Gülizar Biçer Karaca, Aysu Bankoğlu, Türkan Elçi ve CHP'li vekiller ile EMEP'li Sevda Karaca ve İskender Bayhan ile TİP'li Sera Kadıgil ve Ahmet Şık'ın da aralarında bulunduğu 26 milletvekilinin imzası ile Meclis’e verilen önerge ile Meclis Araştırması açılması istendi. Önergenin gerekçesi üzerine Gülizar Biçer Karaca konuştu.
Giderek artan kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri, kayıp dosyaları ve kadına yönelik şiddete vurgu yapılan CHP’nin önergesinde, “Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kaybolmasının ardından geçen altı yılı aşkın sürede ortaya çıkan delil karartma, delil yok etme, soruşturmanın belirli bir ihtimale sıkıştırılması, kamu görevlilerinin kasta ve ihmale dayalı sorumluluğu, dijital veriler ve haberleşme kayıtları üzerindeki müdahale iddiaları hatırlatıldı. Önergede ayrıca son günlerde yaşanan gözaltı, tutuklama, adli kontrol ve idari işlemlerin tüm yönleriyle incelenerek maddi gerçeğin ve tüm sorumluların adil biçimde ortaya çıkarılması istenerek, bunun için Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün ilgili maddeleri gereğinde Meclis Araştırması açılması istendi.

“Diğer önergelerin önüne alınsın” istemi
CHP, altı yıldır kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku dosyasının tüm yönleriyle araştırılması için verdiği Meclis Araştırması önergesini Genel Kurul gündemine taşıdı. Danışma Kurulu’nun toplanamaması üzerine CHP Grubu, önergenin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesini talep etti. Önerge, kamu görevlilerinin olası sorumluluğuna kadar geniş bir çerçevenin Meclis tarafından incelenmesini öngörüyor.
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından geçen altı yılı aşkın sürede dosyanın aydınlatılamadığı, aksine delil güvenliği, dijital veriler ve soruşturma süreçlerine ilişkin ciddi kuşkuların derinleştiği vurgulanan önergede, soruşturmanın ilk aşamalardan itibaren belirli bir ihtimale sıkıştırıldığı, özellikle “intihar” tezinin öne çıkarıldığı ve diğer ihtimallerin yeterince araştırılmadığı yönündeki eleştirilere yer verildi.
Dosyada ağır iddialar var!
Dosyada adı geçen bazı kişilerle ilgili işlemlerin gecikmeli yürütüldüğü, kamera kayıtları ve dijital verilerde boşluklar bulunduğu ve kamu görevlilerinin rolüne ilişkin iddiaların yeterince incelenmediğine yer verilen önergede, son dönemde ortaya çıkan tanık beyanlarında Gülistan Doku’nun bir eve götürüldüğü, cinsel saldırıya uğradığı, öldürüldüğü ve cesedinin gizlendiğine dair son derece ağır iddiaların bulunduğu da hatırlatıldı. Önergede, bu iddiaların henüz yargı kararıyla kesinleşmemiş olmakla birlikte soruşturmanın neden yeniden genişletildiğini gösterdiği de ifade edildi.
“Kamu görevlilerinin eylem ve ihmalleri de araştırılsın”
Önergede, dosyada yalnızca olası failler değil, aynı zamanda kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin de araştırılması istendi. Delil gizleme, dijital veri müdahalesi, haberleşme kayıtları üzerindeki işlemler ve soruşturmanın yönlendirilip yönlendirilmediği gibi başlıkların Meclis tarafından incelenmesi gerektiği belirtilen önergede, özellikle Gülistan Doku’ya ait SIM kartın kullanımı, bazı kayıtların silindiği iddiaları ve soruşturma sürecinde farklı kamu görevlilerinin rolüne ilişkin tartışmaların dosyanın kritik boyutları arasında olduğunun altı çizildi.

“Gülistan Doku sadece ailenin değil, Türkiye’nin meselesi”
Genel Kurul’da önergenin gerekçesini açıklayan Gülizar Biçer Karaca ise konuşmasında hem dosyanın seyrine hem de yıllar içindeki soruşturma pratiğine yönelik eleştirilerde bulundu. Karaca, konuşmasına Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun, “"Meclis’ten tek bir şey istiyoruz. Kardeşimin bir mezar taşına kavuşabilmesi için ve bu mesele sadece ve sadece Doku ailesinin değil, sadece Gülistan meselesi de değil, bu, artık Türkiye'nin meselesidir. Bu meselenin aydınlatılması için Gülistan Doku bir aracı olacaksa çok mutlu oluruz. Lütfen, oradaki 600 milletvekili bu önergeye 'evet' desin ve Türkiye'nin artık Gülistan Dokuların kaybettirilmesinden bir daha gündemi meşgul edilmesin" mesajını aktararak başladı ve “Bu mesele artık sadece bir aile meselesi değil, Türkiye’nin meselesidir” dedi.
Karaca, kamuoyunda sıkça dile getirilen “delil yok” söylemine karşı çıkarak, 2022 yılında yaptıkları saha çalışmasında bugün soruşturma kapsamında işlem yapılan birçok ismin o dönemde de tespit edildiğini söyledi. “Biz bunları o gün görebildiysek, dönemin savcıları ve emniyeti nasıl görmedi?” diye soran Karaca, soruşturmanın başından itibaren eksik yürütüldüğünü söyledi.
“Suç unsuru yok” denildi ama çok sayıda bulguya rastlandı
Konuşmasında 2020 tarihli Ulusal Kriminoloji Laboratuvarı raporuna vurgu yapan Karaca, söz konusu raporda olayın intihar olmadığına işaret edildiğini, buna rağmen dosyanın yıllarca “intihar” ihtimali üzerinden ilerletildiğini ifade etti. Aynı şekilde dijital delillerin incelenme sürecine de değinen Karaca, bazı materyallerin uzun süre bekletildiğini ve ilk incelemede “suç unsuru yok” denilen verilerde daha sonra çok sayıda bulguya ulaşıldığını da ifade etti.
Karaca ayrıca, hastane kayıtlarının ve bazı dijital verilerin akıbetine ilişkin soru işaretlerini de gündeme taşıdı. Emniyetin eline geçen kayıtların neden savcılığa iletilmediğini soran Karaca, olaydan kısa süre sonra yapılan ve üniversite kameralarının yönünün değiştirilmesini içeren ihbarın neden araştırılmadığını da sorguladı.

“Şüphelilerle kamu görevlilerinin irtibatı da araştırılsın”
Kamu görevlilerinin rolüne ilişkin iddialara da değinen ve Gülistan Doku’ya ait SIM kartın resmi süreç dışında incelendiği iddiasını hatırlatan Karaca, bu süreçte herhangi bir adli işlem yapılıp yapılmadığını sordu. Karaca, bazı şüphelilerle kamu görevlileri arasındaki temas iddialarının da araştırılması gerektiğini vurguladı.
Karacanın gerekçesini de açıkladığı Meclis Araştırma önergesi, Gülistan Doku dosyasını yalnızca bir kayıp vakası olarak değil; kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve cezasızlık tartışmaları bağlamında ele alıyor. Önergede, bu dosyanın benzer vakalar açısından emsal niteliği taşıdığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının yalnızca bu olay için değil, diğer dosyalar için de kritik olduğu ifade ediliyor.
Ancak önerge, diğer parti grupları adına konuşmaların ardından yapılan oylamada, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.





