10 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete'de yer alan karara göre Anayasa Mahkemesi (AYM), evlenen kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören Nüfus Hizmetleri Kanunu hükmünün iptali talebini reddetti. Yüksek Mahkeme, düzenlemenin kadının hukuki statüsünü veya somut bireysel menfaatini doğrudan etkilemeyen, idare bünyesindeki "teknik bir kayıt yöntemi" olduğuna ve Anayasa'ya aykırı olmadığına oyçokluğuyla karar verdi.
İptal talebi İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden geldi
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi, bakmakta olduğu bir davada 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır" kuralının kadın-erkek eşitliği ilkelerine aykırı olduğunu belirterek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvuru gerekçesinde, kadının evlenirken baba hanesinden erkek eşin hanesine taşınmasının kadın aleyhine cinsiyet temelli ayrımcılık oluşturduğu ve insan haklarıyla bağdaşmadığı ileri sürüldü.
AYM: "İdare bünyesindeki teknik bir kayıt sistemi"
Anayasa Mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. (Hukuk Devleti), 10. (Eşitlik), 17. (Maddi ve Manevi Varlığı Koruma) ve 41. (Ailenin Korunması ve Eşitlik) maddelerine aykırı olmadığına karar verdi.
Yüksek Mahkeme'nin ret gerekçesinde nüfus kütüklerinin tutulmasının kamu hizmetlerinin kesintisiz ve düzenli biçimde yürütülmesine yönelik idari ve teknik bir altyapı hizmeti olduğu vurgulandı. Kararda nüfus kayıtlarının kanunen gizli tutulduğu ve yeni kimlik kartlarında aile kütüğü bilgilerine yer verilmediği hatırlatıldı. Bu doğrultuda, kaydın kocanın hanesine taşınmasının kadının toplumsal veya hukuki kimliğini doğrudan etkilemediği ve somut bir hak kaybı yaratmadığı kaydedildi.
Düzenlemenin esas itibarıyla idare bünyesinde yürütülen teknik bir kayıt yönteminden ibaret olması nedeniyle ayrımcılık yasağı çerçevesinde değerlendirilmesine imkan bulunmadığı ifade edildi.
5 üyeden karşı oy: "Ataerkil anlayışın devamı"
Karar, 5 üyenin karşı oyu ve oyçokluğuyla alındı. Karara katılmayan üyeler Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar kaleme aldıkları karşı oy gerekçelerinde erkek eş bakımından benzer bir kayıt taşıma zorunluluğu bulunmadığı, bu durumun evlilik birliği içinde cinsiyete dayalı doğrudan bir eşitsizlik yarattığı savunuldu.
Kadının kaydının önce baba, sonra koca hanesine taşınmasının kadını bağımsız bir birey olarak değil, erkeğe eklenen bir unsur olarak gören geleneksel anlayışın devamı olduğu ve Anayasa'nın 41. maddesindeki "eşler arası eşitlik" ilkesiyle çeliştiği ifade edildi.
Düzenlemenin Türkiye'nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve AİHM içtihatlarıyla da bağdaşmadığı belirtildi.


