Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K. “ODTÜ & Bilkent & Hacettepe Yelken Topluluklarının Marmaris'te düzenlediği ortak yelken etkinliğinde, Kulüp Başkanı ODTÜ öğrencisi Y.E.Ö tarafından tecavüze uğradığı” iddiasıyla şikâyetçi oldu. 8 Eylül 2024’de yaşandığı iddia edilen cinsel saldırı, mağdurun 24 saat geçmeden şikâyetçi olması üzerine sanık gözaltına alınarak 10 Eylül’de tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi olarak ise mağdurun cinsel saldırı muayene raporu, sanığın olaya ilişkin çelişkili ifadeleri ve Savcının telefon incelemesiyle tespit ettiği ''Oral Seks sonucu DNA bulaşır mı?“ şeklindeki sanığa ait Google araması ve tanık ifadeleri gösterildi.

“Tecavüze uğradım”
Adli Tıp'ta yapılan genital muayene sonucu mağdurdaki bulguların, “Cinsel saldırı öyküsüyle uyumlu olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte” olduğunun da tespit edilmesi üzerine, sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Ancak iddianameyi kabul eden Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen esas davada sanığa iki celsede beraat kararı verildi. Karara avukatı ile itiraz eden D.K şimdi, “alelacele” verilen beraat kararına karşı mücadele ediyor. Dava dosyası Yargıtay aşamasında…
“Cinsel saldırı iddiası”
Cinsel saldırı iddiasını, D.K. ile konuştuk. “ODTÜ & Bilkent & Hacettepe Yelken topluluklarının Marmaris'te düzenlediği ortak etkinliğin ikinci günü, 8 Eylül 2024 tarihinde seyir ettiğim teknenin kaptanı olan, ODTÜ Elektrik - Elektronik Bölümü öğrencisi ve ODTÜ Yelken Topluluğu başkanlarından Y.E.Ö.'ün tecavüzüne uğradım” diyen D.K, kendi okulundan katılan tek kişi olduğunu, diğer katılanları tanımadığını, ilk kez bu etkinlikte gördüğünü anlattı… Toplam 16 kişilik bu gezide, cinsel saldırının, içki de içilen akşam yemeğinden sonra, saat 21.00 sularında yaşandığını, saldırganın kendisine ilk olarak denizde yakınlaşmaya çalıştığını bundan rahatsızlık duyduğu için ondan uzaklaşmak için tekneye çıktığını ve kamarasına girdiğini söyledi. Ancak saldırganın arkasından gelip bulunduğu kamaraya girerek burada cinsel saldırıda bulunduğunu aktaran D. K. yaşadığı korku ve acıyla birlikte yaşadıklarını şöyle ifade etti: “Saldırı sonrası baygın, gece boyu kusar ve yardım eden tanıkların ifadesiyle korku ve panikten dolayı titreyen bir vaziyette bulundum.”

“Kadın doktorun özensiz yaklaşımı yüzünden şiddeti anlatamadım”
Tanık L.A.C'ın, ‘saldırıcı gecesi sanığın davranışlarında tuhaflık ve sorun hissettiğini’ anlattığını, sanığın olay gecesi bu tanığa ikrarda bulunduğunu da ifade eden D.K., “İki kez gittiğim Marmaris Devlet Hastanesi acil servisinde kadın doktorun özensiz ve ilgisiz muayenesi, muayene odasında sıra bekleyen diğer hastaların da odada olmasının o an yaşadığım şiddeti açıkça söylememe engel oldu. Tanık ifadesiyle de desteklenen bu, görevini baştan savma yapan doktora o an söyleyememiş olmam üzerinden rıza kurgusu inşa etmeye çalışarak mağdur olan beni suçlarken tüm diğer somut delilleri görmezden gelmeleri bende adaletsizlik hissettirdi” dedi. D.K şikâyetleri artınca ikinci kez hastaneye gittiğini ve bu kez erkek doktorun, odaya kimsenin girmesine izin vermeyip, mağdurun sol diz kapağındaki morluğa dayanarak, “Bana güvenebilirsin, rızan var mıydı, şikâyetçi olmak istiyor musun?” diye sorması ile yaşadıklarını doktora anlatabildiğini ve hastane polisine şikâyet etmesini sağladığını söyledi.
Şikâyeti üzerine jandarmanın sanık Y.E.Ö ve teknedeki bazı tanıkların ifadelerine başvurduğu ve sanığın 10 Eylül’de tutuklandığı bilgisini veren D.K., Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan davanın 31 Ekim 2024 tarihinde görülen ilk duruşmasında tanıklar bile dinlenmeden sanığın tahliye edilmesi ve 30 Ocak 2025 tarihindeki ikinci duruşmada da mahkemenin beraat kararı vermesinin şokunu henüz üzerinden atamadığını söyledi.

“Adli Tıp Kurumu’nun DNA eşleştirmeleri bile beklenmedi”
Adli Tıp Kurumu’nun sanıktan ve kendisinden aldığı örneklere ilişkin DNA Eşleşme Raporu sonucunun da beklenmeden hükmün verildiğini aktaran D.K, “Sanığın verdiği dört ayrı ifadenin birbiri ile çelişkili olmasına; sanığın olay gecesi ikrarda bulunduğuna dair tanık ifadelerine, telefonunda tespit edilen ‘Oral seks sonucu DNA bulaşır mı?’ Google araması gibi delillere ilişkin hiç sorgulama yapılmadı” dedi. Ayrıca, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği’nce verilen raporun da cinsel saldırı anlatımları ile uyumlu olduğuna vurgu yapıldığını savunan D. K, “Travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla tedavimi yapan doktorun dinlenmesi gibi taleplerimiz de reddedilerek beraat kararı verildi” dedi.
“Savcı savunmalarımızı bile dinlemedi!”
D.K mahkeme sürecine ilişkin de şunları anlattı:
“Duruşma savcısı mütalaasında yaşanmamış olayların iddiasında bulunarak beraat talep etti. Mesela olay sonrası seyire devam ettiğim gibi. Böyle bir şey yaşanmadı. Aksine kendimi Y.E.Ö'ün olduğu yerde güvenli hissetmediğimi, ondan şikâyetçi olacağımı çünkü tecavüzde bulunduğunu söyleyerek Y.E.Ö'den uzaklaşmaya çalıştığıma dair kovuşturma aşamasında alınmış tanık ifadesi var. Bu mütalaaya karşı avukatlarım savunma yaparken savcının duruşmadan çıkarak savunmalarımızı bile dinlemediği bir celse yaşadık. Sanık, ilk celsede sadece 'anal yoldan hiçbir ilişki yaşanmadı ten uyuşmazlığı yaşandı' dedi. Bu yönüyle sanık tarafından rıza iddiasında bile bulunulmadığı ve hem adli tıp raporu hem cinsel saldırı raporuyla penetrasyonun gerçekleştiği, ekizmos ve laserasyon bulgularının tespit edildiği ortada iken, mahkeme gerekçeli kararında 'yeterli ve ikna edici delil' bulunamamıştır diyerek kestirip attı.
Ayrıca mahkemenin gerekçeli kararında dinlenen 13 tanıktan 8'inin ifadesine hiçbir şekilde yer verilmediği gibi nedeni de açıklanmadı. Mahkemenin yok saydığı bu tanık beyanlarında da olay sonrası 'çok kötü halde gözüktüğüm, bunun zorla olduğunu düşündükleri, yaşanan olayı açıkça tecavüz olarak ifade ettiğim' var.”

“Sanığın 4 farklı ifadesi olmasına rağmen beyanları güvenilir kabul edildi”
D.K’in avukatı Nazlı Çubuklu Saygılı da 24 Saat Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, sanığın birbirinden farklı dört ifadesine ve sanığı daha önceden tanıyan tanıkların kovuşturma ve soruşturma aşamasında değiştirdikleri ifadelere dikkat çekti.
Yargıtay’a verdikleri itiraz dilekçesine de atıf yapan Avukat Saygılı, “Deliller tam anlamıyla toplanmadan, Adli Tıp raporu yok sayılarak, tanık ifadeleri değerlendirilmeden, taleplerimiz karşılanmadan sanık hakkında alelacele beraat kararı tesis edilmiştir. Hukuka, hakkaniyete ve dosyadaki delil durumuna aykırı olarak tesis edilen bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduk” dedi.
Avukat Nazlı Çubuklu Saygılı
“Yargıtay’ın bu hukuksuzluktan dönmesini temenni ediyoruz”
Bu aşamada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumu’ndan mütalaa talep ettiklerini belirten Avukat Saygılı, mütalaada, 2 profesör, 2 doçentten oluşan heyetin “D.K'nın saldırı ile ilişkili olduğu tespit edildiği üzere Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşadığını, bunun cinsel saldırı yaşandığına dair bilimsel bir gösterge ve mahkemenin psikiyatrik rapora başvurmamasının önemli eksiklik olduğunu dile getirdi. “Tecavüz bildiriminde gecikmenin rızanın dayanağı” olarak kabül edilmesinin yanlışlığını da dile getiren Avukat Saygılı, “genital yaralanmayı olay öyküsü ile bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutan bilirkişi raporu alınmamasının önemli bir eksiklik olduğuna işaret etti. Bu konuda Adli Tıp’ın raporuna da dikkat çeken Avukat Saygılı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Söz konusu rapor Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine sunuldu. Ancak Denizli BAM 3. Ceza Dairesi bu kararı adeta görmezden geldi ve neden yok saydığını da ‘gerekçesiz gerekçeli kararında’ açıklayamamıştır bile. Dosyada mevcut onca delile rağmen sanığın beraat ettirilmiş olması kabul edilemez bir durum olup vicdanlarda derin yaralar açmıştır. Yargıtay'ın bu hukuksuzluktan dönmesini temenni ediyoruz.”

Üniversitelerde protesto eylemleri var
Öte yandan, D.K’nin yaşadığı cinsel saldırı ve mahkemenin sanığı beraat ettirmesi Ankara’da üç üniversitede protesto edilecek. 28 Nisan Salı Günü Bilkent Üniversitesi’nde saat 12.45’de kampüs içinde Havuz’da, ODTÜ ve Hacettepe Üniversitelerinde ise yine kampüs içerisinde saat 16.30’da yürüyüş ve basın açıklamaları ile öğrenciler, “Cinsel saldırının cezasız bırakılmasını kabul etmiyoruz” diyecekler.




