Bolu'daki Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargılanması talebiyle başlattığı "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" Ankara'da tamamlandı. Facianın ardından hukuki sürecin hızlandırılması amacıyla 11 Temmuz'da Bolu Adliyesi önünden yola çıkan Oktay Akişli’nin gerçekleştirdiği 186 kilometrelik yürüyüş, Ulus Atatürk Heykeli önünde kitlesel bir basın açıklamasıyla son buldu.
Yangında annesi Gülçin, ağabeyi Şenol ve 11 yaşındaki yeğeni Mina dahil olmak üzere toplam 8 yakınını kaybeden Yüksel Gültekin ile aynı faciada oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, yürüyüşün ardından düzenlenen ortak açıklamada kamu görevlileri hakkındaki soruşturmaların gecikmesine sert tepki gösterdi.
"Beni en iyi anlayacak kişi Cumhurbaşkanımızdır"
Yürüyüşü gerçekleştiren Oktay Akişli, güzergah boyunca güvenliğini sağlayan Bolu Valiliği, emniyet ve jandarma ekipleri ile kendisini yalnız bırakmayan ailelere teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Akişli, şu ifadeleri kullandı:
"Beni en iyi anlayacak tek kişi var. O da annesine benim kadar düşkün olan Cumhurbaşkanımızdır. Annesini kaybetmiş bir evlat var. Annesinin adaletini sekiz gündür o yollarda arayan bir evlat var. Bu sese kulak versin. Başka bir şey demeyeceğim."
"On aydır iddianame düzenlenmeyen dosya için talimat verin"
Faciada 8 yakınını kaybeden Yüksel Gültekin, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında yaklaşık 10 aydır iddianame hazırlanmadığını dile getirdi. Yalnızca hukuk sınırları içerisinde adalet aradıklarını belirten Gültekin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e şu sözlerle çağrıda bulundu:
"Sayın Bakanım, lütfen 2026 Türkiye'sinde, Cumhuriyet savcılığının dosyasında 'Bunlar birinci derece sorumludur' denildikten sonra 10 aydır iddianame düzenlenmeyen dosya için pazartesi günü talimat verin. Bizim derdimiz siyasi değil. Bizi yalnızca 78 ailenin yürek yangını bağlıyor."
Bakanlık yetkililerinin bugüne kadar kendilerine bir başsağlığı dahi dilemediğini ifade eden Gültekin, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Bunların arkasında, adını ağzıma almak istemediğim duyarsız, hissiyatsız, merhametsiz Turizm Bakanı var. Turizm Bakanı'nın arkasında kim var? Cumhurbaşkanı olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanı'nın gözünün içine baka baka, 'Bu olayın failleri mutlaka yargılanacak' dedi. Ya siz Cumhurbaşkanı'nı da mı dinlemiyorsunuz? Devlette nasıl bir çetesiniz? Devlette nasıl bir menfaat şebekesisiniz? Ben bunu anlamakta güçlük geçiyorum. Şunu söyleyeyim, biz bu işin peşini bırakmayız. Bakın, bugün Ulus'tan sesleniyoruz. Yarın gideceğimiz yer Turizm Bakanlığı'nın önü olacak. Bunu herkes bilsin."
Danıştay 9. Daire Başkanı Gençbay: "Eksik adalet, adalet değildir"
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, ana davanın sonuçlandığını ve Yargıtay aşamasına taşındığını hatırlatarak, kamu görevlileri yönünden sürecin tıkanmasına tepki gösterdi. Gençbay, devletin adaleti tesis etme gücünün bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
"Kartalkaya faciasındaki dosyamızda failler gözümüzün önündeyken bunlar yargının önüne çıkarılamıyorsa burada bir sorun vardır. Ama bu sorun devletten kaynaklanmıyor. Devlet yetkisini kullanan kamu görevlilerinden kaynaklanıyor. Devletin itibarını ayağa kaldırmak ve yargıya olan güveni artırmak için yürüdük. Adalet geciktirilemez. Eksik adalet, adalet değildir."
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın soruşturma izni vermemesi üzerine Danıştay 1. Dairesi'nin 25 Eylül 2025 tarihinde bu kararı kaldırarak dosyayı Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiğini anımsatan Gençbay, aradan geçen sürede hiçbir işlem yapılmadığını şu sözlerle eleştirdi:
"Ana davadaki bütün deliller ortada, bilirkişi raporunda sorumlular açıkça belirtilmiş durumda. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na soruyoruz, dosya neden 10 aydır bekliyor? Başsavcılık bırakın tutuklamayı, bu kişileri Bolu'ya getirip ifadelerini dahi almadı. SEGBİS üzerinden ifadeleri alındı. On aydır ortada ne iddianame var ne de açılmış bir dava."
"Sayın Bakan, Danıştay mahallenizin bakkalı değil"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ve İçişleri Bakanlığı'nın yargı kararlarını uygulamadığını savunan Danıştay Daire Başkanı Gençbay, Çalışma Bakanı'na yönelik şu ifadeleri kullandı:
"Ben hayatımda bunun kadar yargıyla dalga geçen, bunun kadar hukuku dikkate almayan bir bakan görmedim, tanımadım. Danıştay 1. Dairesi iki defa karar veriyor, 'Yanlış yapıyorsunuz' diyor Sayın Bakan. Daha önce görevden almış olduğunuz eski bir müfettişe soruşturma izni verip, 'gerçek sorumlularla ilgili bir değerlendirme yapmadan bu dosyayı buraya gönderemezsiniz' diyerek Danıştay 1. Dairesi dosyayı iki kez Çalışma Bakanlığı'na geri gönderiyor. O Çalışma Bakanı da iki kez aynı şekilde, görevden aldığı eski müfettiş hakkında soruşturma izni vererek, diğerleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme ve karar vermeden dosyayı gönderiyor. Sayın Bakan, Danıştay 1. Dairesi mahallenizin bakkalı değil. Yargı adına verilmiş bir kararı ciddiye almak zorundasınız."
İçişleri Bakanlığı'nın da eski valiler hakkındaki idare mahkemesi kararını bir yıldır uygulamadığını belirten Gençbay, "İdare mahkemesi kararlarını uygulamak anayasal bir görevdir. Uygulamamak ise anayasal bir suçtur. Devletin itibarını zedeleyen kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırılıncaya kadar bu mücadelemiz sürecek" dedi.
"Hesap verebilirlik devleti zayıflatmaz"
Yürüyüşün sonunda aileler tarafından okunan ortak metinde, hiçbir kamu görevlisinin hukuki sorumluluktan muaf tutulamayacağı beyan edildi. Bakanlıklara usule ilişkin engelleri kaldırma çağrısı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Hiçbir kamu görevlisi, hukuki sorumluluğunun araştırılmasından bağışık tutulamaz. Hesap verebilirlik devleti zayıflatmaz. Tam tersine devlete ve yargıya duyulan güveni güçlendirir. Güçlü devlet, eleştiriden korkan devlet değildir. Güçlü devlet; hukuku herkese eşit uygulayarak vatandaşının güvenini kazanan devlettir."



