Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yayımladığı rapor, gelir, eğitim, cinsiyet, yaş ve yaşanılan yer gibi faktörlerin bulaşıcı olmayan hastalıklara yakalanma riskini ve sağlık hizmetlerine erişimi etkilediğini ortaya koydu.

Dört ana hastalık grubu ve risk faktörleri incelendi

DSÖ tarafından “Eşitsizliğin Durumu: Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Risk Faktörleri” başlığıyla yayımlanan raporda; kanser, kardiyovasküler hastalıklar, kronik solunum yolu hastalıkları ve diyabet olmak üzere dört ana bulaşıcı olmayan hastalık grubu değerlendirildi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Nükleer güçler iletişimde olmalı
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Nükleer güçler iletişimde olmalı
İçeriği Görüntüle

Raporda ayrıca tütün ve alkol kullanımı, obezite ve sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ile hava kirliliği gibi önemli risk faktörlerine yer verildi.

Bulaşıcı olmayan hastalıkların dünya genelinde insanları etkilediği belirtilen raporda, herkesin aynı risklerle karşılaşmadığı ve hastalıkların önlenmesi, teşhis edilmesi ve tedaviye erişim konusunda eşit imkanlara sahip olmadığı vurgulandı.

Gelir ve eğitim düzeyi sağlık risklerinde belirleyici olabiliyor

Raporda, insanların gelirlerinin, eğitim düzeylerinin, cinsiyetlerinin, yaşlarının ve yaşadıkları yerin hem risk faktörlerine maruz kalmalarını hem de sağlık hizmetlerine erişimlerini etkileyebildiğine işaret edildi.

Raporda, "Bu eşitsizlikler, hastalığı önlemekten ve risk faktörlerine maruz kalmayı azaltmaktan teşhise, tedaviye ve bir durumu yönetmeye kadar her aşamada ortaya çıkabilir. Düşük ve orta gelirli ülkelerden elde edilen kanıtlar, daha az eğitimli nüfusların hipertansiyon ve diyabet oranlarının daha yüksek olma eğiliminde olduğunu gösteriyor" denildi.

Daha yoksul ve eğitim düzeyi daha düşük kadınların rahim ağzı kanseri taraması yaptırma olasılığının daha az olduğu belirtilen raporda, tütün kullanımının da daha az eğitimli erkeklerde, daha eğitimli erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu kaydedildi.

Kırsal ve kentsel bölgelerde farklı riskler öne çıkıyor

Raporda, yaşanılan yerin sağlık hizmetlerine erişim ve çevresel riskler açısından önemli bir etken olduğu belirtildi. Birçok düşük ve orta gelirli ülkede kırsal kesimde yaşayanların hipertansiyon teşhis ve tedavisi ile rahim ağzı kanseri taramasına erişiminin, kentlerde yaşayanlara göre daha sınırlı olduğu ifade edildi.

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

"İnsanların yaşadığı yer, önemli bir faktördür. Birçok düşük ve orta gelirli ülkede, kırsal kesimdeki nüfusun hipertansiyon teşhis ve tedavisi ile rahim ağzı kanseri taramasına erişimi, kentsel kesimdeki nüfusa göre daha sınırlıdır. Kırsal kesimdeki haneler ev içi hava kirliliğine daha fazla maruz kalabilirken kentsel nüfuslar genellikle dış ortam hava kirliliğine daha fazla maruz kalıyor."

Kaynak: Haber Merkezi