AKP'nin kuruluşunun 25. yılına özel düzenlenen miting, Ankara Millet Bahçesi'nde yapıldı. Program, şair Nazım Hikmet Ran'ın "Kuvâyi Milliye Destanı" şiirinden bir kesitin okunmasıyla başladı. Ardından Kuran tilavetine geçildi. Programda çalınan şarkılarda "Artık eski Türkiye yok", "Baharıyla yazıyla Türk'ü, Kürt'ü Laz'ıyla tek sevdamız Türkiye" ifadeleri yer aldı.
Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın miting alanına giriş yapmasının ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. Acar'ın konuşmasının ardından Erdoğan'ın siyasi hayatından kesitlerin yer aldığı kısa film izletildi.
Kısa film gösteriminin ardından kürsüye çıkan Erdoğan, şunları söyledi:
"Özellikle bu akşam gönlü bizimle atan, bu yolda beraber yürüdüğümüz ittifak ortağımız Devlet Bahçeli Beyefendi'ye partim ve tüm arkadaşlarım adına kalbi selamlarımı gönderiyorum.
Bugün çok özel, tarihi bir gün. AK kadrolar olarak çeyrek asrı devirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bizlere bugünleri gösteren, bu güzelliği bizlere yaşatan cenab-ı Allah'a sonsuz sonsuz hamdüsenalar ediyorum.
25. doğum günümüz kutlu olsun. AK Parti'mizin 25. kuruluş yıl dönemini ülke, millet, demokrasi ve tüm insanlığa hayırlı, uğurlu olsun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, cennetiyle cemaliyle inşallah müşerref kılsın diyorum.
"Bugüne kadar belki oyunu alamadığımız ama tercihlerini saygı ile karşıladığımız vatandaşlarımıza, demokrasimize yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür ediyorum"
Sandık her kurulduğunda bir bayram havasında sandıkları şenlendiren seçmenlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Bugüne kadar belki oyunu alamadığımız ama tercihlerini daima saygı ile karşıladığımız vatandaşlarımıza demokrasimize yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakı bünyesinde Türkiye'nin bekası, milletimizin istikbali uğrunda birlikte yol yürüdüğümüz ittifak ortaklarımıza dayanışmaları için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle çok özel hazırlanmış çiçek göndererek 25. yaşımızı kutlayan, tekrar MHP Genel Başkanı Bahçeli ile telefon etmek ve mesaj göndermek suretiyle heyecanımızı paylaşan siyasi partilerimizin değerli genel başkanlarına ayrıca teşekkür ediyorum.
25 yıl içinde birçok kardeşimizi fani dünyadan ebedi alemi uğurladık. Dava ve yol arkadaşlarımızdan ahirete intikal etmiş olanlara bugün bir kez daha cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.
"Bu partiyi millet kurdu, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu"
AK Parti 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu. Bu partiyi millet kurdu, sizler kurdunuz, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu. Türkiye'nin önünü göremediği bir dönemde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla yola revan olduk. Sorunlar çözümsüz, çözümler imkansız değildir dedik. Bizim çözüm önerilerimiz, reçetemiz, udumuz, heyecanımız, gayretimiz var dedik. Söz de karar da milletindir dedik. Partimizi kurduktan sadece 15 ay sonra 3 Kasım 2002'de seçime girdik, milletimizin teveccühüyle tek başımıza iktidara geldik. Ne dediler? Yapamazlar dediler. Yaptık, hem de en güzelini yaptık. Türkiye'yi rahatlattık, umudu çoğalttık. En başta Türkiye'nin özgüvenini, milletin özgüvenini yükselttik.
"Türkiye'ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık"
AK Parti olarak siyasetteki temsil açığına millet iradesiyle, istikrar açığına güçlü ve öngörülebilir yönetimle, icraat açığına eser ve hizmet siyasetimizle, kalkınma açığına yatırım ve girişimcilikle, özgüven açığına Türkiye merkezli bir gelecek tasavvuruyla çözüm ürettik. Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye'ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de, topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık. Yaptıklarımızın tamamını benim burada anlatmam tabii ki mümkün değil. Ama bu tarihi günde millete hesap verme, ülkemizin bir gerçeği olarak müsaadenizle kısa bir muhasebe yapmakta fayda görüyorum. Özetin de özeti olacak şekilde 25 yıllık icraat karnemizi sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma arz etmek istiyorum.
Değerli kardeşlerim, eğitime 37 trilyon lira, sağlığa 14 trilyon lira, gençlik ve spora 5 trilyon lira, sosyal yardımlara 12 trilyon lira, adalete 4 trilyon lira, içişlerine 3 trilyon lira, AFAD bünyesinde olmak üzere toplam 5 trilyon lira harcama yaptık. Çalışma ve sosyal güvenliğe 7 trilyon lira, ulaştırmaya küsuratları söylemiyorum, 15 trilyon lira, çevre ve şehirciliğe 19 trilyon lira, kültür ve turizme 11 trilyon lira, tarım ve ormana 7 trilyon lira, enerjiye 8 trilyon lira, savunma sanayine 374 milyar dolar, sanayi ve teknolojiye 2 trilyon liralık kaynak kullanıyoruz. Teşviklerimizle 19 trilyon liralık 129 bin yatırıma ve 4 milyon 128 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. 36 milyar dolar olan yıllık ihracatımız Haziran ayında 278 milyar dolara çıktı. Milli gelirimiz 240 milyar dolardan 1 trilyon 600 milyar dolara ulaştı.
Dünyanın 21. büyük ekonomisi olan Türkiye, 2025 yılı itibariyle dünyada 16. Avrupa'da 6. sıraya yükseldi. Dışişlerimiz Türkiye'yi bölgesinde ve dünyada sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke konumuna getirdi. Değerli kardeşlerim, savunma sanayinde kelimenin tam anlamıyla destan yazdık. Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi, kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapan hale getirdik. Yıllık 10 milyar doları aşan ihracat rakamıyla bugün dünyanın 185 ülkesinde Türk savunma sanayi ürünleri kullanılıyor. Başörtüsü yasağına son vereceğiz dedik, üniversitede, okulda, kamuda son verdik. Üniversiteye girişte katsayı adaletsizliğini kaldıracağız dedik, kaldırdık.
"25 yıl boyunca dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik; Danıştay'da, Gezi'de terör eylemleriyle provokasyonlar yaptılar"
Bu 25 yıl boyunca dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Bizi yolumuzdan çevirmek için her yolu denediler. Darbe senaryoları yazdılar. Muhtıra vermeye kalkıştılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. Danıştay'da, Gezi'de terör eylemleriyle provokasyonlar yaptılar. 17-25 Aralık'ta yargı darbesi yapmaya yeltendiler. 15 Temmuz'da haince silahlı darbe girişiminde bulundular. İçerideki aparatlarıyla, dışarıdaki ağababalarıyla üzerimize geldiler. Allah'a hamdolsun hepsini tek tek püskürttük.
Daha yeni başlıyoruz. Türkiye'yi bu hareket, bu kadro, kadını, erkeği ve genciyle bu gençler, onların çocukları, torunları inşallah önce 2053'e sonra da 2071'e taşınacak. Türkiye'nin son 25 yılına olduğu gibi geleceğine de bu hareket damga vuracak. Daha yapacak çok işimiz var. Türkiye'yi ellerinden tuttuk, ayağa kaldırdık, büyük işler başardık ama durmayacak, dinlenmeyecek, ara vermeyecek; istikbali de inşa ve imar edeceğiz. Hani diyor ya Yunus, 'Biz sevdik, aşık olduk/Sevildik, maşuk olduk/Her dem yeniden doğarız/Bizden kim usanası?'
"FETÖ'ye dokunmadılar, tam tersine önünü açtılar"
Bakın değerli kardeşlerim, bu ülkenin 1970'lerden itibaren sinsi sinsi büyüyen bir FETÖ sorunu vardı. 1970'lerden itibaren hiçbir hükümet bunların önünü kesemedi. 1980'de, 1997'de iki kez darbe yapıldı bu ülkede. FETÖ'ye dokunmadılar, tam tersine önünü açtılar. Biz ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda virüs vücuda yayılmış, bünyeyi adeta felç etmişti. O meşhum gecede, o hain darbe girişiminde Allah onlara fırsat vermedi.
"Terörü Cumhur İttifakı olarak çözüyoruz ve çözdük"
Aynı şekilde terör meselesi 1984'ten bu yana canımızı yakıyordu. Şimdi yaylalarda rahat geziyoruz. Evlatlarımız tek tek toprağa düşüyordu. Türkiye'nin gençleri, morali, birikimi, hayali de hain terör eylemleriyle her gün solup gidiyordu. Ne dedik? Biz çözeceğiz dedik. Türkiye'yi 40 yıllık bu sıkıntıdan kurtaracağız dedik. Elhamdülillah işte onu da Cumhur İttifakı olarak çözüyoruz ve çözdük. Gazi milletimizin desteği, aziz milletimizin hayır dualarıyla, şehitlerimiz kahramanlarıyla, gazilerimizin fedakarlıklarıyla çözüyoruz. 86 milyon olarak el, gönül, hedef birliği yaparak çözüyoruz. Farklı kesimlerin bir araya geldiği Türkiye mutabakatını tesis ederek çözüyoruz. Bizim en büyük sermayemiz kardeşliğimizdir. Kardeşliği korursak bu ülkeye kimse kem gözle bakamaz.
"Bu topraklarda ezan susar, Müslümanlık zayıflarsa biliniz ki kardeşliğimiz de zayıflamıştır"
Şunu unutmayacağız, bizim en büyük sermayemiz kardeşliğimizdir. Kardeşliği korursak, bu ülkeye hiç kimse kem gözle bakamaz. Bu ülkeyi kardeşlik büyütecek, kardeşlik güçlendirecek. 21'inci yüzyılı, inşallah kardeşlik 'Türkiye Yüzyılı' yapacak. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu topraklarda ezan susar, Müslümanlık zayıflarsa biliniz ki kardeşliğimiz de zayıflamıştır. Kardeşliğimiz zayıflarsa ülkemizde zayıflamıştır. Ne yapıyorsak bu meseleyi tamamen çözerek, evlatlarımıza terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge bırakmak için yapıyoruz.
"Terörün bitmesine bu yaranın bir 40 sena daha kanamasından çıkar sağlayanlar, siyaseti ve toplumu terör üzerinden yıllardır dizayn etmeye alışanlar üzülür"
Birileri suyu bulandırmaya, zihinleri kurcalamaya çalışıyor. Milleti korkutup sorunları çözümsüz bırakmak istiyorlar, niye? Çünkü işsiz kalacaklar. Terör parantezi kapandığında istismar edecekleri bataklık da kuruyacak. İşte bundan korkuyorlar. Biz sadece terör sorununu değil, inşallah terörle birlikte, Türkiye'nin içini karıştıran, o emperyalist planı da alt üst ediyoruz. Terörün bitmesine Türkiye üzerine hesabı olanlar, bu yaranın bir 40 sena daha kanamasından çıkar sağlayanlar, siyaseti ve toplumu terör üzerinden yıllardır dizayn etmeye alışanlar üzülür. Varsın üzülsünler. Bu ülkede artık anneler ağlamayacak, çocuklar yetim, eşler dul kalmayacak. Türkiye işte şimdi şaha kalkıyor. Türkiye Yüzyılı'nın şafağı işte şimdi söküyor. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor. Açın yolları, büyük Türkiye Cumhuriyeti geliyor!
Şimdi Diyarbakır'a turist akacak, Dicle'nin, Fırat'ın, Munzur'un suları bundan sonra daha berrak, daha coşkun akacak. Tekrar kucaklaşacağız. Mardin'in camilerinde aynı namazda saf tutacağız. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor, gücümüze güç katılıyor, tarih yeniden yazılıyor.
"Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet mücadelesi içinde olacağım"
Kapı kapı dolaşacağız. Şimdiye kadar ne yaptıklarımızı, ne yapacağımızı anlatacağız. Bu uzun soluklu bir yürüyüştür. Durmak yok, yola devam. Bu hareket, bu davanın dünü vardı, bugünü de olacak. Tayyip Erdoğan olarak siyasette 50 yılı geride bıraktım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet mücadelesi içinde olacağım."




