Varlık, Ekim 2026 tarihli yeni sayısında günümüz insanının dönüşen kimliğini ve ontolojik açmazlarını masaya yatırıyor. Derginin bu ayki dosya konusu “Gıdıklanan Özneden Buharlaşan Özneye” başlığını taşıyor. Dosyaya felsefe, edebiyat ve eleştiri dünyasından Nil Sakman, Barış Acar, Selçuk Orhan ve Semiramis Yağcıoğlu kapsamlı inceleme ve yazılarıyla katkı sunuyor.

Dosya kapsamında; modern felsefenin merkezine yerleşen "özne" kavramının dijitalleşme, algoritmik yankı odaları, tüketim kültürü, yapay zekâ ve ekolojik kriz karşısında nasıl aşındığı ve "buharlaşma" eşiğine geldiği disiplinler arası bir perspektifle irdeleniyor.

Aşkın benlikten insan sonrası akışkanlığa

Dosyanın ilk yazısında Nil Sakman, “Özne Akışkanlığının Olanakları” başlıklı çalışmasıyla insan merkezli modern paradigmanın 20. yüzyıldan itibaren geçirdiği kırılmaları inceliyor. Richard Sennett’ın aşkın sekülerlikten içkin sekülerliğe geçiş tezinden hareket eden Sakman; Virginia Woolf, George Eliot ve Clarice Lispector’ın metinlerindeki edebî ve epistemolojik dönüşümleri çözümlüyor. İnsanın kendisini doğanın efendisi sayan kartezyen kibrini terk etmesi gerektiğini vurgulayan yazar, Rosi Braidotti’nin "Zoe" ve "kaozmos" kavramları eşliğinde insanın gezegen, canlılar ve nesnelerle eşitlikçi ve akışkan bir bağ kurma olanaklarını tartışıyor.

Ramize Erer'in "Ayrılık" serisi Paris'te
Ramize Erer'in "Ayrılık" serisi Paris'te
İçeriği Görüntüle

Dijital çağın yankı odalarında "Buharlaşan Özne"

Dosyaya adını veren kavramsal çerçeveyi çizen Barış Acar, “‘Gıdıklanan Özne’den ‘Buharlaşan Özne’ye” başlıklı yazısında Kant’tan Hegel’e, Marx’tan Foucault, Deleuze, Lacan ve Žižek’e uzanan geniş bir felsefi hat kuruyor. Öznenin sabit bir cevher değil; iktidar, dil ve tarihsel ilişkiler ağı içinde kurulan bir süreç olduğunu hatırlatan Acar; Žižek’in "gıdıklanan özne" metaforundan yola çıkıyor. Algoritmik yankı odaları, dijital medya ve hakikat sonrası siyaset çağında özneyi eleştirel kılacak "öteki"nin kaybolduğuna dikkat çeken yazar; narsisistik kültür ve tüketim kapitalizminin dayattığı keyif buyruğu altında öznenin politik direncini yitirerek giderek "buharlaşan" bir varlığa dönüştüğünü savunuyor.

Yapay zekâ ve hayvan deneyimi karşısında insan eşiği

Yazar Selçuk Orhan, “İnsan Olmanın Eşiği” başlıklı makalesinde insan türünün ayrıcalıklı konumunu hem yapay zekâ teknolojileri hem de hayvan bilinci ekseninde sorguluyor. Başka canlı türlerinin dünyasını anlama çabamızın kaçınılmaz olarak insan algısının sınırlarına takıldığını belirten Orhan, günümüz yapay zekâ dil modellerinin sembolik çıktılar üretmesine rağmen bilinçli bir varoluşa ya da anlam iradesine sahip olmadığını ifade ediyor. Okuma ve yazma eylemlerinin algoritmalara devredilmesinin iletişimi anlamsız dijital verilere indirgeme riski taşıdığı uyarısını yapan Orhan, insanın özgüllüğünü bilinç ve anlam üretme kapasitesinde temellendiriyor.

David Szalay romanında özneleşememe hali

Dosyanın edebiyat eleştirisi ayağında ise Semiramis Yağcıoğlu, “David Szalay’ın Beden Romanında Yaşanan Beden, Kurulamayan Anlam ve Özneleşmenin İmkânsızlığı” başlıklı yazısıyla yer alıyor. Szalay’ın romanındaki István karakterinin yaşadığı travmaları ve kayıpları bütünlüklü bir hayat hikâyesine dönüştürememe sürecini irdeleyen Yağcıoğlu; Sartre, Merleau-Ponty, Benveniste ve Iser’in kuramsal yaklaşımlarını bir araya getiriyor. Karakterin deneyimlerini dille simgeleştiremediği için edilgin kaldığını vurgulayan yazar, romanın parçalı ve eksiltili yapısının çağımız insanının özneleşme imkânsızlığını simgelediğini gösteriyor.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar