri ve çarşıları birbirlerine çok benziyor. Geldiğimden beri aynı evde yaşıyorum. Evim çok kötü, yaşanılmaz durumda. Ama komşularımla ilişkim çok iyi sırf bu nedenden dolayı evimi değiştirmek istemiyorum. Türk mutfağı gerçekten çok güzel, Suriye’de benzer yemekler yapılıyor. En çok içli köfteyi seviyorum, komşularım bana nasıl yapıldığını da öğretti. Her Cuma toplanıyoruz, kadının gücünü konuşuyoruz, evlere ziyaretlere gidiyoruz. Özellikle çocuk gelinlere çok karşıyız, bu konu üzerinde çok konuşuyoruz. Tüm kalbimle diyorum ki kadına şiddete hayır!”