Nasıl bir çözüm?

Bugün Türkiye’nin en önemli ve acil sorunu nedir diye sorsanız, acaba “Başkanlık konusu”, verilecek cevaplar arasında yer alır mı? Hiç sanmam.

Eveliemirde şunu kabul etmeliyiz ki, ülkenin çözülmesi gecikmeye tahammülü olmayan en başta meselesi ekonomidir. Daha açık bir ifadeyle milyonların belini büken hayat pahalılığıdır. Türk ekonomisinin ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu ne zaman anlayacağız?

Sormamız ve sorgulamamız gereken olay, Başkanlığın, ülkenin hangi sorununa çare olacağıdır. Kaldı ki bugün gayri resmi bir Başkanlık uygulamasıyla karşı karşıya değil miyiz? Geldiğimiz noktanın, başka bir izah tarzı var mı?

Ben de acilliği savunulan yeni Anayasa yapılması gündeme getirilirken, dindar bir Anayasa yapılanmasından söz edilmesi calibi dikkattir. Dindar bir Anayasa yapalım derken, kindar bir Anayasa yolunu açmış olmayalım.

Etrafımıza şöyle bir bakalım, kim dostumuz, kim düşmanımız, çözemez hale geldik. Türkiye üzerinde oyun oynamaya kalkışanlar dostumuz mu, düşmanımız mı, önce onu bilelim.

Bu vurgulamaları yaptıktan sonra gelelim iktisadi hayata.

Turizmde alarm zilleri çalıyor. Kapadokya da ekonomi iflasın eşiğinde. Altın yumurtlayan Antalya kan ağlıyor. Turizm yatırımları yarı yarıya gerileme noktasında. Cep telefonlarına gönderilen mesajlar, turizm sektörünün geldiği içler acısı durumun bir göstergesi değil mi? Beş yıldızlı oteller, neredeyse yıldızsız oteller haline düşmüş.

İhracat bakımından yeni pazarlar bulma mecburiyeti adeta haykırıyor.

İşsizlik oranın artış hızı, tehlike çanlarının çalmasının bir başka nedeni olmuş.

Enflasyon uyarısına da kulak vermek ve acil tedbirler almak zorundayız. Çekirdek enflasyonda gerileme, belirgin bir gelişme göstermediği takdirde, manşet enflasyondaki düşmenin kalıcı olmayacağına dikkat çekilmesini de görmemezlikten gelemeyiz.

Ekonomik istikrar; gelişmesinde, büyümenin de temel unsurudur. Siyasi istikrarı ise, bunun tamamlayıcı faktörü olarak düşünmeliyiz.

Nereden nereye geldiğimizi anlamak için geçmiş-gelecek ikilemini de iyi çözmeliyiz.

Ekonomik çevrelerden gelen seslere kulak veriniz. Ciddi bir cari açık bulunduğu, daralma yaşanmasa bile bu açığın hala önemli bir seviyede olduğu, yetkililer tarafından ifade edilirken, yapısal reformlara duyulan gerek de vurgulanıyor.

Bu bağlamda, Başbakan Yardımcısı Şimşek’in ekonomide ciddi sorunlar olduğunu belirterek, yaptığı uyarıya özellikle kulak veriniz:

-Yaşanan geçici bahar havasına sakın aldanmayın.

Önemli olan nokta, yapısal reformlardır.

Türkiye’deki büyüme, iç talep eksenlidir. Bu da cari açık sorununu beraberinde getirmektedir. Turizmdeki kötü gidiş, cari açığı artırabilecektir.

– Tüm alanlarda rasyonaliteyi korumalıyız. Ekonomiyi yönlendiren bir bakan, bu uyarıda bulunurken, ülkedeki ekonomi ve siyasi belirsizliklerin artmasının yatırım heveslerinin iyice düşmesine yol açtığına da dikkat çekiliyor.

Gayrimenkul sektörü de çözüm bekleyenler arasında. Hızlı ve plansız şehirleşmenin yapısal sorunlara yol açtığına vurgu yapılırken, ayrıcı verilen bir başka mesaj ise şu:

-Yerli ya da yabancı yatırımcı, sıkıntılı dönemlerde ilk olarak gayrimenkul yatırımını erteler.

– Muhtemel bir talep yetersizliği, riski ortaya çıkarabilir.

– Gayrimenkul sektörünün en büyük cephanesi arsa. Ucuz arsa bulma imkânı da yok.

– Ağır vergi yükü ve inşaat maliyetleriyle alt gelir grubuna konut üretme imkânı yok denecek derecede az. Siyasi iradenin arsa üretip, finansman desteği vermesi gerekiyor.