İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir kez daha cumhurbaşkanlığı adaylığı yolu açacak erken seçim kararı için Meclis’te gereken 360 milletvekili oyunu bulabileceğini ileri sürdü.

Dervişoğlu, NOW TV ekranlarında Tülay Öçten ve Engin Yılmaz'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

"Birtakım tavizleri, bir takım siyasi partilere verirlerse; onların parlamento desteğini alabilirler" diyen Dervişoğlu, "Meclis içindeki aritmetiği transferlerle değiştirerek bunu temin edebilirler. Bunların hiçbiri de hukuki yol ve yöntemlere dahil değildir. İsyanımız buna zaten" ifadelerini kullandı.

"Olup bitenler CHP'nin iç meselesiymiş gibi sunulmaya çalışıyor"

İşte Dervişoğlu'nun açıklamalarından satır başları:

"Ben burada bir siyasi partinin iç meselesiyle alakalı olarak görüş beyan etmekten ziyade hukuk, demokrasi ve adalet boyutundan bakarak meselenin değerlendirmeye açık hale getirilmesinden yanayım. Çünkü konuya bir siyasi partinin iç meselesi penceresinden bakarsanız hukuku ıskalarsınız, demokrasiyi ıskalarsınız, adaleti ıskalamış olursunuz. Sadece bir siyasi partiye değil, nereye olursa olsun belediyeler olabilir, şirketler olabilir; bazı özel alanların, hükümetin uygulamaları ile kamulaştırılmasına ve onların başlarına kayyum atanmasına karşı bir duruş sergiliyorum. En başında bir tehlikeye işaret etmiştim. Bir siyasi partinin iç meselesiymiş gibi bir kanaat oluşmasını sağlamaya çalışıyorlar. Dediğim tehlike kendini gösterdi. Hukuk unutuldu, adalet unutuldu, demokrasi unutuldu; olup bitenler CHP’nin iç meselesiymiş gibi sunulmaya çalışılıyor.

Ana muhalefet partisinin içi iktidar gücü ve kudretiyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu durum demokrasi açısından kabul edilebilir değildir. Üç buçuk yıl önce kongresini yapmış bir siyasi partiye bir hukuk mahkemesi kararıyla kayyum atanamaz. Benim ne Sayın Kılıçdaroğlu’yla bir husumetim var, ne de başkalarına karşı yanlarında saf tutabilecek kadar sempatim var. Neticede iki farklı siyasi partiyiz. Dolayısıyla meseleye Sayın Özgür Özel ya da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu penceresinden bakmıyorum. Ben demokrasi penceresinden, hukuk penceresinden, adalet penceresinden bakılması gerekliliğine sürekli vurgu yapıyorum. Ayrıca iktidar gücüyle siyasetin dizayn edilmesine, şartların onların stratejilerine göre tanzim edilmesine karşı da bir duruş sergiliyorum. Satranç iki kişiyle oynanır ama bu satranç oyununda çok kişinin dahil olduğu bir ortam var. Dolayısıyla iki kişi tarafından oynanmıyor. İktidar partisi bir tarafında, onun denetiminde olduğu söylenen mahkeme başka tarafında. Burada ezilen demokratik haklar, hürriyetler ve talepler oluyor."

EFJ Yıllık Toplantısı Ankara'da tamamlandı: Gazze ve Türkiye’ye ilişkin kritik önergeler kabul edildi
EFJ Yıllık Toplantısı Ankara'da tamamlandı: Gazze ve Türkiye’ye ilişkin kritik önergeler kabul edildi
İçeriği Görüntüle

"Bu CHP'nin iç meselesi değil"

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerini anımsatan Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer böyle bir rejimle yönetilirseniz devlet partileşir, parti de devletleşir. Bu durum uzun zamandır işaret ettiğim bir tehlikedir. Kendini devletleşmiş kabul eden yapılar da önüne gelen her şeyi kamulaştırabileceklerine inanırlar. Dolayısıyla siyaseti kamulaştırmaya çalışıyorlar. Bunlar partimizin hem kuruluş aşamasında hem de kurulduktan sonra sık sık karşı karşıya kaldığı durumlar aslına bakarsanız. Bugün yapılmaya çalışılan şeyler, ‘Ben her şeyin sahibiyim’ psikolojisinden kaynaklı olarak, ‘Her şeyi de istediğim gibi dizayn ederim’ deyip halk üzerinde baskı kurmaya ve onların oy kullanma tercihlerini etkilemeye yönelik adımlar olarak değerlendiriyorum. Benim en büyük korkum ve endişem bu durumun CHP’nin iç meselesidir diye kamuoyuna yutturulmasıdır. Altını çizerek söylüyorum, bu CHP’nin iç meselesi değildir. Doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı, seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesidir. Halk da bunu böyle görüyor. Kamuoyu da böyle değerlendiriyor. Milli vicdan da böyle onaylıyor. Dolayısıyla bildiğimiz bir şeyin, farklı bir şey varmış gibi tanımlanmasına vesile olabilecek açıklamalardan kaçmaya çalışıyorum.

"Siyaseti dizayn etmeye yönelik bir şey"

Meşruiyetini milletten almayanı siyasi muhatap kabul etmem. Siyasetin gereği budur. Bu durum kişilerle olan özel hukukumdan kaynaklı bir durum asla değildir. Siyasi muhataplığı kastediyorum. Bir siyasi partinin 3 buçuk yıl önce yapmış olduğu kongrenin iptal edilmesi ve eski yönetimin yeniden iş başına getirilmiş olması halini, hukuka ve demokrasiye uygun bulmuyorum. Sayın Kılıçdaroğlu makamını Sayın Özel’e çiçeklerle emanet etmiştir ama CHP’nin içinde birtakım dalgalanmalar söz konusu olmuştur. İktidar da stratejisini yaşama geçirebilmek üzere argüman biriktirmiştir. Onları da bir mahkeme kararıyla yaşama geçirmek suretiyle CHP’nin içini dizayn etmeye çalışmıştır. Bu söylediklerim afaki olaylara bakarak kurduğum cümleler diye görülmesin. Sonuçlarına bakılarak değerlendirilsin. CHP’nin içinde yapılan müdahaleye bağlı olarak şu anda bir bölünme yaşanıyor. Müdahalenin taraflarının dışında müdahaleyi tanzim edenlerin böyle bir planı var diyorum. Bu da siyaseti dizayn etmeye yönelik bir şey. Böyle bir durumda İYİ Parti olarak ve şahsen ben Müsavat Dervişoğlu olarak hukukun, demokrasinin ve halkın yanında duracağım.

"Anayasa’da cumhurbaşkanı iki defa seçilebilir deniyor"

Erken seçim için 2028 yılının Nisan ayına işaret edildiğine dikkat çeken İYİ Parti lideri, şunları kaydetti:

"Seçimin tarihi zaten 14 Mayıs. Dolayısıyla onu bir ay önceye almak, Anayasa’nın arkasından dolanmak anlamına geliyor. Anayasa’da cumhurbaşkanı iki defa seçilebilir deniyor. Sayın Erdoğan zaten 3 defa seçildi. Şimdi dördüncü defa seçilebilmesinin önünü açabilmek için Anayasa’yı değiştirmedikten sonra erken seçim yapmak zarureti ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu Anayasa’nın arkasına dolanmak suretiyle, yeniden cumhurbaşkanlığının önünü açabilecek adım da erken seçimle mümkün olabilmektedir. 'Seçim zamanında yapılacaktır’ demek, 'Cumhurbaşkanı bir daha aday olamaz' demekle eşdeğerdir."

"Kanunun arkasına dolanmak olur"

Öte yandan, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin erken seçim tartışmalarıyla ilgili açıklaması hatırlatılan Dervişoğlu, şunları söyledi:

"'Arasında saat farkı bile yoktur' diyor. Bu aslında anayasa tanımazlık anlamına geliyor. 'Biz halka ne söylersek ne istersek onu yaparız' demek anlamına geliyor. Şimdi yapılmak istenen şey şudur; erken seçim sayılmayacak bir şeyi erken seçim diye halka yutturmak arzusundalar. Bunun kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Ayrıca ‘Erken seçim cumhurbaşkanına bir kere daha seçilebilme hakkı verir’ maddesi hangi gerekçeyle konulmuştur? Bunun doğru anlaşılması gerekir. Türkiye 2024'te erken seçime giderse bir daha aday olma hakkına sahip olabilir. Ama görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala planlanmış bir erken seçim, ona bu Anayasa’ya göre bile o hakkı vermez. Bu durum vatandaşı kandırmak olur. Kanunun arkasına dolanmak olur. Anayasa'yı görmezlik olur. Anayasa'nın tanıdığı hakları, kişisel hırs ve ikbal arzusuna göre kullanmak olur."

"Aday olabilir ama herkesin siyasi namusu sorgulanır"

Öte yandan, Meclis’te 360’lık çoğunluğun yakalanıp yakalanmayacağı sorulan Dervişoğlu, şu ifadeler yer aldı:

"Bulabilirler. Birtakım tavizleri, bir takım siyasi partilere verirlerse; onların parlamento desteğini alabilirler. Meclis içindeki aritmetiği transferlerle değiştirerek bunu temin edebilirler. Bunların hiçbiri de hukuki yol ve yöntemlere dahil değildir. İsyanımız buna zaten. Parti içi dengeleri ortadan kaldırabilecek, parlamento içindeki dengelere halel getirecek transfer uygulamaları da yapılıyor. Onları da görüyoruz. Biz de her alanda demokrasinin namusunu korumaya çalışıyoruz. Neyin altında kalırsak kalalım, demokrasiye zarar vermemek, parlamentonun manevi şahsiyetine zarar vermemek, dolayısıyla da vatandaşımızın beklentisinin hilafını adımlar atmamak için çaba sarf ediyoruz. Cumhurbaşkanı görev müddetini tamamlamış ve görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala ‘Bu anayasa erken seçimle bana yeniden adaylık hakkı veriyor’ derse Anayasa’ya konulmuş maddeye ihanet edilmiş olur. O maddenin arkasından dolanmış olur. Peki aday olabilir mi? Olabilir. Ama o zaman da herkesin siyasi namusu sorgulanır."

Kaynak: Haber Merkezi