Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği’nde basın toplantısı düzenledi.
Basın mensuplarına konuşan Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti, kendisinin ise 86 milyonun Adalet Bakanı olduğunu" belirtti.
Gürlek, "Bu makamın sahibi değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği bu emanetin taşıyıcısıyım" dedi.
"Hukuk, dosyanın üzerindeki isme bakmaz"
Kimsenin dokunulmaz ve kanunlar karşısında imtiyazlı olmadığını belirten Gürlek, şunları kaydetti:
"Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk nerede sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize yapılanma görürse orada devreye girer. Dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar."
"Çocuklarımızın geleceği için üzerimize düşenleri kararlılıkla yapacağız"
Öte yandan, Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefini yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmediklerini vurguladı.
"Biz Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda adaletin yüzyılı olarak da görüyoruz" diyen Gürlek, şöyle konuştu:
Adaletin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün, farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz. Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var: Devletin suçla mücadele iradesi. Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef falan bütün suç odaklarının üzerine karlılıkla gidiyoruz. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarından torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabı kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz.
Mattia Ahmet Minguzzi evladımız, Atlas Çağlayan evladımız ve nice çocuklarımızın katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık. Çocukların suça sürüklenmesinde ve ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, TBMM tarafından geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarına kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımız güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz.
"Yolumuzdan şaşmayacağız"
Bizler yalnızca suçun ve suçunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisiyiz. Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz. Elimizden geldiğince operasyonlarımıza devam edeceğiz. Biz özellikle suçla mücadele konusunda büyük Türk milletinin hizmetindeyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın koyduğu irade son derece açıktır. Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir. Biz de bu iradenin gereğini hukuk içerisinde yerine getireceğiz. Devletten daha güçlü bir yapı yoktur. Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de yoktur.
Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz. Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerinin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız, sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarırsa çıksın yolumuzdan şaşmayacağız.
Türkiye, çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödedi. Binlerce evladımızı şehit verdik, nice anneler evladını toprağa verdi, nice çocuklar babasız büyüdü, nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi; Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti, hepsinden önemlisi kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye’de hedefi milletimizin sağ duyusu ve Gazi Meclisimizin iradesiyle yeni bir tarihi aşamaya taşınmıştır. Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda 468 oyla kabul edilmiştir. Tarihe geçecek, çok güçlü bir milli irade ortaya konmuştur.
"Mesele bütün vatandaşlarımıza daha huzurlu bir Türkiye bırakma meselesi"
Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor: Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladının teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil; üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarıyla anılma meselesidir. Mesele bir daha hiçbir Eren Bülbülümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmama meselesidir. Mesele bütün vatandaşlarımıza daha huzurlu bir Türkiye bırakma meselesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi hedefimiz Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, millî birlik ve beraberliğimizi daha güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamaktır.
Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır ve atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakârlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye’dir. Güçlü Türkiye’ye giden yolda, iç cepheyi güçlendirmektir. Yine Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi Türkiye hepimizin ortak paydasıdır, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde bulunmak mecburiyetindeyiz. Bu kendini Türk milletine ait hisseden herkes için milli bir ödevdir.
Türkiye bugün artık sorunlarını erteleyen ülke değil, sorunlarının üzerine giden bir ülkedir. Terör meselesinde de böyledir, suç örgütleriyle mücadelede böyledir, adalet sistemimizdeki eksikliklerde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz, nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz, nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde bunun karşısında olacağız. Adalet teşkilatımızı daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşlarımızın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceğiz.
"Şimdi önümüzde yeni bir dönem var"
Nihayetinde, milletimizin yıllardır hak ettiği sivil, demokratik ve kuşatıcı bir Anayasa hedefinden de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye Yüzyılı’nı geçmiş dönemlerin vesayet anlayışından kalan bir anayasal zemin üzerinde değil; milletin iradesini merkeze alan, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir hukuk düzeni üzerine inşa etmek istiyoruz. Bizim hedefimiz büyük ama bu milletin gücü, hedeflerinden daha büyüktür. Bir asır önce yokluk içerisinde istiklal mücadelesi veren millet, bugün kendi savunma sanayisini kuruyor, kendi teknolojisini üretiyor, dünyanın dört bir yanında söz sahibi olabiliyor. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, suç örgütlerinin hareket alanının yok edildiği, hukuk güvenliğinin güçlendiği, ekonomisiyle, üretimiyle ve insan kaynağıyla daha büyük hedeflere yürüyen Türkiye dönemi var. Biz buna inanıyoruz. Yeşil vatanımızı koruyacak, ülkemizde de suç örgütlerini yok edecek ve milletimizin huzurunu bozan iç ve dış mihraklara asla fırsat vermeyeceğiz.”





