Güven Park'taki 47 günlük eylemlerinin ardından 19 Eylül Gaziler Günü’nde 24 Saat’e konuşan terör gazisi Dr. Savaş Yücel, er gazilerin yaşadığı hak kayıplarına dikkat çekti. Yücel, “Şehitlerimiz ve gazilerimiz, yılda bir gün hatırlanacak değil, yılın her günü saygı, itibar ve vefayla anılacak bir emanettir” dedi. Ekim ayında taleplerinin karşılanmaması halinde Ankara başta olmak üzere farklı illerde yeniden oturma eylemleri yapacaklarını belirten Yücel, temel taleplerinin “emsal statü ve eşit maaş” olduğunu söyledi.

Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelen er şehit aileleri ve er gazilerin, rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarına sahip olma talebiyle Kurtuluş Parkı’nda sürdürdüğü 47 günlük oturma eylemi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın verdiği sözlerin ardından sonlandırıldı. Eylemin ardından 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla 24 Saat’e konuşan Gazi Yazar Dr. Savaş Yücel, mücadelelerinin kazanımlarını, karşılanmayan taleplerini ve bundan sonraki süreçte atılması gereken adımları anlattı.

Yücel, 47 günlük eylemin en büyük kazanımının er gazilerin yaşadığı sorunların kamuoyunda görünür hale gelmesi olduğunu belirterek, “Bu mücadelenin en büyük kazancı Türk Milletinin er gazilerin maddi ve manevi sorunlarını öğrenmesi ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıların bilinmesi, ulusal ve uluslararası camiada seslerinin ve feryatlarının duyulması oldu” dedi.

“Kazanım gibi görünenler 3 kalemden ibaret”

Eylem sürecinde bazı düzenlemeler yapıldığını ancak bunların temel taleplerini karşılamadığını ifade eden Yücel, yapılan düzenlemeleri şöyle sıraladı:

“Er terör şehit ailelerine 2’şer bin TL artış verildi, anne baba toplamı 28 bin TL’ye yükselerek asgari ücrete tamamlandı. (Muvazzaflarda maaşın tamamı paylaştırılıyor.) 1’nci dereceye düşen gazilere 11 bin 400 TL, 3600 ek gösterge farkı yansıdı. Bu sayı da 2 bin 500 civarında olan er terör gazilerinin yaklaşık 3’te birine denk geliyor. Daha önce terör er gazilerinin sakatlıkları ilerlemesine rağmen 41 yaşına kadar olan yaş dönemi sakatlık derecesine giriyor, bu yaştan sonra sakatlık derecesi artışı ilerlemiyordu. Er gazilerde bu yaş 55 yaş sınırına çıkarıldı.”

Yücel, buna karşın temel sorunlarının devam ettiğini belirterek, “Kazanım gibi gözüken ve hükümetin ballandıra ballandıra anlattığı gerçekler sadece basit 3 kalemden ibaret” ifadelerini kullandı.

“Temel talebimiz emsal statü”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın, Meclis açıldığında haklarının takipçisi olacağını söylemesinin ardından eylemlerini sonlandırdıklarını belirten Yücel, çözüm beklentilerinin doğrudan Cumhurbaşkanı ile görüşmek olduğunu ifade etti.

Yücel, “Sayın Oktay Saral’ın bize yapacağı en büyük iyilik bizi doğrudan ve aracısız, arada MSB ve Aile Bakanlığı personeli olmadan birebir ağızdan, Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştürmek ve gerçekleri açıkça anlatmak olmalıdır. Zira Sayın Cumhurbaşkanımıza gerçeklerin iletilmediği, saklandığını düşünüyoruz” dedi.

Yücel, “Yasal düzenleme Resmi Gazete’de yayınlandığı için Sayın Saral’ın, bizi Cumhurbaşkanımız ile baş başa görüşmek dışında, bize yapacağı bir şey yoktur. Bizim temel talebimiz ve tek talebimiz; MSB A Sınıfı Kariyer Uzman Memur statüsü ve haklarına emsal olarak nasıplandirilmadır” diye konuştu.

“Er gazilere yapılan üvey evlat muamelesi, ölümden sonra da geride kalan eşe ve aileye yansımaktadır”

Yücel, er gazilerin taleplerinin yalnızca maaş düzenlemesinden ibaret olmadığını belirterek altı temel başlık sıraladı. Bunların başında emsal statü ve eşit maaş talebinin geldiğini söyleyen Yücel, er gazilerin en düşük olarak MSB A Sınıfı Kariyer Uzman Memur statüsüne ve emsal haklarına nasıplandırılmasını istedi.

Yücel’in sıraladığı diğer talepler ise; Cumhurbaşkanlığına bağlı bağımsız bir Şehit ve Gaziler Başkanlığı oluşturulması, maaşların yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, kira yardımı, ikinci istihdam ve aile haklarının güvence altına alınması, gaziliğe özgü ÖTV ve KDV muafiyeti sağlanması, şehit ve gazi çocuklarının tamamına kamuda istihdam önceliği ve askerlik muafiyeti verilmesi ile er gazilerin dul eşlerine vefat eden gazinin maaşının yüzde 100’ünün bağlanması oldu.

Dul eşlerin maaşlarında da farklılık bulunduğunu belirten Yücel, “Muvazzaf personelin eşine, çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın, vefat eden rütbeli gazinin maaşının yüzde 100’ü dul aylığı olarak bağlanırken, er gazinin dul eşine yüzde 75’i, er gazinin eşi kamu görevlisi olması hâlinde ise yüzde 50’si bağlanmaktadır” dedi.

Yücel, “Görüldüğü üzere, er gazilere yapılan üvey evlat muamelesi, ne yazık ki ölümden sonra da geride kalan eşe ve aileye yansımaktadır” ifadelerini kullandı.

“Şehit şehit, gazi gazidir, görevdeyken yapılan ayrım yaralanma ve şahadet sonrası yapılamaz”

Er gaziler ile muvazzaf personel arasında farklılıkların bulunduğunu savunan Yücel, “Bizim düsturumuzda ve toplumun gözünde şehit şehit, gazi gazidir. Şehit ve gaziler arasında kışla ve emir komuta merkezi dışında rütbe ayrımı yapılamaz. Görevdeyken yapılan bu ayrım yaralanma ve şahadet sonrası yapılamaz” dedi.

Yücel, tedavi ve protez hizmetleri, istihdam, maaş, dul eşlerin hakları ve kira yardımı gibi alanlarda farklılıklar bulunduğunu belirterek, “Bu ayrım kaldırılarak tüm terör gazilerine yapılmalıdır” çağrısında bulundu.

“Bir gün değil, her gün vefa”

19 Eylül Gaziler Günü'nde yetkililere mesajını da paylaşan Yücel, gazilerin yalnızca belirli günlerde hatırlanmaması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Şehitlerimizin ve gazilerimizin değerini yalnızca takvimlere; 18 Mart Şehitler Günü ve 19 Eylül Gaziler Günü gibi anlamlı günlere sığdırmak, onların fedakârlıklarının büyüklüğünü dar bir zaman dilimine hapsetmektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, yılda bir gün hatırlanacak değil, yılın her günü saygı, itibar ve vefayla anılacak bir emanettir. Bizler görevimizi onurumuzla yaptık. Canımızı, kanımızı ve sağlığımızı bu milletin bağımsızlığı, vatanımızın bütünlüğü ve bayrağımızın özgürce dalgalanması uğruna ortaya koyduk. Hiçbir makamı, maaşı veya ayrıcalığı bu fedakârlığın karşılığı olarak talep etmedik.

‘Beklentiniz nedir?’ diye sorarsanız, cevabımız açıktır: Gaziliğimizin insan onuruna yakışır biçimde tanınmasını, haklarımızın eşitlik ve adalet temelinde korunmasını ve toplumda hak ettiğimiz saygıyı görmeyi istiyoruz.”

“Ben kırgın ama başı dik bir neslin sessiz haykırışıyım”

Kendisini “terör gazisi” olarak tanımlayan Yücel, mücadelesinin temelinde eşitlik, adalet ve saygı talebinin bulunduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

“Ben, bir terör gazisi olarak, yalnızca eşitlik, adalet ve saygı bekleyen; kırgın ama başı dik bir neslin sessiz haykırışıyım. Biz görevimizi yaptık. Şimdi sıra, şehitlerimizin ve gazilerimizin değerini bilmekte; onları bir gün değil, her gün yaşatmakta ve vefa borcunu insan onuruna yakışır biçimde yerine getirmektedir.

Çünkü şehide ve gaziye vefa, takvimde işaretli bir günün değil, milletçe taşınan bir vicdanın sorumluluğudur.

Çünkü şehit ve gazilere saygı, yalnızca bir tören görevi değil; devletin sorumluluğu, milletin vicdanı ve insanlığın ortak borcudur. Çünkü şehit ve gaziler; vurulduğu zaman değil, unutulduğu zaman ölürler.”

“Talepler karşılanmazsa daha güçlü bir toplulukla sokakta olacağız”

Ekim ayında Meclis’in açılmasıyla birlikte taleplerinin karşılanmasını beklediklerini, aksi durumda ise yeniden eylem sürecine gireceklerini açıklayan Yücel, “Ekim ayında talepler karşılanmaz ise; daha büyük ve güçlü bir topluluk olarak bir araya gelerek, ağırlık Ankara olmak üzere, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde oturma eylemleri yapma kararı alındı. Türk halkı her ilde bu tür eylemleri görecek" ifadelerini kullandı.

Yücel, çözüm için ise doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından dinlenmek istediklerini belirterek, “Benim en büyük dileğim; Sayın Cumhurbaşkanımızın sağduyusuyla vereceği bir talimatla, yalnızca başkomutanımız değil, aynı zamanda gazilerinin sesine kulak veren bir devlet başkanı iradesini göstermesidir. Bizleri aracısız dinlemesi, sorunlarımızı doğrudan öğrenmesi ve çözüm için sahiplenmesi, yıllardır beklediğimiz devlet vefasının en anlamlı göstergesi olacaktır” dedi.

“Talebimiz bir lütuf değil, adalet”

Yücel, şehit aileleri ve gazilere ilişkin hizmetlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı, güçlü ve yetkili bir Şehit ve Gaziler Başkanlığı çatısı altında toplanmasını önerdi.

Terör gazileri arasındaki eşitliğin sağlanması ve er gazilere MSB A Sınıfı Kariyer Uzman Memur emsali esas alınarak hak ve statü verilmesi taleplerinin Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirilmesini isteyen Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

Aziz İhsan Aktaş’a suikast soruşturması: Yılmaz ve Duman hakkında tahliye kararı
Aziz İhsan Aktaş’a suikast soruşturması: Yılmaz ve Duman hakkında tahliye kararı
İçeriği Görüntüle

“Bizim talebimiz bir lütuf değil, adalet; bir ayrıcalık değil, eşitlik; bir makam değil, devletin şehidine ve gazisine karşı sorumluluğunun gereğidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın doğrudan himayesi ve kararlı iradesiyle, yıllardır çözülemeyen sorunlarımızın hakkaniyet temelinde ele alınmasını ve kalıcı çözümlere kavuşturulmasını diliyoruz.”

Muhabir: Nur Yıldız