MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi’ne verdiği mülakatta "Terörsüz Türkiye" süreci, çıkarılan çerçeve yasa, bölgesel gelişmeler, hak ve özgürlükler ile Anayasal vatandaşlık kavramına dair açıklamalarda bulundu.
"Ortak zeminimiz anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır"
Bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasının önemine işaret eden Bahçeli, kategorik ve kolektif hak taleplerinin ulus devlet yapısına zarar vereceğini savunarak şunları kaydetti:
"Bireysel hak ve özgürlüklerin anayasada belirtilen istisnai durumlar dışında kısıtlanması söz konusu değildir. Bu yönüyle devlet-birey ilişkisini düzenleyen ve bireyi devlet gücüne karşı koruyan bireysel hak ve özgürlüklerin kategorik/kolektif haklar çerçevesinde mahiyetinin değişmesi, vatandaşlık kimliğinin içini boşaltan, devletin üniter ve milli yapısını zedeleyen, etnik ve mezhepsel siyasetin ayrıştırıcı diline hukuki bir koruma isteyen talepler demetine haiz olacaktır.
Terörsüz Türkiye, hak ve özgürlüklerin, demokratik gelişimin aynı zamanda da üniter milli yapımızın ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin teminat altında olduğu bir mutabakatı, milli birlik ve dayanışmayı mümkün kılan iklimi tesis edecektir. Bu bağlamda tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz. Bu ortak zemin Türk milletinin tarihi ve siyasi mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır. Hep birlikte Türkiye olmanın yolu, devletin üniter ve milli çatısı altında milli birlik ve beraberlik ruhuyla, toplumsal dayanışma ve kaynaşma arzusuyla bir arada yaşama iradesidir."
"PKK’nın açıklamalarında özerklik ve federasyon talebinin olmaması önemli bir adım"
Bahçeli, terörün ve şiddetin sona ermesinin demokratik siyaset alanını açacağını belirterek PKK'nın silah bırakma ve fesih sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple ‘ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset’ dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik.
PKK terörünün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına yönelik açıklamalarda ayrı bir devlet, federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almaması Türkiye’de yeni bir başlangıç için önemli bir adım olmuştur. Bu husus Türkiye’de etnikçi, mezhepçi ve Türk milli kimliğini aşındıran sair kimlikçi siyasetin de tasfiye edilmesini sağlayan bir gelişmedir."
Bahçeli, Türk vatandaşlığının birleştirici niteliğine dair, "Türk vatandaşlığı, Türkiye’de nesep asabiyetine dayanan etnik unsurları Türk siyasal aidiyetine bağlayan ve Türk kimliğini siyasal şemsiye formuna dönüştüren bir işleve sahiptir. Bu yönüyle vatandaşlık, ‘verili’ değil ‘iradî’ olup; her bir vatandaşın aidiyetini tahkim eden demokratik siyasetin birleştirici unsurudur" ifadelerini kullandı.
"Terörsüz Türkiye" hedefinin yalnızca iç güvenliği değil; ekonomik, diplomatik ve bölgesel istikrarı da kapsadığını belirten Bahçeli, "Türk barışı" kavramına dikkat çekti. Suriye, Irak ve Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesi, toprak bütünlüklerinin korunması ve illegal silahlı yapıların tamamen ortadan kaldırılması gerektiği kaydeden Bahçeli Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru (Yolu) ve enerji nakil hatlarının başarısının bölgedeki güvenlik ortamına bağlı olduğu ifade etti. Bahçeli Güvenlik harcamalarından tasarruf edilecek kaynakların eğitim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya yönlendirilmesinin sürdürülebilir kalkınmayı hızlandıracağı belirtti.
Bahçeli, Türkiye'nin terörle mücadeledeki deneyimini bölgesel barışın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştüreceğini belirterek, sürecin Cumhuriyetin ikinci yüzyılında güçlü devlet, güçlü ekonomi ve etkin dış politika hedeflerini sağlamlaştıracağını ifade etti.



