Kitap lüks tüketim mi olacak?

Kitap okuma alışkanlığının düşük olmasının nedeni sadece okuma alışkanlığının gelişmemesi mi, yoksa ekonomik nedenler göz ardı mı ediliyor? Türkiye’de insanlar kitapla barışık olmasa da, araştırmalar, ekonomik geliri arttıkça kitap okuma oranının da yükseldiğini gösteriyor

Ayla Ganioğlu
ANKARA-Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının olmadığından şikayet edilir ama bunun ekonomik nedenleri üzerinde hiç durulmaz. Oysa geçen yıldan itibaren dövizdeki artışla birlikte ithal kağıt fiyatları yüzde 60’dan fazla arttı. Buna bağlı olarak da kitap fiyatlarının yükselmesi nedeniyle, kitap “lüks tüketim” ürünlerinden biri olma yolunda. Araştırmalar edebiyat kitaplarının da dahil olduğu kültür yayınlarında satışlarda önemli azalma olduğunu gösteriyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir araştırması ise kitap okumanın insanların gelirinin artışıyla birlikte yükseldiğini ortaya koydu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜİK rakamlarına ve Türkiye Okuma Kültürü Haritasına göre, yılda ortalama 7.2 kitap okunuyor. Ancak insanların gelir düzeyleri yükseldikçe okudukları kitap sayısı artıyor. Aylık geliri, 3001-5000 TL arası olanlar yılda 10.9 kitap okuyorlar.
Seçici ve düzenli okuyanlar yılda 14.5, 7-14 yaş arası 12, kadınlar 7.3, erkekler 7.1, bekarlar 10.1, öğrenciler 11.1, evde internet bulunanlar 8.4, büyükşehirlerde yaşayanlar 7.7, kitap okuyor.
KAĞIT FİYATLARI
Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Başkanı Kenan Kocatürk, 24 Saat Gazetesi’ne, kağıt fiyatlarının 2018 Ocak’taki rakamlara göre yüzde 60-70 arasında artmasına rağmen, yayıncıların kitap fiyatlarındaki artışın yüzde 20-30 olduğunu ancak eğitim yayınlarında fiyatların yüzde 50-60 oranında yükseldiğini belirtti.
Kocatürk, “2017-2018 döneminde kitap adet basımında yüzde 10 ciroda azalma oldu zamlar nedeniyle. 2018 de ise net olmamakla birlikte kültür yayınlarında yüzde 15-16 düşüş oldu. Temmuz’da çocuk ve gençlik yayınlarında yüzde 26 yakın üretim azalması oldu.” dedi.
Kocatürk, yılda 600 milyon kitap basıldığını ve bununla Türkiye’nin dünyada 10. Sırada olduğunu ifade etti.
TYB’nin raporuna göre, araştırma-inceleme, edebiyat ve çocuk yayıncılığı alanlarının oluşturduğu kültür yayıncılığı, 2019 yılının ilk üç ayında 37.767.973 adet kitap üretimiyle toplam üretimin yüzde 53,07’sini oluşturdu, ancak 2018 yılının ilk üç ayına göre bu alanda yüzde 18.86’lık bir düşüş oldu. İlk üç aylık toplam üretimin yüzde 11,23’ünü oluşturan inanç kitaplarında ise yüzde 40,69’luk düşüş meydana geldi. Her sene daralma gösteren akademik yayıncılık ise toplam üretimin yüzde 1,32’sini oluştururken yüzde 20,13’lük düşüş ortaya çıktı.
KİTAP LÜKS MÜ?
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Kağıt sorunu devam ederse, insanların kitap, dergi, gazete okuyamamaları ülkemizi karanlığa sürükleyecektir. Kitap, gazete, dergi okumak lüks haline gelmemelidir, bu bir ihtiyaçtır.” dedi.
Kağıt fiyatlarıyla ilgili Meclis araştırma önergesi veren Çakırözer, 24 Saat Gazetesi’ne yaptığı açıklamada yayıncılık sektörünün 2018 yaz aylarından bu yana krizde olduğunu, ithal kağıt ve mürekkeple kitap bastıklarını söyledi. Çakırözer, “Dalgalanan döviz kuru karşısında değer kaybeden TL yayıncılık sektörünü de zora sokuyor.” dedi.
Çakırözer, yürürlüğe giren son yasal düzenleme ile satış sırasında devreye giren KDV’nin kaldırıldığını ancak yayınevlerinin ve dağıtımcıların ödediği KDV’nin kaldırılmadığını ifade etti.
YAYINCI TEKELİ
Çakırözer, ikinci bir sorunun ise sektörün perakendeci ayağının tam bir tekele dönüşmesi olduğuna dikkat çekti. Çakırözer, “Kitap perakendecisi sektöründe iki ya da üç şirket var. Hatta bunların ikisi tek bir holdingin çatısı altında. Bu da hangi kitabın çok satılacağından, kaç TL’ye satılacağına kadar büyük bir düzenleme anlamına geliyor. Bu iki sorun, okuyucunun zaten pahalıya satın aldığı kitabı, bir de istediği yerde, istediği mağazada bulamayacağı anlamına geliyor. Çünkü tekel perakendeciler bazı kitapları, mesela muhalif görüşleri içeren kitapları satmayabiliyor” dedi.
Çakırözer, bu iki sorunun basit çözümleri olduğunu belirterek, kitap satışları nasıl vergiden istisna tutulabiliyorsa, kitapların basımı ve dağıtımı ile ilgili her türlü masraf da vergiden istisna tutulabileceğini söyledi.
Çakırözer, “Bunun yapılması, ekonomik dalgalanmalarla yıpranan sektöre rahat bir nefes aldıracaktır. İkincisi de perakendeci tekelinin denetim mekanizmalarının işletilmesi ile kırılması. Burada da kamu gücünün devreye girmesi gerekiyor. Devletin perakendeci piyasasını serbest piyasa koşullarına uygun olarak denetlemesi, denetim sisteminin iyi çalışması ile birlikte de düzenleyebilmesi mümkün. Bunun yanı sıra kitapların dağıtımı aşamasında belediyelerin veya çeşitli sivil toplum kuruluşlarının devreye girmesi de sektördeki tekelleşmeyi önleyebilir. Çözüm için ilk aşamada bu iki adım atıldığında toplumların gelişmesi için gerekli olan kitap okuma alışkanlığı da bir lüks olmaktan çıkabilir“ dedi.
Çakırözer, asıl çözümün ise, “stratejik önemdeki kağıdın” tamamen yerli imkanlarla üretilmesi gerek ki ekonomik krizlerden mümkün olduğu kadar az etkilenen bir yayıncılık sektörü için bunun gerekli olduğunu ifade etti.
CEP VE İLETİŞİM İÇİN 173 TL, KİTABA 5.5 TL
“Türk Halkının Kitapla İmtihanı” başlıklı bir raporu kamuoyuna açıklamış olan Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi DESAM Başkanı Gültekin Avcı, 24 Saat Gazetesi’ne, kitap okumanın artması için kendileri de dahil birçok girişimin olmasına rağmen, Türkiye’nin kitap okuma konusundaki karnesinin kırıklarla dolu olduğunu söyledi.
Avcı, “Yetkili kamu kuruluşlarının rakamsal manipülasyonlarla bu vahim durumu örtmeye çalıştığını biliyor ve bu konjonktürde daha yaygın ve derinlikli çalışmalar yapmamız gerektiği kanaatimizi güçlendiriyoruz. Devletin/kamunun bu kadar güçlü ve zengin olduğu bir ülkede bu konuda da maalesef yönetim erkine sahip olunmadan STK’lar maharetiyle yapılan en başarılı çabalar ve en nitelikli projeler çok nispi ve kalıcı olmayan çıktılar almaya mahkumdur. Eskilerin tabiriyle liyakatli ve ehliyetli yöneticiler/politika yapıcılar iş başına gelmeden bizler bu konu hakkında daha çok konuşur ve havanda su dövmeye devam ederiz” dedi.
Avcı, kitapla barışık bir Türkiye için ideolojik değil pedagojik ve nesnel bir vizyona sahip yöneticiler maharetiyle bu sorun çözülebileceğini ve başarılı sonuçlar alınabileceğini belirtti.
DESAM raporuna göre, Türk halkı günde 6 saat televizyon izliyor, 4 saat internete giriyor fakat kitap okumaya ancak 6 dakika vakit ayırıyor. Ayda cep telefonu ve iletişim masraflarına 173 lira ayıran 4 kişilik bir Türk ailesi kitaba ise yılda sadece 5,5 lira ödüyor.
Avcı, internet üzerinden kitap satışı yapan idefix’e göre en çok kitap okuyan ilin Ankara, en az okuyan ilin de Şanlıurfa olduğunu belirtti.
Avcı, DESAM olarak Çorum, Artvin, Malatya, Elazığ, Düzce, Konya, Erzurum, Maraş, Batman, Ordu ve Diyarbakır illerinde öğrenci evi ve okullarda 50’nin üzerinde kütüphane kurduklarını ve kitap hediye ettiklerini söyledi. Avcı, “Havuzumuzda biriktirdiğimiz 150 kadar dijital kitap / e-kitap envanterini binlerce öğrenci/öğretmen ve ilgili vatandaşımızın ilgi ve bilgilerine sunduk. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere Kültür ve Gençlik Bakanlıklarını bu eksende bilgilendirme/yönlendirme ve demokratik sınırlar içerisinde tacizlere varan sert eleştiriler üzerinden harekete geçmeye/kışkırtmaya yönelik politikalar geliştirdik, görüşmeler yaptık. ATO ile işbirliği içerisinde tasarım ve içeriği tamamen bize ait olmak üzere 50 bin adet hikaye kitabı (trafik ve madde bağımlılığı hakkında) bastırarak taşra/gece kondu/köy okullarına gönderdik” dedi.