Sami ERGİN / İstanbul

Yıllar önce yaşama bakış açımı tamamen değiştiren bu olayımı sizinle paylaşmamın en büyük nedeni, bu deneyimlerin çokluğu ve artık insanların bu konudaki yaşamışlıklarını güvenerek anlatmış olması.
Sabahın erken saatlerinde evden çıkmış mağazamı açmak için acele ediyordum. Arabama doğru ilerlerken nereden geldiğini anlayamadığım, derinden, sanki toprağın altından imdat sesleri geliyordu. Çevreme baktığımda garip bir durum yoktu. Arabama binerek işyerime geldim. İşin yoğunluğuyla sabahki olayı unutmuştum.
Öğle yemeği zamanında tekrar arabama binmek için ilerlediğimde yine beynimin içindi boğuk yardım isteyen sesler yükseldi. Tekrar etrafıma bakındım ama hayat devam ediyordu. Yanımdaki insanlar gayet sakin yürümelerine devam ediyorlardı. Sinir sistemim iyice bozulmuştu. Daha da önemlisi aklımdan şüphe etmeye başlamıştım; çıldırıyor muydum?
Sesler, daha doğrusu acı çığlıklar bir süre sonra azalarak yok oldu. Bütün gün bu yaşamış olduğum olayın nedenini düşündüm. O gece erkenden yattım. Gecenin geç saatlerinde depremle uyandık. Evimin olduğu bölgede çok fazla bir zarar yoktu. Telefonlarımızı alarak arabamıza koştuk. Kısa bir süre sonra Avcılarda bulunan mağazamın bulunduğu bölgede çok büyük yıkımların olduğunu duydum. Hemen Avcılar›a doğru hareket ettim. Çok zor şartlarla ulaştığım Avcılar da mağazamın hemen yanındaki binanın yıkıldığını dehşet içinde gördüm.
Arabadan indiğimde ise binaya yaklaştıkça tıpkı sabah duyduğum gibi imdat sesleri ve çevredekilerin çığlıklarım duydum. Kurtarma çalışmalarına ben de katıldım. Çığlıkların sahiplerine ulaşarak kurtardık.
Bu olaydan sonra yaşamın başka bir yönü olduğuna karar verdim. Bu yön görünmez bağlardı. Ben bu görünmez bağlardan birine rastlamış ama yüzünü görememiştim. Bu yüz mucizelerle dolu bir yüzdü.