Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), ikinci toplantısını gerçekleştirdi.
Parti kaynaklarından yapılan açıklamaya göre, CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın karşılıkları sonucunda Türkiye ekonomisinin maruz kalabileceği etkiler ve bu kapsamda atılması gereken adımlar ele alındı. Toplantıda ayrıca Avrupa Birliği’nin "Made in Europe" stratejisi ve CHP’nin bu alandaki yürüttüğü çalışmalar da gündeme geldi.
Saldırıların ekonomi üzerindeki etkileri değerlendirildi
Toplantıda, saldırıların Türkiye ekonomisine olası etkileri enerji, dış ticaret, tedarik zincirleri, lojistik, turizm, iç ticaret ve makroekonomik göstergeler açısından bütüncül şekilde değerlendirildi.
Dünyada petrol ve doğalgaz ticaretinde kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmaların da tartışıldığı toplantıda, enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol ve doğalgaz fiyatlarını hızlı şekilde artırdığı, yüksek enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye’de bunun büyüme, cari denge ve enflasyon üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği ifade edildi.
Toplantıda Türkiye’nin enerji politikasında hızlı şekilde atması gereken adımlar üzerinde durulurken, enerjide spot piyasalardaki oynaklığın yarattığı kırılganlığın azaltılması gerektiği vurgulandı.
Olası kriz ve şoklara karşı enerji tedariğinde kaynak çeşitliliğinin yanı sıra coğrafi çeşitliliğin de artırılması gerektiğine dikkat çekilen toplantıda, Körfez bölgesine bağımlılığı azaltmak için Azerbaycan ve Orta Asya boru hatlarının kapasitesinin artırılması, ABD ve Afrika’dan LNG tedarikinin genişletilmesi ve depolama altyapısının güçlendirilmesi önerildi.
AB ile entegrasyon ve “Made in Europe” stratejisi
Toplantıda ayrıca, Türkiye’nin AB’nin “Made in Europe” stratejisinde etkin rol almasını güvence altına almak amacıyla CHP’nin 3-4 Mart’ta Brüksel’de gerçekleştirdiği görüşmeler, Avrupa Komisyonu toplantısında ele alınan tasarı ve olası sektörel etkiler değerlendirildi.
Toplantı sonucunda, CHP’nin Türkiye’nin “Made in Europe” vizyonunda güçlü bir üretim ve eşit tedarik ortağı olarak yer almasını güvence altına almayı, Gümrük Birliği’ni kapsamlı şekilde güncellemeyi ve Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu demokrasi, kalkınma ve refah ekseninde derinleştirmeyi amaçlayan çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.



