Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Yıllık Toplantısı, bu yıl 18-19 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara’da Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Avrupa genelinden 42 gazeteci sendikası ve meslek birliğinin 85 temsilcisini bir araya getiren ve ana teması "Kuşatma Altındaki Gazetecilik" olarak belirlenen etkinlik, küresel krizlerden yapay zekaya, sendikal haklardan basın özgürlüğü ihlallerine kadar mesleğin geleceğini tehdit eden kritik sorunları ve çözüm önergelerini masaya yatırdı.
Toplantıya Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'nun (IFJ) yeni seçilen başkanı Zuliana Lainez de katıldı. Açılışta konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Türkiye’de gazetecilerin kamu yararına yaptıkları haberler nedeniyle uzun zamandır yüksek bedeller ödediğine dikkat çekerek, delegelere "En çok ihtiyaç duyulduğunuz anda geldiniz" sözleriyle seslendi.
Toplantının ilk gününde düzenlenen "Gazeteciliğin Küresel Krizi" konferansında, dijital platformların ve yapay zekanın sektöre etkileri geniş yer buldu. Toplantı boyunca farklı ülkelerde yaşanılan siyasi, ekonomik ve etik sorunlara karşı gazetecilerin verdikleri meslek mücadelesi ise 'gazetecilerin sınırlar ve hükümetler üstü aynı bir halk' olduğu izlenimini sundu. Sorunlar arasında 'hükümetlerin basın kartlarına müdahalesi' gibi uzun süredir tartışılan konular olduğu gibi teknoloji tekellerinin doğru bilgi ve habere erişime müdahalesi gibi günümüzün sorunları yer aldı.
Teknolojide tekelleşmenin gazeteciliğe etkileri gündeme geldi
Google’ın "AI Overviews" sisteminin arama sonuçlarında doğrudan yanıtlar sunarak orijinal kaynakların görünürlüğünü yüzde 40'a varan oranlarda düşürdüğü ve reklam gelirlerini baltaladığı belirtildi. EFJ, platformların "tarafsızlık" ayrıcalığının kaldırılması ve Avrupa Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında daha sıkı denetlenmesi için lobi faaliyeti yürüteceğini ilan etti. Amnesty International’ın "Büyük Teknoloji ile Bağları Koparmak" raporuna atıfta bulunularak, Alphabet, Meta, Microsoft, Amazon ve Apple gibi devlerin bilgi ekosistemini tekilleştirdiği vurgulandı. X (eski adıyla Twitter) gibi platformların siber taciz ve sahte haber yatağına dönüştüğü ifade edilirken, EFJ Steering Committee’ye üyelerin Amerikan platformlarına alternatif iyi uygulamaları teşvik etmesi görevi verildi. Sosyal medya fenomenleri ve influencer'ların haber ekosistemindeki ağırlığının göz ardı edilemeyeceği belirtilerek, mesleğin etik DNA'sını bu yeni alanlara ihraç edecek bir "Avrupa Katılım Yol Haritası" hazırlanması kararlaştırıldı.
Toplantıda Avrupa'nın dört bir yanındaki kriz bölgeleri ve hak ihlalleri de ele alınarak 36 karar ve bildiri kabul edildi.
Avrupa'da çok dilli yayınlara destek
Deutsche Welle’nin bütçe kısıntıları gerekçesiyle Yunan dilli yayın servisini 1 Ocak 2027 itibarıyla sonlandırma kararı ve WDR’nin yarım asırlık Köln Radyosu geleneğini barındıran Cosmo Türkçe dahil çok dilli radyo yayınlarını bitirme planı protesto edildi. Çok dilli yayıncılığın göçmen topluluklar ve demokrasi için elzem olduğu hatırlatıldı.
Hükümetin Çek Televizyonu ve Çek Radyosu'nun lisans ücretlerini kaldırarak bütçeyi devlete bağlama ve gelirleri 2008 seviyesine dondurma girişimi, kamu yayıncılığını finansal baskıyla ele geçirme çabası olarak nitelendirildi.
Yerel basındaki çölleşme de konuşuldu
Fransa, İsviçre, İngiltere ve Almanya’da yerel basının ağır bir istihdam kriziyle karşı karşıya olduğu; sadece 2026 başından bu yana Fransa'da 640'tan fazla gazetecinin işten çıkarıldığı belirtildi. EFJ, yerel basının "haber çöllerine" (news deserts) dönüşmesini engellemek için devlet desteklerinin istihdamı koruma şartına bağlanmasını talep etti. Fransa'daki meslektaşların 18 Haziran'da Paris'te düzenlediği ve bin kişinin katıldığı yürüyüşe tam destek verildi.
Rusya tarafından yasa dışı şekilde gözaltında tutulan en az 28 Ukraynalı gazetecinin durumu gündeme getirildi. EFJ ve UNESCO desteğiyle kurulan Ukraynalı Gazeteci Dayanışma Merkezleri'nin üstlediği hayati görev gündeme geldi. Toplantıya katılan eski siyasi mahkum, Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçisi Nariman Dzhelyal, dayanışmanın hayati önemine değindi. Uluslararası medya mensuplarının Gazze'ye güvenli, özgür ve bağımsız erişiminin sağlanması için Avrupa kurumlarına İsrail'e baskı yapma çağrısında bulunuldu.
Avrupa genelindeki SLAPP olarak bilinen kamuoyunu ilgilendiren konulara katılımı engellemeye yönelik stratejik davalar vakalarının yüzde 91.5'inin yerel düzeyde gerçekleştiği vurgulanarak, AB Anti-SLAPP Direktifi'nin ulusal yasalar karşısında kağıttan kaplan olmayacak şekilde, yerel vakaları da kapsayarak entegre edilmesi istendi. Sırbistan’da son iki yılda 389 basın özgürlüğü ihlali belgelenirken, gazeteci Veran Matić’e yönelik saldırılar kınandı.
Genç gazeteciler için 'bilgi bankası' oluşturulacak
Rapordaki 1 numaralı karara göre EFJ, geleceğin medya iş gücünü korumak ve gençleri sendikalara çekmek amacıyla yeni adımlar atıyor. Bu kapsamda Ekim 2026 - Eylül 2028 tarihleri arasında yürütülecek olan "Stand Up for Journalism" (SUJ-2) projesinin bulgularından yararlanılarak üye sendikaların gençleri işe alma ve organize etme konusundaki somut deneyimlerini paylaşabilecekleri bir "Avrupa Bilgi Bankası" kurulacak. Genç gazetecilerin sendikaların yönetim kademelerinde gerçek bir temsile sahip olmalarını sağlamak amacıyla bir "Etki için Eylem Planı" (Kılavuz ilkeler) geliştirilecek.
Kıbrıs'taki yeni akreditasyon sistemi Avrupa Konseyi'ne şikayet edilecek
Raporda, Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarının tek taraflı uygulamaları da eleştirildi. Kıbrıs Gazeteciler Birliği (UCJ) tarafından verilen profesyonel basın kartlarının tanınma derecesinin düşürülmesi ve bunun yerine Basın ve Enformasyon Dairesi (PIO) aracılığıyla hükümet kontrollü bir akreditasyon sisteminin getirilmesi kınandı. EFJ, Kıbrıs hükümetine bu kararı derhal iptal etme çağrısında bulundu. Ayrıca Avrupa Medya Hizmetleri Kurulu (EBMS), Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'ne bu konuda resmi bir şikayette bulunulması için Steering Committee'ye talimat verildi. Demokratik toplumlarda gazetecileri sertifikalandırma yetkisinin yürütme gücünde değil, meslek örgütlerinde olması gerektiği hatırlatıldı.
İtalya'daki basın grevine gazetecilerin yüzde 90'ı katıldı
İtalyan Basın Federasyonu (FNSI) ile gazete yayıncıları (FIEG) arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin kilitlendiği aktarılıyor. Sözleşmenin 10 yıldır yenilenmediği ve yayıncıların enflasyon oranında maaş artışı yapmayı reddettiği belirtildi. Ayrıca yapay zeka kullanımı konusunda sendikaya danışılmaması üzerine İtalya'daki gazetecilerin yüzde 90'ından fazlasının katıldığı 3 günlük bir grev gerçekleştirildi. EFJ Yıllık Toplantısı, İtalyan meslektaşlarının adil ücret ve toplu sözleşme mücadelesine tam destek verdiğini ilan etti.
Gazetecilerin telif hakları gündeme getirildi
12 Mayıs 2026 tarihinde Avrupa Birliği Adalet Divanı, İtalyan İletişim Düzenleme Kurumu'nun (AGCOM) açtığı davada tarihi bir karar verdi. Karara göre, dijital platformlar telif hakkı kapsamında yayıncılara adil bir ücret ödemek ve bu ücretin hesaplanması için gerekli verileri sağlamakla yükümlü kılındı. AB Telif Hakkı Direktifi, platformların yayıncılara ödediği bu paranın bir kısmının doğrudan gazetecilere ve yazarlara aktarılmasını öngörüyor. EFJ, bu direktifin tüm üye ülkelerde tam ve eksiksiz olarak uygulanması için AB organları nezdinde takibe devam edecek.
Kanallara kesilen ağır cezalara tepki
Kosova Bağımsız Medya Komisyonu'nun (IMC), ülkenin ana televizyon kanallarına son iki ay içinde toplamda 60 bin avroyu aşan rekor cezalar kestiği raporda belgelendi. Siyasi tartışma programlarında iktidar partisi milletvekillerinin eleştirilmesi üzerine verilen bu cezaların, muhalif sesleri kısmaya yönelik bir gözdağı olduğu vurgulandı. Hatta bir kurul üyesinin, en çok izlenen tartışma programlarından birinin tamamen yasaklanmasını talep ettiği aktarıldı. İktidar partisi Vetevendosje'ye gazetecileri karalama kampanyalarına son verme çağrısı yapıldı. Kosova Parlamentosu Medya Komitesi'nin, regülatör (IMC) üyelerini acil duruşmaya çağırması talep edildi.
Bosna Savaşı'nda ödül alan fotoğraf tartışma yarattı
Toplantıda geçmişe dönük çok önemli bir etik bir tartışma da gündeme geldi. Bosna Savaşı sırasında Müslüman bir sivil esir olan Husein Kršo’nun infaz edilme anını fotoğraflayan Bojan Stojanović’e 1993 yılında verilen "World Press Photo Spot News" ödülünün iptal edilmesi istendi. O dönem fotoğrafın "Sırp mülteci konvoyuna ateş açan bir Müslüman keskin nişancı" olarak yanlış bir alt yazıyla sunulduğu, ancak esirin sivil olduğunun kanıtlandığı belirtildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki ifadeler ve yapılan araştırmalar, Sırp polisinin bu infazı propaganda amaçlı fotoğraflanması için önceden organize ettiğini gösteriyor. EFJ, Dünya Basın Fotoğrafı (World Press Photo) kurumuna ödülü iptal etmesi ve kurbanın ailesinden resmi olarak özür dilemesi çağrısında bulundu.
Savaş muhabirlerinin çalışma koşulları için talepler sıralandı
Çatışma bölgelerinde görev yapan muhabirlerin güvenliği için işverenlere yönelik çok katı yaptırımlar içeren bir protokol kabul edildi. Medya kuruluşlarının, savaş bölgelerine göndereceği tüm gazetecilere her 3 yılda bir yenilenmek üzere zorunlu eğitim vermesi talep edildi. Bu eğitimlerin ilk yardım, kriz yönetimi, risk değerlendirmesi, kurşun ve patlamalardan korunma, dijital güvenlik ve travma yönetimini kapsaması; kurşun geçirmez yelek ve kask gibi koruyucu ekipmanların işveren tarafından eksiksiz sağlanması zorunlu tutuldu.
La Croix muhabiri Augustine Passilly'nin 12 Haziran'da Etiyopya'dan, Radio France muhabiri Alice Froussard'ın ise 10 Haziran'da İsrail güvenlik güçleri tarafından sınır dışı edilmesi Fransız gazetecilerce gündeme getirildi. Buna karşı EFJ, çoğu zaman hiçbir sosyal güvencesi olmadan tehlikeli bölgelere gönderilen yabancı muhabirler ve serbest çalışanlar için Avrupa hükümetlerini daha koruyucu bir yasal çerçeve oluşturmaya çağırdı. Medya sahiplerinin de bu çalışanlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği hatırlatıldı.
Meslek birliklerinin iş birliği Avrupa'nın da gündeminde
Türkiye'de basın meslek birliklerinin bir arada hareket etmesine yönelik tartışmalar sürüyor. Gazeteciler Cemiyeti bu anlamda Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti,KESK Haber-Sen, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın da yer aldığı Medya Dayanışma Grubu'nun paydaşları arasında yer aldı. Medya Dayanışma Grubu, gazetecilerin maruz kaldığı hak ihlallerine yönelik ortak ses çıkarma noktasında birleştiği gibi her son dört yıldır Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde düzenlenen Medya Konferansı'na katılarak, Türkiye'de gazetecilerin yaşadığı sorunları masaya yatırıyor. Türkiye'de basın odalarının lağvedildiği 1946'dan beri gazetecilerin gündeminde olan 'çatı meslek örgütü' gündemi uluslararası anlamda da tartışma yaratabiliyor. Geçmiş dönemlerde yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle Avrupa'daki bazı gazeteci sendikaları Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'ndan (IFJ) ayrılmıştı. Mayıs 2026'da Paris'te yapılan IFJ Dünya Kongresi'nde kurumsal şeffaflık ve kapsayıcılık yönünde oybirliğiyle kararlar alındığı hatırlatıldı. EFJ Yıllık Toplantısı, yapay zeka ve kamu yayıncılığının tasfiyesi gibi küresel tehditlere karşı küresel sendikal birliğin şart olduğunu vurgulayarak, IFJ'den ayrılan tüm Avrupa sendikalarına "derhal yapıcı diyalog başlatma ve IFJ'ye yeniden katılma" çağrısında bulundu.
Gazetecilikte 'sertifikasyon' tartışması: Kim gazeteci, kim değil?
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün başlattığı "Journalism Trust Initiative" (JTI) gibi ücretli medya sertifikasyon/güvenilirlik etiketleri masaya yatırıldı. Bu sistemlerin ticari olduğu, bütçesi yetmeyen bağımsız medyayı dışladığı ve bazı ana akım medyanın bu etiketi almasına rağmen editoryal kadroları kestiği veya reklam veren çıkarı gözettiği belirtildi. Ayrıca, bu etiketlerin gelecekte platform algoritmaları tarafından kullanılarak etiketlenmemiş bağımsız medyayı tamamen "görünmez" kılma riski taşıdığı aktarıldı. EFJ, gazeteciliğin endüstriyel bir konserve üretimi olmadığını, bir zanaat olduğunu belirterek dışarıdan dayatılan sertifikasyon süreçlerini reddetti. Gazeteciliğin doğruluğunun ancak meslek örgütleri, medya sahipleri ve sivil toplumdan oluşan bağımsız "Basın Konseyleri / Etik Kurulları" (Özdenetim) aracılığıyla vaka bazlı incelenebileceği savunuldu. AB Agora programı gibi fonlara erişimde bu tarz etiketlerin ön şart yapılmasına karşı çıkıldı.
Kurum dışı çalışan gazetecilerin koşulları için özel ekip kurulacak
Medyada tekelleşme nedeniyle işveren sayısının azalması sonucu, kurum dışı çalışan gazetecilerin karşı karşıya kaldıkları güvencesizlik ve düşük ücretler de gündeme geldi. AB Rekabet Genel Müdürlüğü'nün kurum dışı çalışan gazetecilerin toplu sözleşme yapabilmesine izin veren yönergelerinin henüz sahada yeterli etkiyi göstermediği saptandı. 2025 yılında yayımlanan Serbest Gazeteci Hakları Bildirisi ışığında, ülkelerdeki toplu sözleşme yönergelerinin etkinliği değerlendirilecek. EFJ bünyesindeki Freelance Uzman Grubu (FREG) desteğiyle, üye sendikalar arasında etkili uygulamaların paylaşılması için "Freelancer Görev Gücü" (Task Force) kurulması kararlaştırıldı.
Haber kaynaklarının korunmasının önemine vurgu yapıldı
Estonya Parlamentosu, 2 Haziran 2026 tarihinde "Kriz Durumu ve Ulusal Savunma Yasası"nı kabul etti. Ancak bu yasa tasarlanırken Estonya Gazeteciler Birliği (EAL) veya hiçbir medya örgütüne danışılmadı. Yasada yer alan "bilgi nüfuz faaliyetleri" gibi muğlak kavramların, düşmanca dış müdahaleler ile meşru gazetecilik arasındaki çizgiyi sildiği; güvenlik güçlerine medya kuruluşlarını belirsiz süreyle kapatma yetkisi verdiği ve gazetecilerin haber kaynaklarının korunmasına dair hiçbir güvence içermediği belirtildi. EFJ, kriz anlarında bağımsız gazeteciliğin resmi devlet bültenine dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, Estonya makamlarına yasayı medya örgütleriyle birlikte gözden geçirme ve editoryal bağımsızlığı koruyacak değişiklikler yapma çağrısında bulundu.
Grev kararında yüzde 50 barajına karşı mücadele verilecek
Polonya'da Ringier Axel Springer (RASP), Agora ve Bauer gibi büyük yayıncılık gruplarının maliyetleri kısmak için deneyimli kadroları işten çıkardığı; sendikaların (Workers' Initiative ve Solidarity) protesto ve grev tehditleriyle kıdem tazminatlarını artırmayı başardığı aktarıldı. Ancak Polonya’daki mevcut iş kanununun yasal bir grev kararı için sadece sendika üyelerinin değil, tüm şirket çalışanlarının en az yüzde 50'sinin sandığa gitmesini zorunlu kıldığı, bunun da grev hakkını fiilen imkansızlaştırdığı belirtildi. Polonya'daki Workers' Initiative (IP) sendikasının bu bürokratik grev barajı kanununu değiştirmek için başlatacağı yasal kampanyaya EFJ ve Alman sendikası dju in ver.di tarafından tam destek verilmesi kararlaştırıldı.



