Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre tüketici enflasyonu temmuz ayında aylık yüzde 1,78, yıllık bazda ise yüzde 31,75 olarak gerçekleşti. TÜFE'nin 12 aylık ortalaması ise yüzde 31,90 oldu. Açıklanan bu oranla birlikte ağustos ayında konut ve iş yeri kiralarında uygulanabilecek azami kira artış oranı da yüzde 31,90 olarak belirlendi. Böylece kira sözleşmesini ağustos ayında yenileyecek milyonlarca kiracı ile ev sahibi için yeni zam dönemi başlamış oldu.

TÜFE'nin 12 aylık ortalaması esas alınarak hesaplanan kira artış oranı doğrultusunda, 10 bin liralık bir kira bedeli 13 bin 190 liraya, 20 bin liralık kira 26 bin 380 liraya, 30 bin liralık kira ise 39 bin 570 liraya yükseliyor. Aynı hesaplamaya göre 50 bin liralık bir kira 65 bin 950 liraya, 100 bin liralık kira ise 131 bin 900 liraya çıkıyor. Kira artışları, TÜFE'nin 12 aylık ortalaması üzerinden belirlenmeye devam ederken, özellikle büyükşehirlerde yüksek kira bedelleri nedeniyle geçim sıkıntısı yaşayan dar ve sabit gelirli vatandaşların barınma yükü bir kez daha gündeme geldi.

Temmuz ayında uygulanan kira artış tavanı yüzde 32,03 olurken, ağustos ayında bu oran yüzde 31,90'a geriledi. Ancak oranlardaki sınırlı düşüşe rağmen, uzmanlar asıl sorunun mevcut kiralara uygulanacak zamdan çok, yeni kiraya verilecek konutlardaki yüksek başlangıç bedelleri olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle büyükşehirlerde kiralık konut arzının yetersizliği ve yüksek talep nedeniyle yeni kira bedellerinin vatandaşın gelir düzeyinin çok üzerine çıktığı belirtiliyor.

Ağustos ayı kira artış oranını ve piyasadaki son durumu değerlendiren Emlak Federasyonu Başkanı Nejla Aykaç ise mevcut sistemin kısa vadede mevcut kiracıları korusa da tek başına yeterli olmadığını söyledi. Kira artış oranının yüzde 15'i geçmemesi gerektiğini savunan Aykaç, kalıcı çözümün konut üretiminin artırılması, sosyal konut projelerinin hızlandırılması ve vatandaşın barınma hakkını güvence altına alacak sürdürülebilir konut politikalarının hayata geçirilmesinden geçtiğini ifade etti.

"Sorunun temelinde yüksek enflasyon ve yetersiz konut üretimi var"

Kira piyasasında yaşanan dengesizliğin birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını belirten Aykaç, yüksek enflasyon, inşaat maliyetlerindeki artış, arsa üretimindeki yetersizlik, göç hareketleri, deprem sonrası artan konut talebi ve uzun yıllardır yeterli sayıda yeni konut üretilememesinin piyasayı olumsuz etkilediğini ifade ederek şunları kaydetti:

"Yüzde 31,90'luk artış oranı, mevcut kiracılar açısından kısa vadede önemli bir koruma sağlamaktadır. Ancak asıl sorun kira artış oranından çok, yeni kiraya verilecek konutların başlangıç kira bedelleridir. Büyükşehirlerde birçok aile gelirinin yarısından fazlasını kiraya ayırmak zorunda kalıyor.

Dolayısıyla sadece artış oranını belirlemek yeterli değildir. Konut arzının artırılması, sosyal konut projelerinin hızlandırılması ve kira piyasasında dengeyi sağlayacak yapısal adımların atılması gerekiyor. Aksi halde mevcut kiracı korunurken yeni ev arayan vatandaş çok daha yüksek kira bedelleriyle karşılaşmaya devam edecektir.Ayrıca kıra artış oranı önerimiz yuzde 15 i de gecmemesidir.Sosyal devlet anlayışını gerçekten geliştirmeliyiz"

"Kira destekleri artırılmalı"

Yüksek kira bedelleri nedeniyle vatandaşların ev değiştirmekte zorlandığını ifade eden Aykaç, kısa vadede dar gelirli vatandaşlara yönelik kira desteklerinin artırılması, sosyal konut projelerinin hızlandırılması ve kamu arazilerinin uygun fiyatlı konut üretimine açılması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

"Kira piyasasındaki sorunun temelinde tek bir neden yoktur. Yüksek enflasyon, inşaat maliyetlerindeki artış, arsa üretimindeki yetersizlik, göç hareketleri, deprem sonrası oluşan konut talebi ve uzun yıllardır yeterli sayıda yeni konut üretilememesi bu tabloyu oluşturdu.

Bunun yanında kayıt dışı kiralamalar, gerçek piyasa verilerine ulaşılamaması ve yatırım amaçlı konutların uzun süre boş tutulması da piyasayı olumsuz etkiliyor.

Artık günü kurtaran tedbirlerden çok, konut üretimini teşvik eden ve yatırımcı ile kiracıyı birlikte koruyan uzun vadeli bir konut politikası oluşturulmalıdır. "

Ev sahipleri ve kiracılar dikkat: Tahliye taahhütnamesinde bu ayrıntı önemli

"Dar gelirli vatandaş için kira destekleri artırılmalı"

Kısa vadede dar gelirli vatandaşlara yönelik kira desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Aykaç, sosyal konut projelerinin hızlandırılması ve atıl durumdaki kamu arazilerinin uygun fiyatlı konut üretimine açılmasının önem taşıdığını söyledi.

Aykaç, "Dar gelirli vatandaşın barınma hakkını koruyacak sosyal politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Sosyal konut üretiminin hızlandırılması ve kamu kaynaklarının bu doğrultuda değerlendirilmesi, kira baskısını hafifletecek önemli adımlar arasında yer alıyor" diye konuştu.

"Üretimi artırmadan fiyatları kalıcı olarak düşüremeyiz"

Konut piyasasında kalıcı çözümün ancak uzun vadeli politikalarla sağlanabileceğini vurgulayan Aykaç, Türkiye'nin sürdürülebilir bir ulusal konut politikasına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Konut üretiminin artırılması, kira piyasasının dijital sistemlerle şeffaflaştırılması, boş konutların ekonomiye kazandırılması ve yerel yönetimlerle merkezi idarenin ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Aykaç, "Sorunu sadece kira artış oranını değiştirerek çözmemiz mümkün değildir. Üretimi artırmadan fiyatları kalıcı olarak düşürmek mümkün olmaz" ifadelerini kullandı.

Ev sahipleri ve kiracılar dikkat: Tahliye taahhütnamesinde bu ayrıntı önemli-1

Borsa İstanbul günün ilk yarısını yükselişle tamamladı: BIST 100 endeksi 13.482 puan seviyesinde
Borsa İstanbul günün ilk yarısını yükselişle tamamladı: BIST 100 endeksi 13.482 puan seviyesinde
İçeriği Görüntüle

"Kalıcı çözüm ulusal konut politikasından geçiyor"

Kira artışlarının yalnızca TÜFE oranına bağlanmasının yeterli olmadığını belirten Aykaç, bölgesel kira endeksleri, konutun yaşı, enerji verimliliği ve bulunduğu bölgenin özelliklerini dikkate alan yeni bir model önerdi:

"Sağlıklı bir kira piyasası, taraflardan yalnızca birini değil, hem kiracıyı hem de mülk sahibini koruyan dengeli bir sistemle mümkündür.

Biz Emlak Federasyonu olarak kira artışlarının sadece TÜFE oranına bağlanmasının tek başına yeterli olmadığını düşünüyoruz. Bölgesel kira endeksleri, konutun yaşı, enerji verimliliği, bulunduğu bölge ve piyasa koşulları da dikkate alınarak daha bilimsel bir model oluşturulabilir.

Ayrıca uzun süreli kira sözleşmelerini teşvik eden vergi avantajları, düzenli ödeme yapan kiracıyı ödüllendiren uygulamalar ve kira uyuşmazlıklarını hızla çözecek mekanizmalar kurulmalıdır.

Türkiye'nin ihtiyacı geçici müdahaleler değil; öngörülebilir, adil ve sürdürülebilir bir kira sistemidir. Bu süreçte devletin, yerel yönetimlerin, sektör temsilcilerinin ve akademik dünyanın ortak akılla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

"Konut, temel bir yaşam hakkıdır. Kira politikaları hazırlanırken ne kiracı mağdur edilmeli ne de mülk sahibi cezalandırılmalıdır. Kalıcı çözüm; daha fazla konut üretmek, piyasayı şeffaflaştırmak ve güven ortamını güçlendirmektir. Emlak Federasyonu olarak bilimin, verinin ve ortak aklın rehberliğinde geliştirilecek her çözümün destekçisi olmaya devam edeceğiz.

Bugün artık yalnızca asgari ücretli ya da emekliler değil; birçok memur, öğretmen, polis ve kamu çalışanı da kira ödemekte zorlanıyor. Bu tablo, kira meselesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

Her vatandaşın ev sahibi olması elbette mümkün olmayabilir. Ancak herkesin güvenli, sağlıklı ve gelirine uygun bir konutta yaşayabilmesi, sosyal devlet anlayışının temel gereklerinden biridir. Bu nedenle Türkiye'nin en önemli gündemlerinden biri, kiralık konut arzının artırılması ve erişilebilir kira politikalarının hayata geçirilmesi olmalıdır.

Türkiye'nin bugün en büyük ihtiyacı, ev sahibi sayısını artırmaktan önce, vatandaşın kiraya erişimini kolaylaştıracak sürdürülebilir bir konut politikası oluşturmaktır. Barınma lüks değil, Anayasa'nın da güvence altına aldığı temel bir haktır. Eğer bugün kira ödeyebilmek bile milyonlarca aile için ciddi bir mücadeleye dönüşmüşse, artık konut politikalarını bütüncül bir anlayışla yeniden ele almanın zamanı gelmiştir.

Emlak Federasyonu olarak inanıyoruz ki; kalıcı çözüm, yalnızca kira artış oranlarını tartışmak değil, kiralık konut arzını artıran, üretimi teşvik eden, yatırımcıyı küstürmeyen ve vatandaşın barınma hakkını güvence altına alan dengeli politikaları hayata geçirmektir."

Muhabir: Nur Yıldız