Hüseyin ÖZLÜK Yaşı 4, yaşı 5, yaşı 10, yaşı12. Küçük kalpleri heyecanla çarpıyor. Ellerindeki beyaz bastonla Ulus Meydanı’na doğru yürüyorlar. Etraftan gelen seslere aldırmadan, onlara bakan meraklı gözleri görmeden yürüyorlar. Kaldırımın kenarına gelip duruyorlar. Araba seslerinin duyulmadığı bir an da, beyaz bastonlarını havaya kaldırarak karşı kaldırıma yürüyorlar. Karşı kaldırıma tam ulaşacakları an da bir araba kornasına basıyor. Arabadaki sürücü, penceresini aralayıp, “Işık yanıyor görmüyor musunuz, geçiş hakkı sizin değil.” Diye haykırıyor. Etraftan gelen itiraz seslerine aldırmadan gaza basıyor, polis arabasının içerisindeki resmi kıyafetli polis. Polis aldırmazsa duyarlı seslere, küçük yüreklerde aldırmaz polise. Yürür giderler Ulus yönüne. Meydana geldiklerinde. Dönerler yüzlerini Atatürk’e. Söylerler İstiklal Marşımızın sözlerini. İnat polise, inat duyarsız millete. Geçen hafta, Dünya Beyaz Baston haftasıydı. Haftanın önemini belirtmek ve halkımızı bu hassa konuya duyarlılık göstermesine katkı sağlamak adına, İYİ Parti, Sosyal Politikalar ve Kadın Hakları Başkanlığı adına çeşitli etkinliklere katıldım. Bunlardan biride Erol Saidan’ın başkanlığını yaptığı, Gören Kalpler Eğitim Kurumları’nın düzenlemiş olduğu, beyaz baston yürüyüşüydü.4 ile 40 yaşları arasında değişen dernek mensupları, yürüyüşe Melike Hatun Camisi’nin önünden başladı. Ulus Meydanı’na ulaşana kadar ki manzara hayretler vericiydi. Etrafdaki insanlar, topluluğa sanki uzaydan gelme varlıklar gibi bakıyordu. Bazıları, “Ne işi var bu körlerin burada. Oturun oturduğunuz yerde. Bu soğuk havada bir şey olacak, insanların başına dert açacaksınız.” Diye homurdanıyorlardı. Karşıdan karşıya geçerken, (Polis arabası da dahil.) sabırsız araç sürücüleri, sürekli korna çalıyordu. Kaldırımlar, düzensiz dikilmiş ağaç, tabela ve dubalarla doluydu. Avrupa uyum yasası gereği, mecburiyetten ve alel acele kaldırımlara döşenen görme engelli yolları kırık dökük, eksik ve gedikti. Kimi yerlerde bu yollar hiç yoktu. Denetlenmediği ve göstermelik yapıldığı her hallerinden belliydi. Bir kez daha anladım, belediyeler ve duyarsız halkımız bu konuda sınıfta kaldı. Mahalli seçimlere giderken, nasıl ve hangi yüzle engelli bireylerden oy isteyeceksiniz. Engelli bireyler çok fazla bir şey istemiyorlar. Sadece yaşanılır bir kent. Çok zor olmasa gerek istedikleri. İnsana değer vermeyecek ve engellilerin yaşam haklarını yerine getiremeyecekseniz, bırakın yapabilecekler gelsin başa; çünkü özgürce yaşamak , bütün bireyler gibi onlarında hakkı.