Sağlık Bakanlığı, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu almadan önce vatandaşları aile hekimine yönlendiren yeni uygulamayı devreye aldı. Tercihleri doğrultusunda aile hekimine yönlendirilen kişiler önce aile hekimi tarafından muayene edilecek. Gerekli görülen durumlarda ise aile hekimleri, kendilerine ayrılan kontenjan üzerinden MHRS sisteminden doğrudan uzman hekime randevu oluşturabilecek.
Uygulamanın, randevu bulma sorununu hafifletmesi hedefleniyor. Ancak aile hekimleri, sistemin iş yükünü artıracağı ve sağlık hizmetine erişimi daha da zorlaştıracağı görüşünde. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emrah Kırımlı, yeni uygulamayı 24 Saat’e değerlendirdi.
Sağlık sistemini ‘dibi delinmiş batan bir gemiye’ benzeten Kırımlı, “Bu yapılan uygulama ise bırakın geminin içindeki suyu boşaltmayı, ayaklarımız ıslanmış diyerek havlu vermeye benziyor” dedi.
"Sorun randevu değil, 'sağlık' bulamamak"
Türkiye'de uzun zamandır randevu krizinin yaşandığına dikkat çeken Kırımlı, sorunun 'randevu' değil, 'sağlık' bulamamak olduğunu vurguladı. "Randevu krizi yılda 500 milyon kişi doktor muayenesi olurken de vardı, bu sayının ikiye katlandığı bugün de var" diyen Kırımlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye’de bir kişi yılda 11 defa doktor muayenesi oluyor. Beş defa olduğunda da biz randevu krizini konuşuyorduk. Şimdi de konuşuyoruz. Bu anlayışla gittiğimiz sürece yine konuşacağız. Sorunumuz randevu bulamamak değil, sağlık bulamamak. Asıl görevi sağlığı korumak ve geliştirmek olan Aile Hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetleri açısından baktığımızda da bu geminin battığını görüyoruz. Bizim ihtiyacımız başka bir gemi, başka bir sağlık sistemini konuşmak."
"Bakanlık, randevu krizini de yurttaşın sağlığını da dert etmiyor"
Sağlık sistemindeki pek çok sorunun yükünü aile hekimlerinin sırtlandığını belirten Kırımlı, sadece bu ay "1 milyon 200 bin ehliyet raporu başvurusu" olduğunu söyledi. Her aile hekimine 50 başvuru düştüğünü ekleyen Kırımlı, şu ifadeleri kullandı:
"Hastanelerde yılda 600 milyon civarı doktor muayenesi oluyor. Yarısına randevu almaya kalksanız bir aile hekimi 1000 defadan fazla randevu almaya çalışacak. Randevu bulamadığında bakanlık aile hekiminiz size randevu alacak diye başvuran kişinin tüm sağlık krizinin düğümlendiği randevu meselesi aile hekiminin sırtına atılmış olacak. Bakanlık rahat randevu krizini de yurttaşın sağlığını da dert etmiyor. Tek derdi bir doktora görünsün 1 dakika da olsa görünsün, ilacıdır, tetkiğidir, görüntülemesidir diyerek 4-5 defa daha gitsin gelsin maksat şehir hastaneleri dolsun, sağlık sorununa çare arayıp bulamayanlar ticari şirketlere yönlendirilsin. Birileri para kazansın. Ama sağlığımız önemli değil."
"Bakanlığın bir sonraki hamlesini merakla değil, kaygıyla bekliyoruz"
Ciddi hastalıkları olan kişilerin bu sistemle uzman doktora ulaşmasının daha da zorlaşacağını savunan Kırımlı, düzenli takip gerektiren durumlarda doğrudan randevu alınamamasının, süreci karmaşıklaştıracağını belirtti.
Kırımlı, şunları kaydetti:
"Düşünün ciddi bir hastalığınız var, kalp sorununuz var, depresyonunuz var, akciğer hastalığınız var, bir cerrahi ameliyat oldunuz, kanser tedavisindesiniz. Tedaviniz ve takibiniz belirli bir yerde ve düzenli olarak yapılmalı. Bunun için de randevu almanız lazım. Bu randevuya ulaşmak için, bir de aile hekiminden randevu alacaksınız. Randevunun randevusu ile randevunuza ulaşmaya çalışacaksınız. Söylemesi bile saçma geliyor. Batan bir gemide ıslanan ayaklarınızı kurutmaya çalışmak kadar saçma. Bakanlığın bir sonraki gündem değiştirme çabasının ne olacağını merakla değil, kaygıyla bekliyoruz. Çünkü söz konusu olan hepimizin sağlık hakkı."

"Sistem hekimi cezalandırıyor, hastayı mağdur ediyor"
Dr. Kırımlı, aile hekimlerinin birçok hastalık için tanı koyabilse de, tedavi sürecini tamamlamaları için gereken imkanlardan yoksun bırakıldığını ifade etti. Kalp rahatsızlıkları, diyabet, astım, KOAH, depresyon, eklem ve mide sorunları gibi yaygın hastalıklarda dahi aile hekimlerinin tedavi uygulamakta kısıtlandığını belirten Kırımlı, bu durumun hastaları yeniden hastanelere yönelttiğini söyledi.
Bazı durumlarda hekimlerin tedavi uyguladıkları takdirde maaş kesintisi gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Kırımlı, şunları kaydetti:
"Öyle çok uç hastalıklardan bahsetmiyorum, kalp sorunları, şeker, astım, KOAH, depresyon, eklem ağrıları, mide sorunları ve hatta enfeksiyon hastalıkları için bile Aile Hekiminin tedavi olanakları kısıtlanmış durumda. Sadece kısıtlanma değil bazı tedavileri yaptığında Aile Hekimi maaş kesintisi ile cezalandırılıyor. Haydi hastası için Aile Hekimi bu cezayı kabul etsin ama hastalıkların tanısını koysanız, reçetesini hastaya verseniz bile sigorta ödemesi yok. Bu çıkmaz içinde ve milyonlarca karşılaşma sonucunda elbette şiddet kendini gösterecektir. Sağlık Bakanlığının bu konuda da bir tedbiri yok. Daha yeni bir reçeteyi yazamadı diye elinde bıçakla hastaneye girip önüne geçeni bıçaklayan kör bir şiddetten bahsediyorum. Bunun sonu ne yazık ki ölümcüldür."
"Sistem, şehir hastanelerini ve ticari kurumları güçlendirmek üzerine kurgulandı"
Hastaneden randevu alamayan milyonlarca kişinin aile hekimlerine yönlendirildiğini ekleyen Kırımlı, bu durumun, yıllardır çözülmeyen sağlık sorunlarını aile hekimlerinin omzuna yüklediğini vurguladı.
Son olarak, söz konusu uygulamanın sağlıkta şiddeti artıracağına dikkat çeken Kırımlı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yıllardır çözülmeyen randevu sorununu, sanki tek engel aile hekimine ulaşmakmış gibi göstererek milyonlarca hastayı aile hekimlerinin kapısına yönlendiriyorsunuz. Randevu bulunamadığında ya da sayısı yetersiz olan aile hekimleri bu yükü taşıyamadığında yaşanacaklar belli. Eğer sadece sözlü şiddetle atlatılırsa ne mutlu, ama milyonlarca kişinin içinde elinde bıçakla, belinde silahla gelen on binlerce kişi olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Elimizdeki sistem, şehir hastanelerini ve ticari kurumları güçlendirmek üzerine kurgulanmış durumda. Gemi batarsa batsın, yolcuları ölürse ölsün, kalan sağlar filikalarında geride kalanlara bakıp biz ıslanmasınlar diye havlu vermiştik diyecekler. Bunu bir çözüm gibi anlatacaklar. İsminde Sağlık geçen bir bakanlığın hekim olan bürokratlarının bu denli sağlıksız bir şey yaptığını idrak edebilmek kolay değil. İşte o kadar şehir hastanesi, özel hastane var, randevu bulamıyorsanız aile hekimi size randevu alsın söylemi var. 'Sağlık' Bakanlığı yanlış yapmıyordur diyeceğiz. Sonuçta kaybeden sağlık hakkı gasp edilen, sağlığa erişemeyen sosyo-ekonomik düzeyi düşük yoksul bırakılmış, olan biten kadermiş buna mahkum olması şartmış gibi davranılan yurttaşlar ve sağlık emekçileri olacak. Başka bir sağlık sistemini konuşmadan, şehir hastanesi değil daha çok ASM yapılmasını talep etmeden, mezun olan onbinlerce hekimi hastanelerde değil ASMlerde görevlendirmeden geldiğimiz noktada sadece daha kötü günleri konuşabiliriz."



