Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) yıllık toplantısını Ankara’da Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdi. EFJ Başkanı Maja Sever’in açılışını yaptığı toplantıda ilk söz Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’e verildi.
Nazmi Bilgin, Avrupa’nın dört bir yanından katılan tüm gazetecileri, konukları selamlayarak başladığı konuşmasında, farklı ülkelerden gelmiş olsalar da aynı mesleki ailenin üyeleri olduklarını söyledi.
Bu nedenle Avrupa Gazeteciler Örgütü’nün (EFJ) yalnızca bir meslek örgütü değil, aynı zamanda gazetecilerin birbirine uzattığı dayanışma eli olduğunun altını çizdi. Bilgin, “Bir ülkede baskı gören gazetecinin sesini başka bir ülkedeki meslektaşı duyurabiliyorsa, bir gazetecinin uğradığı haksızlık uluslararası bir tepkiyle karşılık bulabiliyorsa, bir gazeteci yalnız olmadığını hissedebiliyorsa, bunun arkasında yıllar içinde inşa edilmiş bu dayanışma kültürü vardır” diye konuştu.

“Gazeteciliğin ortak sorunları ve çözüm için bir araya geldik”
Bu kültürü korumak ve güçlendirmenin her zamankinden daha büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bilgin şunları ifade etti:
“Bugün burada yalnızca bir yıllık toplantıya ev sahipliği yapmıyoruz. Aynı zamanda gazeteciliğin ortak geleceğini konuşmak, ortak sorunlara ortak çözümler aramak ve mesleği dayanışmayı güçlendirmek için bir araya geliyoruz.”
Bilgin sözlerini toplantının düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve buraya gelerek buluşmayı mümkün kılan katılımcılara teşekkür ederek bitirdi.
EFJ adına konuşan Maja Sever de Avrupa genelinde yeni tehdit ve endişelere, demokratik standartların daha fazla erozyona uğradığından söz etti. Demokrasi ve özgürlüklerin saldırıya uğradığında bunları savunanların her zaman gazeteciler olduğunu belirten Sever şunları dile getirdi:
“Siyasi kutuplaşmanın, toplumsal güvensizliğin ve medyaya yönelik açık saldırıların sınırlarına ulaştığımızı her düşündüğümüzde, gerçeklik bizi haksız çıkarıyor. Özgürlük alanının daha da daralabileceğini, gazetecilere yönelik kabul edilemez şiddet dalgasının daha da yükselebileceğini ve iktidarını manipülasyon ile korku üzerine kuranların, soru soran, gerçekleri doğrulayan ve cevap arayanları zayıflatmak için her zaman yeni yollar bulduğunu bize gösteriyor.”

“Gazeteciler tehdit ve saldırı altında”
Medya Özgürlüğü Acil Müdahale Kuruluşu'nun son verilerinden örnekler vererek, geçen yıl Avrupa genelinde medya özgürlüğüne yönelik yaklaşık 1500 ihlal kaydedildiğini, binlerce gazetecinin tehditlere, fiziksel saldırılara, stratejik davalara ve çevrim içi tacizlere maruz kaldığını aktaran Maja Sever, “Özellikle dijital tacizlerin ve gazetecilere yönelik koordinat içeren ve eş zamanlı yürütülen kampanyaların en hızlı büyüyen tehditler arasında yer alması, şunu açıkça kanıtlıyor: Medya özgürlüğünü bastırmaya yönelik eski yöntemlerin yerini artık yeni teknolojik araçlar aldı. Sadece gazeteciliğe yönelik tehditlerin artışına değil, bilgi alanındaki güç dengesinde de derin bir kayma olduğunu görüyoruz. Bu alanda siyasi aktörlerin yanı sıra küresel teknoloji şirketlerinin de giderek daha büyük bir nüfuz sahibi olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

“Halka nelerin ulaşacağına teknoloji şirketleri karar veriyor”
Teknolojik şirketlerin ne seçmenlere ne de demokratik bir denetime karşı sorumlu olduğunu, ancak algoritmaları ve ticari çıkarları aracılığıyla hangi bilginin vatandaşa ulaşacağını, hangisinin dijital gürültü içinde kaybolacağını ve toplumdaki kamusal tartışmanın nihayetinde nasıl bir şekil alacağını tek başlarına belirlediklerinin altını çizen Maja Sever şunları söyledi:
“Mark Zuckerberg, gazeteciliğin, duygu ve kutuplaşma yaratmak için tasarlanmış içeriklerden daha az değerli olduğuna karar verdiğinde, yerel medya izleyicisini ve gelirini kaybediyor.”
Avrupa genelinde gazetecilerin her şey için suçlandıklarını, düşük ücretlerle, güvencesiz istihdama edildiklerini ifade eden Sever, “Toplum, gazetecilere insani ve onurlu çalışma koşulları sağlamazken bir yandan da kaliteli gazetecilik bekliyorsa, aslında toplum kendi haber alma hakkından da yavaş yavaş vazgeçiyor demektir. İşte bu yüzden bugün, mesleki çıkarların ve sendikal taleplerin çok ötesinde bir sorumluluktan bahsediyoruz. Bizler sadece istihdamı ve haber merkezlerini savunmakla kalmıyoruz; vatandaşların gerçeğe ulaşma, gerçekleri bilme hakkını savunuyoruz” diye konuştu.
“Gazetecilerin ifade özgürlüğünü savunduğu için birçok kez ağır bedeller ödediği bir ülke olan Türkiye’de bir araya gelmişken bizler, özgür medya mücadelesinin hiçbir zaman sadece tek bir meslekle ilgili olmadığını çok iyi biliyoruz” diyen Sever, bu mücadelenin toplumun kendisi hakkındaki gerçeği bilme hakkıyla ilgili olduğunu dile getirdi.

Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası'nın sadece kağıt üzerinde kalmamasını, uygulamada da eksiksiz ve etkili bir şekilde hayata geçirilmesini talep ettiklerini belirten Sever, amaçlarını şöyle ifade etti:
“Gazetecilerin susturma amaçlı 'stratejik' davalara, siyasi baskılara ve dijital şiddete karşı güçlü bir şekilde korunmasını istiyoruz. Gazetecilik kaynaklarının korunmasını ve yazı işlerinin bağımsızlığını savunuyoruz. Şeffaf medya sahipliği ve bağımsız kamu yayıncılığı talep ediyoruz. Avrupa genelindeki gazeteciler için adil bir ücret talep ediyoruz ve insani, insana yakışır çalışma koşulları talep ediyoruz. Büyük platformlar ile yapay zeka şirketlerinin gazetecilik içeriklerini nasıl kullandıklarını şeffaf bir şekilde açıklamak zorunda olduğunu savunuyoruz; bu içerikler için telif bedeli ödenmesi gerektiğini ve adil bir dijital ekosistem oluşturulmasını istiyoruz.”
Ukrayna’dan Gazze’ye ve ötesine kadar, savaş ve kriz bölgelerinden haber yapan meslektaşlarının yanında olduklarını da belirten Sever, “Meslektaşlarımızın bağımsız gazetecilik için her gün mücadele etmeye devam ettiği Türkiye’de bir araya geliyor olmamız gerçekten son derece büyük bir önem taşıyor. Baskı, sansür ve belirsizlik karşısındaki cesaretleri bize medya özgürlüğünün asla varsayılan, kesin, zaten mevcut bulunan bir şey olmadığını, gazeteciler arasındaki sınır ötesi dayanışmanın en güçlü araçlarımızdan biri olmaya devam ettiğini hatırlatıyor” dedi.

Grevdeki Fransız gazetecilere selam gönderildi
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Başkanı Zuliana Lainez da konuşmasına bugün Fransa’da grevde olan gazetecileri selamlayarak başladı. Bilginin etrafında, hakları için bir araya gelen Fransız gazetecilerin bugün sokakta olduğunu, hem kendi hakları hem de vatandaşın haber haklarını savunduklarını söyledi. Aynı zamanda Portekiz’de de iş reformu için bir araya gelindiğini, iş reformunun günlük çalışma sürecinden, mesleğin geleceğine kadar birçok olumlu gelişmelere yol açacağını belirten Lainez, bunun başka olumlu reformlara da yol açacağını söyledi.
Bütün bunların bir gerçeği hatırlattığını dile getiren Lainez, sadece Avrupa’da ya da bölgelerde değil, tüm dünyada küresel olarak gazetecilerin zor durumda olduğunu söyledi. “Artık bölgesel krizlerden değil, küresel bir krizden bahsediyoruz. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne karşı sürekli saldırılar oluyor. Sosyal ağlarda ciddi saldırılar var, özellikle kadın gazetecilere ciddi tehditler var” diyen Lainez, milyarderlerin bazı basın kuruluşlarını ele geçirdiğini, iş ahlakını, gazetecilerin çalışma şartlarının, profesyonel gazeteciliği bozduklarını söyledi. Gazeteciliğin ciddi erozyona uğradığına işaret eden Lainez, “Artık susmamalıyız. Basın özgürlüğü olmadan, demokrasiden, özgürlüklerden söz edilemez” dedi.
“Hiçbir gazeteci tek başına mücadele etmemeli”
Güçlü sendikalara, bölgesel, uluslararası güçlü federasyonlara olan ihtiyaçtan söz eden Lainez, “Artık hiçbir gazeteci tek başına mücadele etmemelidir” dedi.
Paris’te EFJ’nin 100. yıl toplantısına atıf yapan Lainez, yapay zeka, gazetecilerin hakları, telif hakları ve basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili bir deklarasyon yayınladıklarını söyledi.
Avrupa’da ve başka bölgelerde faşizmin büyüdüğüne, bunun hem mültecilere yönelik yanlış söylemleri beraberinde getirdiğine vurgu yapan Lainez, görevlerinin kamu basınını güçlendirmek, güçlü, özgür ve profesyonel olmak gerektiğini ifade etti.
Dünyada gazetecilerin güvenliğinin ve korunmasının sağlanması gerektiğini de belirten Lainez, amaçlarının gazeteciliği ve demokratik hayatı korumak, demokrasinin güçlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

Türkiye’yi gazetecilerle dayanışma
Türkiye’ye de değinerek, gazetecilerin yargılandığını, hapiste gazeteciler olduğunu, gazetecilerin haklarındaki yanlış haberlerle mücadele etmek zorunda kaldıklarını aktaran Lainez, bütün bunlara karşı dayanışma içinde olduklarını da dile getirdi. Lainez, “Hiçbir zaman olmadığı kadar birlikte olmaya, sansüre, propagandaya karşı mücadele etmek zorundayız. Gazetecilik sürekli gerçeği aramak demektir. Bundan uzaklaşmak gazetecilik yapmak değildir” dedi.

Hapis yatan eski gazeteci ve Ukrayna Büyükelçisi Nariman Celal’den basın özgürlüğü mesajı
Kırım'da gazetecilik faaliyetleri sebebiyle Rusya tarafından tutuklanan ve 3 yıl hapis yattıktan sonra esir değişimi kapsamında serbest bırakılan Ukrayna Büyükelçisi Nariman Celal de konuştu. Salonda büyükelçi olarak değil gazeteci olarak bulunduğunu belirten Nariman Celal, Kırım’da, Ukrayna’da gazeteci olarak yaşadıklarını anlattı. İşgalin sadece askerle değil, insanların fikirlerini açıkça ifade edememesi ile de olduğunu belirten Celal, fikirlerin saklanmak zorunda bırakıldığını, suçların belgesiz kalmasının istendiğini, gazetecilerin işgal kelimesini kullanamadığını, özgür iradenin bastırıldığını söyledi.
“Gazetecilik Kırım’da baskı altındaydı ama ayakta kalmayı başardı. Ama hakikate ayrılan alan azaldı” diyen Celal, Kırım’da profesyonel gazeteciliğin artık imkansız hale getirildiğini, yurttaş gazeteciliğinin ortaya çıktığını söyledi. Kırım’daki baskı ve yıldırmanın gazetecilerin önüne geçtiğini, insanlar bir şey paylaştığı ya da beğendiği zaman yargılandıklarını, gerçeğin parmaklıklar arkasına atıldığını belirten Celal, dayanışma için teşekkür ederek şunları ifade etti:
“Her bir destek mesajı onları unutmadığımız anlamına geliyor. Dayanışma bir gecede hapishane kapılarını açamaz ama halk sessiz kalırsa bu baskı büyümeye devam eder. Umarım ki hapisteki arkadaşlarım çok yakın zamanda özgür kalır, buraya bizlerin arasına dönerler. Aynı benim bugün burada olduğum gibi.”

16 yıllık baskıyı anlattı
HVG Genel Yayın Yönetmeni ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Yönetim Kurulu Başkanı Marton Gergely de korkunç şartlar altında mesleklerini yapmaya devam eden meslektaşlarını kutlayarak konuşmasına başladı. “16 yıllık bir diktatörlük, yavaş yavaş zehirlenen bir Macar medyası vardı ve genel seçimlerde iktidar kaybetti. Kendisinin bir şekilde düşürülebileceğini, sadece oylarla gideceğini tahmin edemiyorduk. Bu bizi şaşkınlığa uğrattı” diyen Macar gazeteci, 16 yıldır mali ve politik baskıya karşı çıkmaya çalıştıklarını, akıllıca yöntemler bulmaya çalıştıklarını söyledi.
“Hayatta kalabilmek zor”
Viktor Orban iktidarının gazetecilerin sessiz kalmasına sebep olduğunu ve yolsuzluk davalarının sonuçsuz kaldığını, sonuç alamadıklarını ifade eden Gergely, şimdi hükümetin değiştiğini ama bunu kutlamadıklarını, burada toksik bir ilişki olduğunu söyledi. Marton Gergely, “Hayatta kalabilmek hala zor. Nisandan sonra söylediklerimiz değişti ama bunu insanlara ulaştırmak hala zor. 16 yıl önce yaptığımız yanlışları tekrarlamayacağımızı umuyorum” diyerek sözlerini noktaladı.
Avrupa Gazeteciler Federasyonu'nun etkinliği "Türkiye'de Gazeteciler Baskı Altında" başlıklı oturumla devam etti.




