Türkiye’de milyonlarca işçinin geçim mücadelesi sürerken, bölgesel asgari ücret tartışması yeniden gündeme geldi. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, iktidarın bölgesel asgari ücret modeli üzerinde çalıştığını öne sürerek, “İstanbul pahalı. Ama daha ucuz iller var. Buralarda 28 bin lira bunların boyunu aşar. Dolayısıyla onlara daha az asgari ücret verelim diyorlar” ifadelerini kullandı. İktidar cephesinden ise bu iddiaya ilişkin henüz ayrıntılı bir model açıklanmış değil.
Tartışmanın merkezinde ise Türkiye’nin dört bir yanında aynı asgari ücretin uygulanmasının yaşam maliyeti, kira, işveren maliyetleri ve bölgesel ekonomik farklılıklar karşısında ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu bulunuyor. İstanbul ile Anadolu'nun farklı kentleri arasında yaşam maliyetleri kadar ücret düzeyleri, işgücü verimliliği ve istihdam yapısı da ciddi farklılıklar gösteriyor. Peki asgari ücret bu farklılıklara göre bölgelere ayrılabilir mi? Böyle bir sistem işçilerin alım gücünü mü artırır, yoksa düşük gelirli bölgelerde ücretlerin daha da aşağı çekilmesine mi yol açar?
Dünyada ise tek bir model bulunmuyor. ABD’de federal asgari ücretin üzerinde eyalet ve bazı yerel yönetimler tarafından farklı asgari ücretler belirlenebiliyor. Japonya’da ücretler prefektörlere göre farklılaşıyor; Kanada’da asgari ücret eyalet ve bölge yönetimleri tarafından belirleniyor. Çin ve Vietnam’da da bölgesel farklılıklara dayalı sistemler uygulanıyor. Buna karşılık Avrupa’da tablo daha farklı. Avrupa Birliği ülkelerinin büyük bölümünde ulusal asgari ücret uygulanırken, bazı ülkelerde ücretlerin belirlenmesinde toplu iş sözleşmeleri öne çıkıyor. AB'nin yaklaşımı doğrudan bölgesel asgari ücreti dayatmak yerine yeterli asgari ücret ve toplu pazarlığın güçlendirilmesi ekseninde şekilleniyor.
Dolayısıyla Türkiye açısından soru yalnızca “Bölgesel asgari ücret olsun mu?” değil. Asıl mesele, ekonomik koşulları birbirinden farklı bölgelerde çalışan milyonlarca işçinin ücretinin nasıl korunacağı. Bölgesel bir sistem uygulanacaksa hangi kriterler esas alınacak? Yaşam maliyeti mi, kira fiyatları mı, bölgesel gelir düzeyi mi, işsizlik mi yoksa işgücü verimliliği mi? Ve en önemlisi, bölgesel asgari ücret Türkiye'deki gelir ve bölgesel eşitsizlikleri azaltır mı, yoksa derinleştirir mi?
Bu soruları ekonomist Uğur Civelek 24 Saat'e yanıtladı.

“Üretim aleyhine olan politikalar değişmeden çözüm olmaz”
Bölgesel asgari ücret tartışmasının yeni olmadığını belirten Civelek, konunun 2000’lerin başında da gündeme geldiğini söyledi. Civelek, o dönem Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Güngör Keşci'nin konu üzerinde çalıştığını belirterek, “Çünkü hazır giyim ve tekstil sektörü emek yoğun bir sektör. Emek maliyeti çok önemli. Bölgesel asgari ücret farklılaştırılarak maliyet sorunları çözülebilir mi farklı yörelerde yatırımlar yoğunlaşabilir mi? Keçi bunu savunarak Türkiye çapında destekledi” dedi.
Bölgesel ücret farklılaştırmasının yatırımlar üzerinde yaratabileceği etkiye dikkat çeken Civelek, kendisinin ise o dönemde bu uygulamaya karşı çıktığını ifade ederek şunları kaydetti.
“O dönem bölgesel asgari ücrete karşıydım çünkü bunu farklılaştırarak bir şeyi düzeltirken, başka sorunlar yaratıyorsunuz. “Ben o dönem karşı çıkmaktaki esas gerekliliğimi uygulanan politikaların üretim aleyhine olduğunu, bu politikaların değişmesi gerektiğini, bu değişmeden bölgesel asgari ücreti değiştirmeye çalışmanın kafayı kuma gömmek olduğunu düşünüyorum. O dönem küreselleşmeci politikalar, yani Amerika'nın dayattığı düzen, esas yanlışı eleştirmeden, sadece günü kurtarmak için sorunların ağırlaşması pahasına bölgesel asgari ücret tartışılması abesleşti.”
"Ekonomik konulara hassasiyet yüksek, seçmen bundan etkileniyor"
Aradan 20 yıl geçmesine rağmen benzer bir durumun sürdüğünü savunan Civelek, şöyle devam etti:
“Bugün benzeri bir durum var. Üretim üzerindeki olumsuz koşulların değişmesi, kalıcı çözüm üretmek, makro bakmak lazım. Bunları görmezden gelip, sırf göz boyamak için bölgesel asgari ücreti tartıştıralım demek yine çözüm değil. Aradan 20 yıl geçti, çok fazla bir şey değişmedi. Ama siyasetin bunları söyleme ihtiyacı var”
Civelek, bölgesel asgari ücret tartışmasının siyasi boyutuna ilişkin de değerlendirmede bulundu. Ekonomik konulara yönelik hassasiyetin arttığını belirten Civelek, “Şu anda ekonomik konulara hassasiyet yüksek, seçmen bundan etkileniyor. Onun için iktidarın karşı çıkacağı, üretilebilecek her şey çok önemli" dedi.
“Finansal sermayeye teslim olup sorunları çözemezsiniz”
Civelek, asıl çözümün üretim politikalarında ve makroekonomik yaklaşımda aranması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kura basmadan, enflasyonu daha kalıcı düşürerek, günü kurtarmaya çalışmadan çözüm üretmeniz lazım. Ama finansçılara, finansal sermayeye teslim olup, onun izin verdiği şeyleri tartışarak bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz. Üretimin sorunlarını çözemezsiniz.”
“Bir bölgenin sorununu çözerken diğer bölgelerin sorunlarını ağırlaştırabilirsiniz”
Civelek, bölgesel asgari ücretin bölgeler arasındaki yatırım dengesini bozabileceğini belirterek, “Örneğin bölgesel asgari ücret Marmara'da aynı düzeyde tutulup Güneydoğu'da aşağıya çıkıyor. Yatırımları oraya kaydırırsınız, Marmara'daki yatırımları taşınmaya ya da oraya göç etmeye zorlarsınız” ifadelerini kullandı.
“Kar marjları bu taşınmayı karşılamadığını hesaplamıyorlar” diyen Civelek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani asgari ücretin farklılaştırılması bir sorunu bir bölge için çözebilir. Ama diğer bölgelerin sorunlarını da ağırlaştırabilir. Bunu dikkate almak lazım.”
Civelek, bölgeler arasındaki mevcut teşvik sisteminin de hesaba katılması gerektiğini vurguladı. “Böyle bir şey eğer yapılacaksa, ihtiyaç görüyorsa her bölgenin teşvikleri var. Birinci bölge, ikinci bölge, üçüncü bölge. Bunu dikkate almadan bunu nasıl yapacaksınız?” diye sordu.
“Emek yoğun yatırımları oraya kaydırırsınız”
Bölgesel teşviklerle bölgesel asgari ücretin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Civelek, “Siz beşinci, altıncı, yedinci bölgeye anormal teşvikler veriyorsanız, bir de asgari ücreti orada daha düşük teşvik ediyorsanız, emek yoğun yatırımları oraya kaydırırsınız” dedi.
Türkiye’de üretimin önemli bölümünün emek yoğun olduğuna dikkat çeken Civelek, “Türkiye'de sınai üretimin yüzde 80'i emek yoğun üretim. Diğer bölgelerde sorun yaratırsınız” ifadelerini kullandı.
Civelek, bölgesel asgari ücret konusunda atılacak adımların çok dikkatli hesaplanması gerektiğini belirterek, “İnce eleyip sık dokunmadan alınacak kararlar yapıcı olmaktan çok yıkıcı olabilir” dedi.
“Taşıma maliyetlerini dikkate almazsanız umduğunuz sonucu alamazsınız”
Türkiye’de üretim kararlarında taşıma maliyetlerinin de önemli bir unsur olduğunu söyleyen Civelek, bölgesel asgari ücret tartışmasında bu başlığın göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Civelek, “Şu anda Türkiye'de en önemli üretim faktörlerinden biri taşıma maliyetidir. Üretimin yoğunlaştığı bölgeler taşıma maliyetleri nedeniyle orada yoğunlar” dedi.
Asgari ücret farklılaştırılırken taşıma maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirten Civelek, “Siz de asgari ücreti bir yerde yoğunlaştırıp taşıma maliyetini dikkate almazsanız umduğunuz sonucu alamazsınız. Yani taşıma maliyetleri, bölgesel teşvikler dikkate alınmazsa alınacak kararlar istenilen sonucu vermeyebilir. Tam tersi de ek yeni maliyetler üretilir” diye konuştu.
“Bölgeler arasındaki yaşam maliyeti farkları geçmişteki kadar belirleyici değil”
Bölgesel asgari ücret belirlenirken yaşam maliyeti, kira düzeyi, bölgesel verimlilik ve işsizlik oranlarının gibi kriterlerin de kesinlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Civelek, Türkiye’de bölgeler arasındaki yaşam maliyeti farklarının geçmişe göre değiştiğini belirtti:
“İşsizliğin yüksek olduğu bölgelerde kiralar daha düşük olabilir. Yaşam maliyetleri daha düşük olabilir. Ama bu 20 yıl önce daha belirleyiciydi. Küreselleşme bölgesel farklılıkları azalttı. Bugün küreselleşme farklılıkları büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bugün baktığınız zaman Diyarbakır'daki kiralarla İstanbul'un kiraları arasında büyük bir fark kalmadı."
“Asgari ücretin görece yüksek kaldığı yerlerde işletmeler kapanır”
Tek bir ulusal asgari ücret korunarak işverenlere bölgesel teşvik verilmesi seçeneğini de değerlendiren Civelek, bölgesel teşviklerin zaten asgari ücretin her bölgede aynı olduğu varsayımı üzerinden uygulanabileceğini belirterek şöyle devam etti:
“Bölgesel teşvikleri farklılaştırırken asgari ücretin her bölgede aynı olduğunu varsayarak yapıyorsunuz. Bunu görmezden gelerek hiçbir şeye bakmadan asgari ücreti farklılaştırırsanız, asgari ücretin görece yüksek kaldığı yerlerde işletmeleri kapatırsınız. O belirsizlik, o asgari ücret düşüşü olduğu yerde yeni yatırımları da tetiklemeyebilir. Asıl sorun daha geniş bir ekonomik çerçevede ele alınmalı."
“Rekabetçi ücret sorununu çözmek için daha makro önlemler var”
Türkiye’nin mevcut ekonomi politikalarına da dikkat çeken Civelek, “İçinde bulunduğumuz koşullarda enflasyonu kura bastırarak düşürüyoruz. Bu rekabetçi ücret sorunu yaratıyor” dedi.
Civelek, rekabetçi ücret sorununu çözmek için daha geniş kapsamlı ekonomik önlemlere ihtiyaç olduğunu belirterek “Rekabetçi ücret sorunu çözmek için yapmanız gereken daha makro önlemler var. Asgari ücretin farklılaştırılması bunların arasında değil. Birbirine bağımlı sorunları birbirine zarar vermeyecek şekilde çözmeniz lazım” ifadelerini kullandı.



