2008 yılından bu yana edebiyat dünyasının saygın buluşmalarından biri olan Erdal Öz Edebiyat Ödülü, bu yıldan itibaren üç ayrı kategoride verilmeye başlandı. Gelenekselleşen Erdal Öz Ödülü "Onur Ödülü" adıyla ustalara takdim edilirken, programa her yıl verilecek "Roman Ödülü" ile "İlk Öykü Kitabı Ödülü" dahil edildi. Yaz boyu süren jüri değerlendirmelerinin ardından 2026 yılı ödüllerinin sahipleri ve gerekçeleri açıklandı.

Onur ödülü 1950 Kuşağı'nın ustası Adnan Özyalçıner'e

Metin Celâl, Turgay Fişekçi ve Ayşe Sarısayın’dan oluşan Seçici Kurul, Onur Ödülü’nün 60 yılı aşan edebiyat emeği dolayısıyla Adnan Özyalçıner’e verilmesini kararlaştırdı. Kurulun gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:

"Türk edebiyatına ve özellikle öyküye verdiği altmış yılı aşan emeği, özgün anlatımı ve edebiyatımızın insanı merkeze alan damarına yaptığı kalıcı katkı nedeniyle Adnan Özyalçıner Erdal Öz Edebiyat Onur Ödülü’ne değer görülmüştür. 1950 Kuşağı’nın önemli temsilcilerinden biri olan Adnan Özyalçıner, öykülerinde özellikle İstanbul’un emekçilerini, yoksullarını ve gündelik hayatın görünmeyen insanlarını kendine özgü yalın, yoğun ve şiirsel bir dille anlatmış, bireyin hayatını toplumsal gerçeklikle buluşturan özgün bir öykü dünyası kurmuştur. Uzun yıllara yayılan yazarlığının yanı sıra dergicilik, örgütçülük gibi nitelikleriyle de Türk edebiyatına emek vermiştir. Erdal Öz ile aynı kuşağın edebiyat anlayışından beslenen Adnan Özyalçıner’in ödüllendirilmesi, yalnızca seçkin bir öykücünün uzun soluklu edebiyat emeğini değil, insanı ve hayatı merkeze alan güçlü bir öykü geleneğinin de onurlandırılması anlamına gelmektedir."

Roman ödülü Polat Özlüoğlu’nun "Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar" kitabına

Oğuz Demiralp, Nedret Öztokat Kılıçeri ve Levent Yılmaz’dan oluşan Roman Seçici Kurulu, ödülü Polat Özlüoğlu’na takdim etti. 12 Eylül darbesinin izlerini işkence gören ve işkenceci arasındaki karşılaşma üzerinden ele alan yapıta dair jüri gerekçesinde şu değerlendirme paylaşıldı:

"2025 yılında yayımlanan ve roman jürisi tarafından değerlendirilen romanlar arasında Polat Özlüoğlu’nun Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar başlıklı romanı konusu, konunun ele alınma biçimi, birden çok bilinç ve duyumsayışı bir araya getiren kurgusu ve yazınsal biçemiyle öne çıkmış ve ödüle layık görülmüştür. Romanın kurgusu işkence gören ile işkenceciyi farklı zamanda ve farklı yerde tekrar bir araya getiren bir ‘buluşma’ çevresinde anlatıcının, kadın kahramanın ve işkencecinin söylemleri üzerinden ilerler; insan onurunun ve saf kötülüğün adaletsiz oyununu okurun da düşünmesini ister. Kadın kahraman intikamla körleşmek yerine o tuhaf enkazdan çıkmayı ve bütün korkularıyla ve yaralarıyla kendisini var etmeyi seçmiştir. Bu nedenle romanın hem insanlık dışı şiddetin faillerinin gözünün içine bakan hem de insan onurunu hatırlatan ahlaki bir çağrısı vardır. 12 Eylül 1980 darbesinin izini dört kişi üzerinden süren romanın, 12 Mart 1960 döneminde yaygın ve normalleşmiş işkencelerle kanayan ruhları ve yaralanan bedenleri anlatan Erdal Öz’ün roman evreniyle sessiz bir bağ kurduğu da gözlemlenmektedir. Polat Özlüoğlu’nun romanı Türkiye’de toplumsal ve siyasal kırılmaları, savrulmaları, devlet gücüne ilişkin ortak bellekte kalanları hatırlatmakta, bireysel ve toplumsal dönüşümleri yazınsal bir kurgu içinde, özenli biçemiyle anlatmaktadır."

İlk öykü kitabı ödülü Nesimi Yetik’in "Ben ve Gulyabani"sine

Jale Özata Dirlikyapan, Murat Yalçın ve Müge İplikçi’den oluşan Seçici Kurul, bu yıl ilk kez takdim edilen İlk Öykü Kitabı Ödülü’nün Nesimi Yetik’in Ben ve Gulyabani kitabına verilmesini oy birliğiyle kararlaştırdı. Karar gerekçesinde eserin dil ve kurgu yetkinliğine şu sözlerle dikkat çekildi:

Arkeofest Aktopraklık Höyük’te kapılarını açtı: Çocuklar için tarihe uygulamalı yolculuk
Arkeofest Aktopraklık Höyük’te kapılarını açtı: Çocuklar için tarihe uygulamalı yolculuk
İçeriği Görüntüle

"Bu yıl ilk kez verilecek Erdal Öz İlk Öykü Kitabı Ödülü değerlendirmeleri sonucunda, bu yıl ödülün Nesimi Yetik’in Ben ve Gulyabani adlı öykü kitabına verilmesine karar verilmiştir. Eseri seçerken önceliğimiz, çağdaş öykü dağarcığına yeni bir katkı sunan, dil ve kurguda olgunluk gösteren çalışmaların öne çıkarılmasıydı. Ben ve Gulyabani bu ölçütleri karşıladığı gibi, kısa öykü formunun imkânlarını ustaca kullanan, özgün ve etkileyici bir bütünlük sergilemiştir. Kitabın güçlü yanları arasında dil hassasiyeti ve anlatımın ölçülülüğü ilk göze çarpandır. Nesimi Yetik, gösterişten uzak ama etkileyici bir üslupla, sıradan görünen anları, jestleri ve duyusal izlenimleri anlatının dokusuna incelikle işliyor; bu unsurlar öykülere ruhsal bir derinlik ve şiirsellik katıyor. Kurgusal açıdan eser, tek tek öykülerin bağımsızlığını korurken aynı zamanda kitap boyu süren bir ritim ve tema ağı örüyor. Karakterlerin iç dünyalarına nüfuz etme biçimi, anlatıdaki boşluklar ve ima edilen geçmişler okuru aktif kılıyor. Bu yapı, çağdaş kısa öykü geleneğinde hem gelenekçi hem de deneysel unsurların dengeli bir biçimde bir arada kullanılabildiğinin örneğini veriyor. Ayrıca jüri, 11 öykülük bu eserin tematik zenginliğini ve insan hallerine dair gözlemlerinin evrensel yankısını da takdir etmiştir."

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar