Türkiye’de kültür-sanat ve yayıncılık sektörü; akademik kariyere sahip, çok dilli ve nitelikli araştırmacılardan "üst düzey yetkinlikler" talep ederken, sıra iş şartlarına geldiğinde belirsizlik sunmaya devam ediyor. Kültür sanat ve yayıncılık alanında yayınlanan ilanlar, nitelikli emek ile sunulan güvencesizlik arasındaki uçurumu ve Türkiye'deki denetimsizliği gözler önüne seriyor.
Adaylardan akademisyen düzeyinde kaynak tarama, çeviri, metin taslağı yazımı ve arşiv çalışması talep edilen ilanlarda ücretin belirsiz olması, adayların çalışmasını görmek için talep edilen “örnek çalışmanın” süresinin ve içeriğinin belirtilmemesi kültür sanat ve yayıncılık emekçilerini güvencesiz çalışma koşullarına itiyor.
Yurt dışında aylık, haftalık hatta saatlik ücret belirtiliyor
Dünyada ise kültür sanat alanındaki iş kolları için açılan ilanlarda ücret ve çalışma süresi belirtiliyor. İngiltere, Almanya ve ABD’de kültür-sanat, yayıncılık veya müze araştırma ilanları yayımlandığında, adaya saatlik (örneğin £16.50/saat), haftalık veya aylık net telif/maaş aralığı açıkça sunuluyor. Aday kaç saat çalışacağını ve bunun finansal karşılığını henüz ilana başvurmadan biliyor.
Türkiye’de ise ilanda ücretin gizlenmesi; adayın maaşını mülakat sırasında öğrenmesine neden oluyor., piyasada taban bir ücret skalasının oluşmasını engelliyor ve emeğin piyasa değerinin altında ödenmesine zemin hazırlıyor. Bu durum adaylar için zaman kaybı olduğu kadar üretme motivasyonuna da ket vuruyor.
Dünyada değişim son 5 yılda gerçekleşti
Yurt dışındaki iş ilanlarında ücretlerin net bir şekilde belirtilmesi ise kültür sanat alanında çalışanların tepkileri ve örgütlü hareketleri sayesinde gerçekleşti. 2020’de İngiltere ve ABD’de müzecilik, galericilik ve bağımsız yayıncılık alanındaki genç çalışanlar, sosyal medya üzerinden harekete geçti. İlanında maaş skalası veya saatlik ücret vermeyen kültür kurumlarını #ShowThePay ve #PAYUP etiketleri ile paylaştı. Bu dijital kamuoyu baskısı sonucunda, İngiltere’nin en köklü yapılarından Museums Association, ilan portalında ücret aralığı bulunmayan hiçbir kuruma yer vermeyeceğini ilan etmek zorunda kaldı.
2021’de ABD Ulusal Yazarlar Birliği (National Writers Union - NWU) ve Yazarlar Cemiyeti (The Society of Authors) gibi örgütler, yayıncılıkta "örnek görev" veya "deneme metni" adı altında toplanan ücretsiz emeğe karşı açık yönergeler yayımladı. Çalışanlar, 1-2 saati aşan ve projenin kendisine içerik sağlayan deneme görevlerini kitleler halinde reddetme kararı alarak sektöre geri adım attırdı.
New York’taki MoMA (Museum of Modern Art) ve Londra’daki Tate Modern gibi küresel kültür devlerinin araştırma asistanları, küratör yardımcıları ve arşivcileri sendikalaşarak (United Steelworkers - USW ve Prospect Union çatısı altında) greve gitti. Pankartlarda öne çıkan ana talep; kurumların prestij arkasına saklanmayı bırakıp, ilan aşamasından itibaren şeffaf ve adil bir saatlik ücret politikası benimsemesiydi.
2017'deki #MeToo sonrası kültür-sanat alanında ivme kazanan eşit ücret mücadelesi, 2019–2022 yılları arasında somut veri kampanyalarına dönüştü ve nihayetinde Mayıs 2023'te kabul edilen AB Maaş Şeffaflığı Direktifi'nin ana itici gücü oldu. Feminist kültür-sanat kolektifleri, ilanlardaki ücret gizliliğinin en çok kadın çalışanları ve azınlıkları vurduğunu kanıtlayan veri kampanyaları yürüttü. Pazarlık masasında cinsiyetler arası ücret açığını (gender pay gap) kapatmanın tek yolunun ilanlarda şeffaf maaş skalası olması gerektiği savunuldu ve bu basınç doğrudan AB Direktifleri ile ABD eyalet yasalarının altyapısını oluşturdu.
İlanda maaş gizlenmesine yasak: AB Maaş Şeffaflığı Direktifi ne getiriyor?
Avrupa Birliği’nin Mayıs 2023’te kabul ettiği ve üye ülkelerin iç hukuklarına entegre etmeye başladığı AB Maaş Şeffaflığı Direktifi (EU Pay Transparency Directive), iş gücü piyasasında ve işe alım süreçlerinde çalışma koşullarının açık şekilde yazılmasını yasal bir zorunluluk haline getiriyor. Kültür-sanat, yayıncılık ve akademi dâhil olmak üzere tüm sektörleri kapsayan bu düzenleme, işverenlerin şeffaf olmayan ücret politikalarına ağır cezai yaptırımlar getirerek "ücret gizliliği" uygulamasının sona erdirilmesini hedefliyor.
Düzenleme uyarınca işverenler, pozisyon için belirlenen başlangıç maaşını veya net maaş aralığını adaya henüz mülakat aşamasına geçilmeden iş ilanında veya ilk başvuru metninde sunmakla yükümlü kılınıyor. Mülakatlarda adaylara yöneltilen "Bir önceki işinizde ne kadar alıyordunuz?" sorusu tamamen yasaklanıyor. Böylece adayın geçmişte maruz kaldığı düşük ücret baskısını yeni işine taşımasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Çalışanlara, kendi kurumlarında aynı veya eşdeğer işi yapan diğer personelin ortalama ücret seviyelerini talep etme hakkı tanınıyor. Bir çalışanın ücret eşitsizliği veya ayrımcılık iddiasıyla yargıya başvurması durumunda, ayrımcılık yapılmadığını ispatlama yükümlülüğü çalışandan alınıp doğrudan işverene yükleniyor. Şeffaf ilan yayımlamayan veya eşit işe eşit ücret ilkesini ihlal eden kurumlara ağır idari para cezalarının yanı sıra mağdur çalışanlara geriye dönük tazminat ödeme zorunluluğu getiriliyor.
Ücret bilgisinin yer alması maaşta cinsiyet eşitsizliğini engelliyor
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yayımladığı Ücret Şeffaflığı Mevzuatı (Pay Transparency Legislation) raporu, ilanlarda ücret belirtilmemesinin basit bir işveren tercihi olmadığını, doğrudan piyasadaki nitelikli iş gücünün pazar değerini düşüren yapısal bir "ücret baskılama" mekanizması olduğunu verilerle kanıtlıyor. Kültür sanat alanını da kapsayan tespitlerin bulunduğu rapora göre ilanlarda maaş skalasının saklanması, işverenin piyasadaki tüm adayların beklentilerini görmesini sağlarken adayı tamamen karanlıkta bırakıyor. Bu durum pazarlık masasında adayın pazarlık gücünü sıfırlayarak kuruma en nitelikli iş gücünün piyasa değerinin çok altında kapatmasına neden oluyor. Rapor; yayıncılık, araştırma ve yüksek nitelik gerektiren serbest (freelance) iş kollarında ücret belirsizliğinin "görünmeyen ücretsiz emek" yarattığını vurguluyor. ILO verilerine göre, ücret şeffaflığının bulunmadığı ilan süreçlerinde kadınlar ve genç araştırmacılar pazarlık masasında daha düşük ücretlere razı olmaya zorlanıyor. İlanlara şeffaf maaş skalasının konulması ise kadın-erkek arasındaki ücret uçurumunu ortadan kaldırmada en etkili yasal araç olarak öne çıkıyor.
Maaş bilgisini gizlemek kurumsal itibara da zarar veriyor
Küresel yetenek ve ücret analizi kurumu Payscale’in yayımladığı 2023 tarihli 'Ücret Yönetimine Dair En İyi Uygulamalar' (Compensation Best Practices Report), iş ilanlarında maaş skalasını gizlemenin aday nezdinde yarattığı tahribatı ve kurumsal itibara verdiği zararı verilerle ortaya koyuyor. Kültür-sanat ve yayıncılık alanında "deneyime göre görüşülecek" belirsizliğiyle yayımlanan ilanların, nitelikli iş gücünü henüz başvuru aşamasında nasıl kaçırdığı araştırmalarla belgeleniyor.
Şeffaf maaş bilgisi nitelikli başvuruları artırıyor
İlanında maaş aralığı belirtmeyen kurumlar, adaylarca doğrudan "düşük bütçeli, pazarlıkta bastırmaya çalışan veya kurum içi ücret adaleti bozuk yapı" algısı yaratıyor. Araştırmaya katılan adayların yüzde 74’ü, ücret şeffaflığı sunmayan ilanlara başvuru yapmaktan imtina ettiğini veya bu ilanları ikinci plana attığını belirtiyor. Şeffaf maaş skalası içeren ilanlarda başvuru kalitesinin yüzde 66 oranında arttığı görülürken; ücretin saklandığı ilanların kültür-sanat gibi yüksek nitelik gerektiren alanlarda "en nitelikli araştırmacıları baştan elendiği" tespit ediliyor. Adaylar, mülakat maratonunun sonunda komik bir teklifle karşılaşma riskini almak istemiyor. Ücret şeffaflığı sağlayan kurumların işe alım sürelerinin kısaldığı vurgulanırken, ücret saklayan yayıncı ve kültür kurumlarının mülakat süreçlerinde ciddi zaman kaybı ve "aday reddi" yaşadığı belirtiliyor.
"Aday değerlendirme görevi 2 saati geçmemeli"
İngiltere merkezli İnsan Kaynakları ve Mesleki Gelişim Enstitüsü’nün (CIPD) yayımladığı Recruitment and Selection Ethics ilkeleri, işe alım süreçlerinde adaylardan talep edilen "deneme görevleri" ve "örnek uygulamalar" üzerindeki etik sınırları net bir şekilde çiziyor. Kültür-sanat ve yayıncılık ilanlarında sıkça rastlanan ucu açık "örnek görev" şartının, aday haklarını nasıl ihlal ettiği ve ücretsiz emeğe dönüştüğü raporda somut ilkelerle tanımlanıyor. CIPD etik ilkelerine göre, işe alım aşamasında adaya verilen değerlendirme görevlerinin maksimum 1 ila 2 saati geçmemesi gerekiyor. Adaydan 2 saati aşan bir zaman yatırımı istendiğinde veya verilen görev projenin kendisine doğrudan girdi sağladığında (örneğin basılacak bir kitap için metin yazımı veya arşiv taraması), kurum adaya saatlik standart telif/ücret ödemekle yükümlü kılınıyor.
Genç araştırmacılar sürece 1-0 geride başlıyor
Adayların bilgi birikimini ölçmek gerekçesiyle sunulan ucu açık görev çıktılarının projelerde kullanılması "fikri mülkiyet hırsızlığı" olarak nitelendiriliyor. İlanlarda görevin kapsamı ve nerede kullanılacağı netleşmediğinde, sürecin sömürüye açık hale geldiği vurgulanıyor. Kaç saat süreceği belirtilmeyen uzun deneme ödevlerinin; halihazırda çalışan, bakmakla yükümlü olduğu ailesi olan veya ekonomik güvencesizliği yüksek genç araştırmacıları süreçten elendiği ve fırsat eşitliğini bozduğu belgeleniyor.
Amerika merkezli Ulusal Yazarlar Birliği (National Writers Union - NWU), kültür-sanat gazeteciliği ve yayıncılık alanındaki istihdam süreçlerinde ücretsiz deneme görevleri ile belirsiz iş tanımlarına karşı standart ilkeler belirlemiş durumda. Sendikanın 'Writers' Pay ve serbest çalışan hakları çerçevesinde yayımladığı yönergelerde; iş başvuru süreçlerinde adaylardan talep edilen kapsamlı araştırma, deneme yazısı veya çeviri gibi örnek görevlerin nitelikli emek olduğu ve ücretlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. NWU standartları, 'tanıtım veya portfolyo' vaadiyle ücret gizliliği ve bedelsiz iş teslimi dayatılan ilanların emek sömürüsüne yol açtığına dikkat çekiyor.



