Ankara’daki hak arama mücadelelerine ve açlık grevlerine, NATO Zirvesi nedeniyle ara vererek, memleketlerine dönen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru öğretmenler, polis şiddetine, gözaltı ve baskılara rağmen yeniden Ankara’da seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Öğretmenler ve öğretmen adayları “devletten ayrıcalık değil, elimizden alınan haklarımızı istiyoruz” diyor ve mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
İstanbul Üniversitesi mezunu coğrafya öğretmeni Damla Topuz, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 2022 yılında mezun olan ancak ataması yapılmayan öğretmen Şeyda Tefrul, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında verdikleri mücadeleyi ve neler istediklerini; emekli tarih öğretmeni İsmail Boyraz da sorunun tarihsel arka planını, ücret verilerini ve 2014'te taban maaşın kaldırılmasının sonuçlarını örnekleriyle 24 Saat’e anlattı.

MEB önünde bir kez daha haklarını istediler
Öğretmenlerle, Mithatpaşa Caddesi’ndeki Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) önünden MEB önüne yürüyüş ve buradaki basın açıklamalarından sonra konuştuk. Yıllardır çözüm bekleyen sorunların görmezden gelindiğini belirterek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenen ve farklı mağduriyetler yaşamalarına rağmen ortak talepler etrafında birleşen öğretmenler, kamuda liyakati tartışmalı hale getiren mülakat sisteminin kaldırılmasını, özel sektörde ise patronların insafına bırakılan çalışma düzenine son verilmesini istedi.
"Yusuf Tekin döneminde kaldırılan taban maaş bizi yoksulluğa itti"
Sekiz yıldır özel sektörde coğrafya öğretmeni olarak çalışan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi Damla Topuz, bugün yaşanan sorunların temelinde 2014 yılında, Yusuf Tekin'in Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olduğu dönemde, özel sektör öğretmenlerinin taban maaş güvencesinin kaldırılmasının bulunduğunu söyledi.
Topuz, bu düzenlemenin ardından binlerce öğretmenin asgari ücret ve hatta bunun altında çalışmaya mahkûm edildiğini belirterek, Bakanlığın yıllardır süren hak ihlallerine müdahale etmediğini şöyle ifade etti:
"Bakanlık, öğretmenlerin asgari ücretin altında çalıştırıldığını biliyor. Ancak 'Şikâyet gelirse değerlendiririz' diyerek sorumluluk almıyor. Oysa herkes biliyor ki bir öğretmen patronunu şikâyet ettiği gün işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor."
Haziran ayında okullar ve kurslar kapandığında işsiz kaldıklarını çünkü, kendilerine 10 aylık sözleşme dayatıldığını aktaran Topuz, “Eğer canları isterse Eylül'de tekrar girişimizi yapıyorlar. Bakanlık bunu da görüyor. 2 ay boyunca sigortası ödenmemiş, Haziran ayında çıkışı yapılmış, Eylül'de tekrar işe alınmış öğretmenin bulunduğunu görüyor ama yine ‘şikâyet yoksa biz bir şey yapamayız’ diyor. Eğer bakanlık bunu denetleyemezse sendika olarak biz denetleriz, buna hazırız” diye konuştu.

“Bakanlık denetlemiyor, hiçbir yaptırım uygulamıyor”
Bakanlığın denetlemediği gibi patronların kârını koruduğunu, onlara karşı hiçbir yaptırım uygulamadığını da aktaran Topuz, özel sektör öğretmenlerinin de 12 aylık sözleşmelerin yasal olmasını, belli süreli sözleşmelerin kaldırılmasını, süresiz sözleşme istediklerini söyledi. “Kamudaki özlük hakları bize de tanınsın istiyoruz. Kamudaki öğretmenlerle eşitlik istiyoruz. Çünkü aynı emeği veriyoruz, aynı derse gidiyoruz, aynı müfredatı anlatıyoruz ama biz asgari ücret alıyoruz. Taleplerimizin hiçbiri uygulanamayacak talepler değil. Sadece patronların kârı düşmesin diye yıllarca buralarda süründürüyorlar bizi” diyen Topuz, haklarını almadan gitmeyeceklerinin altını çizdi.
"Üç soruya doğru cevap verdim, mülakatla elendim"
Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu mülakat mağduru öğretmen Şeyda Tefrul ise mülakat sisteminin binlerce öğretmenin emeğini yok saydığını söyledi.
2023 KPSS'de derece yaptığını belirten Tefrul, mülakatta üç sorunun tamamını doğru cevaplamasına rağmen atama sıralamasında yüzlerce basamak geriye düştüğünü şöyle anlattı:
"Ben Van'da mülakata girdim. Aynı puanı alan adaylar farklı illerde çok daha yüksek mülakat puanları aldı. Ortak bir standart yoktu. Aynı sınava giren insanlar hangi komisyonda değerlendirildiğine göre kader yaşadı."
Yaklaşık üç buçuk yıldır sınav, mülakat, dava ve siyasi çözüm vaatleri arasında bekletildiklerini söyleyen Tefrul, her defasında umutlandırıldıklarını ancak hiçbir sözün tutulmadığını belirterek, “Nereden baksanız çok büyük bir eziyet bu. Bunun için biz de Ankara’ya geliyoruz. Farklı illerden, farklı bölgelerden buraya akın akın geliyoruz, hakkımızı arıyoruz” diye konuştu.
Tefrul şunları söyledi:
"Bize defalarca 'Haklarınız verilecek' denildi. Son olarak kanun teklifiyle sorunun çözüleceği söylendi. Artık atanacağımıza inanmıştık. Ama son anda, ‘önceki elenenlere emsal olmasın’ diye hakkımız tekliften çıkarıldı."

"Hak aradık, gözaltıyla karşılaştık"
Hak mücadelesi nedeniyle defalarca Ankara'ya geldiklerini anlatan Tefrul, 14 Haziran'da gerçekleştirdikleri 13 günlük açlık grevini ve son eylemlerde yaşanan polis müdahalelerini hatırlattı:
"Açlık grevindeyken, o aç vücudumuza biber gazları, portakal gazları sıkıldı. Geçen gün de 50 kişiden fazla gözaltı oldu bizde. Bu şekilde polis müdahalesine ve şiddetine maruz kalıyoruz. Bunların hepsi tamamen haklı olduğumuz için. Biz, bu güneşin, 50 derecelerde sıcakların altında memleketlerimizden kalkıp geliyoruz. Keyfimizden gelmiyoruz, hakkımız için buradayız, hakkımız için mücadele ediyoruz. Biz sadece haklarımızı istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz.”
2024 yılında bir süre ücretli öğretmenlik yaptığını, aldığı ücretin 23-24 bin lira kadar olduğunu, hatta bazı durumlarda 9 bin liraya kadar düştüğünü aktaran Tefrul, kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmalarına rağmen çok daha düşük ücretlere mahkûm edildiklerini söyledi.
"Farklı mağduriyetler, ortak talep: Hakkımızı verin"
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin insanca yaşayacak ücret ve güvenceli çalışma istediğini, mülakat mağdurlarının ise hak ettikleri atamaların yapılmasını talep ettiğini belirten Tefrul, her iki grubun da ortak bir adalet mücadelesi verdiğini söyledi.
Tefrul taleplerini şöyle özetledi: "Devletten lütuf istemiyoruz. Bize ait olan hakların geri verilmesini istiyoruz. Bugün özel sektör öğretmenleriyle aynı safta olmamızın nedeni de bu. Aynı yaranın etrafında buluştuk; hakkımızı istiyoruz."

"Bir zamanlar özel sektör öğretmenliği kamuya göre daha avantajlıydı"
Emekli tarih öğretmeni ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi İsmail Boyraz, bugün yaşanan tablonun yıllar içinde alınan siyasi kararların sonucu olduğunu söyledi. 1990 yılında öğretmenliğe başladığını anlatan Boyraz, o dönem özel dershanelerde çalışan öğretmenlerin kamu öğretmenlerinden daha iyi ücret aldığını belirterek, bugün gelinen noktayı "büyük bir hak kaybı" olarak değerlendirdi.
İlk görev yıllarında hem dershanede hem de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulda çalışma deneyimi yaşadığını anlatan Boyraz, "1991 yılında dershanede aldığım maaş, Milli Eğitim'de aldığım maaşın yaklaşık bir buçuk katıydı. Bugün ise tablo tamamen tersine döndü. En deneyimli özel sektör öğretmeni bile çoğu zaman kamudaki meslektaşı kadar ücret alamıyor. Yeni mezun öğretmenlere ise asgari ücretin yarısı düzeyinde teklifler yapılabiliyor" dedi.
Geçen yıl Ankara'da yaklaşık 900 sendika üyesi arasında ücretlere ilişkin bir anket yaptıklarını aktaran Boyraz, sonuçların öğretmenlerin yaşadığı ekonomik tabloyu ortaya koyduğunu şöyle ifade etti:
"Anketimize katılan öğretmenlerin yüzde 30'u asgari ücretin altında, yüzde 30'u asgari ücret düzeyinde, yüzde 40'ı ise bunun biraz üzerinde ücret aldığını belirtti. Buna rağmen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in 'Patronlarla görüştüm, öğretmenlerin çalışma koşulları düzelecek' yönündeki açıklamalarının sahada hiçbir karşılığı olmadı."
Boyraz, özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı hak kayıplarının en önemli nedenlerinden birinin, Yusuf Tekin'in Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olduğu dönemde 2014 yılında taban maaş uygulamasının kaldırılması olduğunu söyledi.
“Özel sektörde çalışma koşulları da ağır”
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin yalnızca düşük ücretlerle değil, ağır çalışma yüküyle de karşı karşıya kaldığını belirten Boyraz, kamu öğretmenlerinin haftalık zorunlu ders yükünün branşa göre 15 ila 20 saat arasında değiştiğini, özel okul ve kurslarda ise öğretmenlerin fiilen haftada yaklaşık 40 saat derse girdiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Özel okul öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarının yaklaşık iki katı ders yüküyle çalışıyor ancak çoğu zaman onların yarısı kadar ücret alıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil."
“Çözüm sendikal mücadele”
Çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğini vurgulayan Boyraz, öğretmenlerin sendikalı olması gerektiğini belirterek, "Öğretmenler tek tek işverenin karşısına çıktığında haklarını alamıyor. Ama birlikte hareket ettiklerinde çalışma koşullarını da ücretlerini de değiştirebiliyorlar. Bugün ihtiyaç duyulan şey, öğretmenlerin ortak mücadeleyi büyütmesidir" dedi.


