CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, öğretmenlerin öğrencilerin kişisel verilerini ihlal etmesi ve sınıf içi paylaşımlar yapmasıyla ilgili olarak derhal idari ve hukuki süreç başlatılması çağrısı yaptı.
Özçağdaş, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen ve Eğitim-İş, Eğitim Sen, TÖB-SEN ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in katıldığı “Laik, Bilimsel ve Kamusal Eğitim Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz” başlıklı açıklamaya destek verdi.
"Siyasilerden güç alan zihniyet, küçük çocuklara kendi değerlerini dayatıyor"
Özçağdaş, konuşmasında Millî Eğitim Bakanlığı’nın anayasa ve yasa ihlalleri ile Cumhuriyet değerlerine yönelik saldırılara maruz kaldığını belirtti:
"Millî Eğitim Bakanlığı, AKP iktidarının en büyük saldırı alanlarından biridir. Siyasilerden güç alan bir zihniyet, küçük çocuklara kendi değerlerini dayatıyor."
Özçağdaş ayrıca bazı öğretmenlerin öğrencileri kendi siyasi propagandalarının aracı olarak kullandığını vurguladı. Çocukların ve ailelerin rızası olsa bile öğretmenlerin sınıf içi faaliyetleri dijital ortamda paylaşmaması gerektiğinisöyledi.
"Bu kişi ve bu kişiler bu gücü nereden buluyorlar? "
Özçağdaş, Millî Eğitim Bakanlığı’ndaki bazı personel atamalarını ve uygulamaları eleştirdi:
"Millî Eğitim Bakanlığı, AKP iktidarının en büyük saldırı alanlarından biridir. Burada sendikalardaki uzman öğretmenlerimizin çok net bir şekilde ortaya koyduğu bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Siyasilerden gücünü alan küçücük çocuklara kendi değer yargılarını empoze eden bir zihniyetle karşı karşıyayız. Son dönemde sadece bu örnek değil, başka örneklerde de bazı öğretmenlerin öğrencilerin bir içerik malzemesi olarak kullandıklarını kendi propagandaları için bir aktör haline getirdiklerini görüyoruz. Bu öğretmenlik mesleği açısından kabul edilebilir değildir. Çocukların ve ailelerin rızası olsa dahi hiçbir öğretmen çocuklarının sınıf içindeki faaliyetlerini dijital dünyada açıklamamalıdır. Bunu kendi siyasi düşüncelerinin açıklanması için bir araç olarak görmemelidir.
Bir bakanlık Cumhuriyet karşıtları tarafından ele geçirildiğinde, doğal olarak bundan güç bulanlar var. Bu kişi ve bu kişiler bu gücü nereden buluyorlar? Millî Eğitim Bakanı milletin Meclis'ine gelip, sizin tarikat, cemaat dediğiniz; bizim sivil toplum dediğimiz yapılara ÇED projesi adı altında alan açtığında, Millî Eğitim Bakanlığı bir siyasi partinin gençlik kollarını okullara protokolle soktuğunda, 45 çocuğa tecavüz edilen Ensar Vakfı’nın Karaman’daki yerinde soruşturma geçirmiş kişiyi Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürü yaptığında, beş çocuğu döven adamı Ankara’nın göbeğinde Yenimahalle İlçe Millî Eğitim Müdürü yaptığında, Bursa’da 'hocam' diye hitap ettiği kız çocuklarını ayrıştıran müdür yardımcısının odasına tekbirle giden kişiyi ödüllendirdiğinde bu yol açılmış oluyor zaten."
"Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmesi için tedbir alın"
Özçağdaş, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
"Kendinize emanet edilen çocukların kişisel verilerini ihlal eden, Cumhuriyet değerlerine dil uzatan, ayrımcılık yapan tüm MEB personelleri hakkında gerekli süreci başlatın. Okullarımızın, aydınlık geleceğimizin teminatı olan fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmesi için tedbir alın."
Özçağdaş, bakan ve kadrosuna olan güveninin düşük olduğunu belirterek, yine de sorumluluğu gereği çağrısını yapmak zorunda olduğunu dile getirdi.


