10 Ekim 2015’te KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Demokrasi ve Barış Mitingi'ne katılmak üzere Ankara Garı önünde bir araya toplanan kalabalığa IŞİD tarafından bombalı saldırı düzenlendi. Birkaç saniye arayla düzenlenen çifte intihar saldırılarında 100'ü aşkın kişi hayatını kaybederken, yüzlerce kişi de yaralandı. 10 Ekim, Türkiye tarihinde en çok sivil ölüm gerçekleşen saldırı olarak kayıtlara geçti. Hayatını kaybedenler için üç gün ulusal yas ilan edildi.
Saldırıya ilişkin soruşturma yaklaşık 8 ay sonra tamamlandı, 36 kişi hakkında dava açıldı.
İddianamede IŞİD’in Türkiye sorumlusu İlhami Balı, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Yakub Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz, Hüseyin Tunç, Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Mehmet Kadir Cebael, Metin Akaltın, Savaş Yıldız, Burak Ormanoğlu, Suphi Alpfidan, Hasan Hüseyin Uğur, Bayram Yıldız, Kenan Kutval, Ahmet Güneş, Abdulhamit Boz, Cebrail Kaya, Ömer Deniz Dündar, Muhammet Zana Alkan, Walentina Slobodjanjuk, Mustafa Delibaşlar, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Nusret Yılmaz, Kasım Dere, Yakup Selağzı, Erman Ekici, Yakup Karaoğlu, Yakup Yıldırım, Esin Altıntuğ ve Hatice Akaltın sanık olarak yer aldı.
16 Sanık Yakalanamadı
14 sanığın “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “kasten öldürme”, “kasten öldürmeye teşebbüs”; 22 sanığın ise “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan cezalandırılması istendi.
Sanıklardan 16'sına saldırıdan bu yana ulaşılamadı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce iddianamenin kabul edilmesinin ardından sanıkların yargılanmasına 7 Kasım 2016’da başlandı.
Yargılama sırasında saldırının, birçok istihbari bilgiye rağmen gerçekleştiği ortaya çıktı.
Mağdurların avukatları, 20 Temmuz 2015'te Suruç'ta düzenlenen saldırının ardından kalabalık organizasyonlara yönelik IŞİD saldırılarının beklendiğini dile getirdi. Bu bilgilerin güvenlik güçlerine Eylül 2015'te bildirildiği, canlı bombaların isimleri ve resimlerinin bile belli olduğu ifade edildi. Gaziantep merkezli bir IŞİD hücresinin Türkiye içinde eylem arayışında olduğu, bu hücrenin kod adı "Ebu Ali" olan Yunus Durmaz tarafından yönetildiği, Durmaz’ın ise Suruç saldırısını gerçekleştiren isimlerle bağlantılı olduğu ifade edildi.
10 Ekim 2015’te Ankara’daki barış ve demokrasi mitingine yönelik IŞİD’in düzenlediği canlı bomba saldırısında yaşamını yitiren 104 yurttaş için anma töreni düzenlendi.
Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için Ankara'da bir araya gelenler Ulus Metro çıkışında buluştu.
Metro çıkışında saat 09:00'da toplananlar anma için katliamın yaşandığı Ankara Tren Garı önüne yürüdü.
Mehtap Sakinci Coşgun: "Suçla Bağlantısı Olan Herkes Gün Yüzüne Çıkacak Ve Herkes Hesap Verecek"
BirGün'ün aktardığına göre; basın açıklamasını 10 Ekim Barış Derneği Başkanı avukatı Mehtap Sakinci Coşgun okudu. Açıklamada şunlar kaydedildi;
"Bu ülkede barış, bu uğurda yaşamını yitiren 104 insan ve nicelerine adalet gelmediği sürece, barış tesis edilmiş olmayacaktır. 10 Ekim Barış Derneği olarak 10'uncu yılında başta adalet talebimiz olmak üzere, katliamları unutmayacağız. 10 yıldır adalet dedik. Ama artık öyle bir noktaya geldik ki kararlar sinir uçlarımıza dokunuyor. Suçla bağlantısı olan herkes gün yüzüne çıkacak ve herkes hesap verecek. Hukuka aykırı kararlara rağmen adalet istiyoruz. Bu ülkenin 104 insanının hayatını saymayan, bizi tümden yok etmeye çalışan bu sisteme de gitmediğimizi yeniden hatırlatıyoruz"
"Failleri Kesinlikle Bir Grup Işid Militanı Değil”
Coşgun şöyle devam etti:
“Bu katliamda dahli olan kamu görevlileriyle açık şekilde kamusal sorumluluğu bulunanlar yönünden yapmış olduğumuz tüm başvuru taleplerimiz reddedilirken biliyoruz ki, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın failleri kesinlikle bir grup IŞİD militanı olmadığı gibi 19 piyonun cezalandırılması ile de adaletin tecelli edilmesinden bahsedilemez.”
"Hesabı Sorulmadıkça Çok Daha Karanlık Dönemlerin Önü Açılır"
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptığı konuşmada, şunları kaydetti;
"Tam 10 yıl önce bu saatlerde bu meydanlar toplandık, barış, demokrasi için toplandık. O gün o meydanda bizlerin sesi, soluğu, nefesi kesilmek istendi. O meydanda bu ülkenin aydınlık geleceği, umutları söndürülmek istendi: O gün bizi o meydanda vuranlar barışı hedef aldılar. 10 yıldır hakikat mücadelesi veriyoruz, adalet mücadelesi veriyoruz. Bu katliamların hesabı sorulmadıkça çok daha karanlık dönemlerin önü açılır"
Yürüyüşe Polis Engeli!
Gar önündeki anmanın ardından kitle, Ankara Adliye’sine doğru 'Adalet Yürüyüşü' gerçekleştiriyor.
Yürüyüşe izin vermeyen polis kitlenin önüne barikat kurdu.
10 Ekim Gar Katliamı anmasına katılanların Gar'dan Adliye'ye yürüyüşlerine izin verilmedi.
Eylemciler ve polis arasında arbede yaşandı.




