Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun (EFJ) 2026 Yıllık Toplantısı’nda basın özgürlüğü, gazetecilerin güvenliği ve medya çalışanlarının haklarına ilişkin önemli kararlar alındı. 18-19 Haziran 2026 tarihlerinde yapılan toplantının “Faaliyetler ve Açıklamalara İlişkin Önergeler” bölümünde Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve gazetecilerin bölgeye erişim hakkı ile Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünü ilgilendiren başlıklar gündeme geldi.
Toplantıda Gazze’ye yabancı gazetecilerin erişimine ilişkin önerge oy çokluğuyla kabul edilirken, Türkiye’ye ilişkin önergeler oy birliğiyle kabul edildi.
Gazze’ye bağımsız gazeteci erişimi çağrısı
EFJ Yürütme Komitesi tarafından, Filistin Gazeteciler Sendikası Avrupa Şubesi ile koordinasyon içinde sunulan “Gazze’ye yabancı gazetecilerin erişimi” başlıklı önergede, uluslararası gazetecilerin Gazze’ye serbest ve bağımsız erişiminin engellenmesi kınandı.
Önergede, Filistinli gazetecilerin hedef alınma, yerinden edilme, kuşatma ve hayati tehlike altında görev yapmayı sürdürdüğü vurgulandı. Gazze’ye uluslararası basının bağımsız erişiminin engellenmesinin hesap verebilirliği, şeffaflığı, gazetecilerin güvenliğini ve kamunun savaşın gerçeklerine erişme hakkını zayıflattığı belirtildi.
EFJ yıllık toplantısında, Filistin Gazeteciler Sendikası, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, parlamenterler, medya kuruluşları ve sivil toplum ortaklarıyla birlikte gazetecilerin Gazze’ye özgür, güvenli ve bağımsız erişimi için yürütülen girişimleri destekleme çağrısı yaptı. Ayrıca Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa hükümetleri, Avrupa Komisyonu, insan hakları komiteleri ve uluslararası kurumlarla koordinasyon kurulması istendi.
Önergede, Gazze’ye gazeteci erişiminin yalnızca basın özgürlüğü açısından değil, halkın bağımsız bilgiye ulaşma hakkı bakımından da temel önemde olduğu vurgulandı.
“Dezenformasyon yasası”na tepki
Toplantıda kabul edilen Türkiye başlıklı önergelerden biri, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalara odaklandı. EFJ Yürütme Komitesi tarafından sunulan önergede, kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen düzenlemenin gazeteciler üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığı belirtildi.
Önergede, “dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını aşağılama” gibi suçlamaların gazeteciliği baskı altına almak ve medya çalışanlarını cezalandırmak amacıyla araçsallaştırıldığı ifade edildi. EFJ’nin, IFJ ve 23 ortak kuruluşla birlikte 28 Nisan 2026’da yaptığı açıklamada TCK 217/A’nın derhal kaldırılması ve bu madde kapsamında tutuklanan gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yaptığı hatırlatıldı.
Önergede, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden bu yana gazetecilik faaliyetlerinin doğrudan ceza soruşturmalarına konu edildiği, haber yapma, eleştiri ve yorum faaliyetleri üzerinde caydırıcı bir etki oluştuğu kaydedildi. Toplantıda, Türkiye makamlarına TCK 217/A kapsamında tutuklanan gazetecilerin derhal serbest bırakılması, gazetecilerin haber ve yorumları nedeniyle açılan davaların düşürülmesi, maddenin tamamen kaldırılması ve ifade özgürlüğüne ilişkin mevzuatın Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesi çağrısında bulunuldu.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar gündemde
Gazeteciler Cemiyeti tarafından sunulan bir diğer önergede, Türkiye’de son aylarda basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırıların ciddi biçimde arttığı belirtildi. Önergede, Gazeteciler Cemiyeti üyeleri Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın bir süre tutuklu yargılandığı, Merdan Yanardağ’ın ise aralık ayından bu yana tutuklu olduğu ifade edildi.
TELE1 televizyonunun, Merdan Yanardağ’ın yasal sahibi olmamasına rağmen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kontrolüne geçirilmesinin medya sahipliği ve editoryal bağımsızlık açısından ciddi kaygı yarattığı vurgulandı. Gazeteciler Zafer Arapkirli ve Timur Soykan hakkında verilen hapis cezaları da yargı baskısının genişlediğinin örnekleri arasında gösterildi.
Önergede, bu vakaların münferit olmadığı, gazetecilerin özellikle “dezenformasyon” ve “sansür” düzenlemeleri üzerinden giderek daha fazla baskı altına alındığı belirtildi.
Medya çalışanlarının sendikalaşmasının önündeki engeller
Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından sunulan önergede ise Türkiye’de medya çalışanlarının sendikalaşma hakkı önündeki engeller ele alındı. Türkiye’nin ILO’nun 87 ve 98 sayılı temel sözleşmelerine taraf olmasına rağmen, işçilerin örgütlenme hakkı önünde çok sayıda engel bulunduğu ifade edildi.
Önergede, sendikal faaliyette bulunan ya da sendika üyesi olan çalışanların işten çıkarılması, üyeliğin yalnızca devletin dijital sistemi olan e-Devlet üzerinden yapılması, serbest çalışan gazetecilerin sendikalara üye olmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin eksikliği ve işverenlerin yetki süreçlerine gerekçesiz biçimde itiraz edebilmesi başlıca sorunlar arasında sıralandı.
TGS’nin Hürriyet’te Kasım 2019’dan, Halk TV’de ise Haziran 2021’den bu yana yetki davalarıyla mücadele ettiği hatırlatıldı. Önergede, yasal çoğunluk sağlanmasına rağmen yetki süreçlerinin davalar nedeniyle askıya alınmasının yüzlerce medya çalışanını toplu iş sözleşmesinden doğacak hak ve güvencelerden mahrum bıraktığı belirtildi.
İncirlik haberleri nedeniyle gözaltına alınan gazeteciler için dayanışma çağrısı
Gazeteciler Cemiyeti tarafından sunulan bir diğer önergede, İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin gözaltına alınması gündeme taşındı. Önergede, Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener’in de aralarında bulunduğu gazetecilerin gözaltına alınmasının, Türkiye’de güvenlik, savunma ve savaş konularını takip eden gazetecilerin karşı karşıya kaldığı risklerin kaygı verici bir örneği olduğu belirtildi.
Aynı soruşturma kapsamında Adana merkezli Koza TV Genel Müdürü Mehlika Bilen, muhabir Sergen Ölçer ve çekim yapılan konutun sahibinin de gözaltına alındığı ifade edildi. Şener ve diğer kişilerin serbest bırakıldığı ancak yurt dışına çıkış yasağı ve haftalık imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirlerine tabi tutuldukları kaydedildi.
Önergede, bu tür tedbirlerin tutuklama olmasa da gazetecilerin mesleki ve kişisel özgürlüklerini sınırlayan bir baskı biçimi olduğu vurgulandı. Savaş, güvenlik ve uluslararası askeri iş birliği gibi kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapmanın kriminalize edilmesinin, kamuoyunun kritik bilgilere erişim hakkını zayıflattığı belirtildi.
Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü ile ulusal çıkarlar arasında denge kuran; ancak halkın bilgi alma hakkına sınırlama getirmeyen bir medya ortamının desteklenmesi için çağrıda bulunuldu.
Türk gazetecilerin vize sorunları basın özgürlüğü sorunu olarak ele alındı
Toplantıda kabul edilen bir diğer önergede, Türk gazetecilerin özellikle Avrupa ülkelerinden vize alma süreçlerinde karşılaştığı sistematik engeller ele alındı. Gazeteciler Cemiyeti tarafından sunulan önergede, vize kısıtlamalarının gazetecilerin mesleki görevlerini yerine getirmesini, uluslararası gazetecilik faaliyetlerine katılmasını ve sahada haber takibi yapmasını doğrudan etkilediği belirtildi.
Önergede, gazetecilerin hareketliliğinin engellenmesinin yalnızca bireysel bir sorun olmadığı; haber üretim süreçlerini aksattığı, uluslararası etkinliklere katılımı sınırladığı, kaynaklara erişimi zorlaştırdığı ve Türk gazetecileri küresel mesleki rekabette dezavantajlı konuma düşürdüğü ifade edildi.
Bu durumun, uluslararası gazetecilik ağlarına, ortak haber projelerine ve mesleki gelişim fırsatlarına erişimi zayıflattığı kaydedildi. Toplantıda tüm Avrupa ülkelerine gazetecilerin mesleki görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli vize kolaylıklarını ve hareketlilik mekanizmalarını sağlamaları çağrısında bulunulmasını kararlaştırdı. Ayrıca EFJ Yürütme Komitesi’nin, vize başvurularında destek isteyen gazetecilere destek mektubu sağlamayı sürdürmesi istendi.
Yıllık toplantı, önergelerin görüşülmesi ve kabul edilmesinin ardından Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Maja Sever ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin'in kapanış konuşmalarıyla sona erdi.

Sever: Gazeteciler için makul ve yasal olanın yanında durmayı sürdüreceğiz
Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Maja Sever, Ankara’da iki gün boyunca yürütülen tartışmaların ve kabul edilen önergelerin yıl boyunca süren ortak çalışmaların parçası olduğunu belirtti.
Ankara’daki toplantının yalnızca kararların alındığı bir zemin olmadığını, aynı zamanda meslek örgütleri arasında bağların güçlendirildiği bir buluşma olduğunu ifade eden Sever, “Birlikte olmak, bağlantılar kurmak ve iş birliğimizi güçlendirmek çalışmalarımızın temel amacı. Bazen birlikte güzel bir konser dinlemek bile bu bağları güçlendirmenin bir parçası” dedi.
Sever, konuşmasında EFJ’nin gazetecilere yönelik saldırılar ve hak ihlalleri karşısında üyelerinin yanında olmayı sürdüreceğini vurgulayarak, “Sokakta saldırıya uğradığınızda, grev hakkınız engellendiğinde, Avrupa değerlerinin uygulanması gerektiğinde yanınızda olmaya devam etmek istiyoruz. Gazeteciler için makul ve yasal olanın yanında durmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Önergeleri hazırlayan, sunan ve kabul edilmesine katkı veren tüm üye örgütlere ve delegelere teşekkür eden Sever, “Bu kadar çok öneri, görev ve önerge sunduğunuz ve kabul ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Her gün farklı koşullarda aynı gazetecilik mücadelesini veren tüm delegelere, üyelere, sendikalara, gazetecilere ve örgütlere teşekkür ederim” dedi.

Sever, toplantının düzenlenmesinde emeği geçen çevirmenlere, gönüllülere ve ev sahibi Gazeteciler Cemiyeti ekibine de teşekkür ederek, “Gönüllülerimize, burada kendimizi hoş karşılanmış hissetmemizi sağlayan herkese, Gazeteciler Cemiyeti ekibine ve destek veren tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederim” dedi.
Sever’in konuşmasının ardından toplantının kapanış bölümü Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in değerlendirmesiyle tamamlandı.

Bilgin: Gazetecilerin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey dayanışmadır
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin kapanış konuşmasında, EFJ Başkanı Maja Sever’e, divana, delegelere ve toplantıya katkı sunan tüm gazetecilik örgütlerine teşekkür etti.
Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun Ankara’da yaptığı toplantının Türkiye’de gazetecilerin yoğun baskılarla karşı karşıya olduğu bir döneme denk geldiğini vurgulayan Bilgin, “Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun değerli başkanı, değerli divan, değerli arkadaşlarım; bir kez daha Gazeteciler Cemiyeti olarak sizlere şükranlarımızı ve selamlarımızı iletiyorum. Çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde geldiniz ve çok önemli kararlar aldınız. Umarım bu kararlar çok kısa sürede hayata geçer” dedi.
Toplantının hem Türkiye’deki gazeteciler hem de uluslararası meslek örgütleri açısından güçlü bir dayanışma mesajı verdiğini belirten Bilgin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her güzel şey gibi bu toplantı da maalesef sona eriyor. Bizim sevgilerimizi ülkemizdeki gazetecilere ve ailelerine götürün lütfen. Bu toplantıyı tek kelimeyle ifade etsek, o kelime dayanışma olur. Bu toplantıyı tüm dünyaya anlatacak olan da bu dayanışma duygusudur.”
Bilgin, toplantıda alınan kararların ve kabul edilen önergelerin gazeteciler için somut sonuçlar doğurmasını dilediğini ifade ederek, “Çok önemli kararlar aldınız. Umarım bu kararlar kısa süre içinde hayata geçer. Gazetecilerin, meslek örgütlerinin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey dayanışmadır” ifadelerini kullandı.
Toplantının hazırlanmasında emeği geçenlere de teşekkür eden Bilgin, “Bu toplantıda emeği geçenlerin hepsine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bu organizasyonun tamamında çok büyük emek sahibi olan Zeynep Gürcanlı’ya ayrıca sonsuz şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Başkan Bilgin’in konuşmasıyla birlikte Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun Ankara’da Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde düzenlenen yıllık toplantısı sona erdi.





