Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve ekonomik risk algısının tırmandığı bir dönemde, Ankara Sanayi Odası'ndan (ASO) Türkiye'nin stratejik üretim gücünü artıracak köklü bir kurumsallaşma önerisi geldi. ASO'nun haziran ayı oda meclisi ile 2. ve 3. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) müteşebbis heyet müşterek toplantısı, Oda binasında geniş bir katılımla gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında sanayicilere hitap eden ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel imalat sanayindeki dönüşümü, teknoloji rekabetini ve Türkiye'nin makroekonomik yol haritasını değerlendirdi.
"Üretimin yeri değiştiğinde, gücün merkezi de değişir"
Yılın ilk yarısında jeoekonomik ve politik kopuşların derinleştiğini, ekonomik karar alma süreçlerinin daha kırılgan hale geldiğini belirten Seyit Ardıç, dünya ekonomisindeki değişimin sadece büyüme, enflasyon ve faiz üçgeninde okunamayacağını söyledi. Dönüşümün merkezinde sanayi ve teknolojinin yer aldığını vurgulayan Ardıç, imalat sanayindeki küresel pay grafiklerine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"1990'da dünya imalat sanayinden yüzde 3 payı olan Çin, bugün tek başına küresel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Aynı dönemde ABD'nin payı 23'ten yüzde 16'ya, Japonya'nın payı yüzde 13'ten yüzde 5'e, Almanya'nın payı yüzde 9'dan yüzde 4'e gerilerken, Türkiye'nin payı ise yüzde 0,86'dan 1,3'e çıktı. Bu bir muhasebe tablosu değil, dünyanın güç ekseninin değiştiğini gösteren bir haritadır. Çünkü üretimin yeri değiştiğinde, gücün merkezi de değişir. Fabrikalar nereye kayarsa teknoloji orada birikir, tedarik zincirleri nereye bağlanırsa finans, lojistik, savunma ve diplomasi de oraya göre yeniden şekillenir. Bir zamanlar Atlantik dünyasının kontrolündeki üretim düzeni, bugün büyük ölçüde Asya-Pasifik eksenine kaymış durumda."
Sanayisi güçlü olmayan devletlerin küresel arenada uzun süre direnç gösteremeyeceğini ifade eden ASO Başkanı, "Sanayisiz bir ekonomi, köksüz bir ağaç gibidir, gövdesi ne kadar heybetli görünürse görnsün, ilk sert fırtınada devrilir" benzetmesinde bulundu.
"Savunmadaki planlı yapı sağlıkta da geliştirilebilir"
Konuşmasında Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) dağınık duran milli kabiliyetleri ortak bir hedefe bağlamadaki başarısını örnek gösteren Ardıç, tıbbi cihaz ve ilaç sanayisinde de benzer bir çatı kuruluşa ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Ardıç, stratejik kurumsallaşma modelini şu sözlerle önerdi:
"Savunmada nasıl planlı bir yapı kurduysak, sağlıkta da aynı stratejik bakışı geliştirebiliriz. Güçlü bir koordinasyon ve yönlendirme yetkisine sahip, 'Sağlık Endüstrisi Başkanlığı' tıbbi cihazdan biyoteknolojiye, ilaçtan tıbbi yazılıma, sağlık teknolojilerinden sarf malzemelerine kadar geniş bir alanda kamu alımlarını, yerli üretimi, AR-GE desteklerini, yatırım teşviklerini ve ihracat hedeflerini tek bir vizyonda birleştirebilir. Böylece arz-talep dengesi daha sağlıklı yönetilir, kritik ürünlerde dışa bağımlılık azalır, firmalarımız ölçek büyütür, teknoloji geliştirir ve küresel pazarda daha güçlü bir konuma yükselir."
Türkiye'nin sağlık alanında ihtiyaç duyduğu yetkin firma, üniversite, teknopark ve AR-GE merkezlerine halihazırda sahip olduğunu dile getiren Ardıç, kurulacak bir "Sağlık Endüstrisi Başkanlığı"nın bu ekosistemde mimarlık görevi üstlenebileceğini kaydetti.
"Sanayiciyi ayakta tutmak geleceği teminat altına almaktır"
Zenginliğin ithalatla değil; fabrikada, laboratuvarda ve atölyede inşa edilebileceğinin altını çizen ASO Başkanı Seyit Ardıç, üretimin sürdürülebilirliği için sanayicinin korunması gerektiğine vurgu yaparak konuşmasını şu doğrudan alıntıyla tamamladı:
"Bugün gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor, sanayicinin kazanması, bir firmanın karından çok daha fazlasıdır. Sanayici kazandığında yatırım yapar, istihdam üretir, ihracatı büyütür, vergi öder, teknolojiye yatırım yapar ve ülkenin üretim gücünü ayakta tutar. O halde sanayiciyi ayakta tutmak, ülkemizin geleceğini teminat altına almaktır. Aslında ülkemizin elinde, güçlü bir potansiyel var, girişimcimizin cesareti, sanayicimizin emeği, gençlerimizin aklı. Bize düşen, bu gücü dağınık bırakmamak, onu tek bir hedefte, üretimde buluşturacak aklı ve iradeyi ortaya koymaktır."


