LGS 2. nakil sonuçları sonrası tercih başvurusu nasıl yapılır, kimler başvurabilir? LGS 4. tercih başvuruları ne zaman?
LGS 2. nakil sonuçları sonrası tercih başvurusu nasıl yapılır, kimler başvurabilir? LGS 4. tercih başvuruları ne zaman?
İçeriği Görüntüle

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin yayımladığı 2026/70 sayılı genelge, Eğitim-İş’in tepkisine neden oldu. Sendika, genelgenin eğitim sisteminin uzun süredir devam eden yapısal sorunlarına çözüm üretmediğini, bunun yerine öğretmenlerin çalışma süreçlerini daha fazla denetim altına alan bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirtti.

Eğitim-İş Genel Merkezi, genelgenin eğitim süreçlerini merkezi talimatlarla şekillendirdiğini ve yönetmeliklerle düzenlenen alanlarda dahi genelge aracılığıyla yeni yükümlülükler getirilmeye çalışıldığını ifade etti.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı '2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler' Genelgesi, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi genelge yoluyla yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan bir anlayışın ürünüdür. Genelge, eğitimde farklılıkları ve özgünlüğü esas almak yerine öğretmeni ve öğrenciyi dar kalıplara sıkıştıran, tek tip öğretmen ve tek tip öğrenci anlayışını dayatan; eğitim sisteminin yapısal sorunlarından doğan sorumluluğu ise Bakanlığın üzerinden alarak öğretmenin ve öğrencinin omuzlarına yükleyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Bakanlık, öğretmenin yoksullaşmasını, okulların personel açığını, kalabalık sınıfları, öğretmen açığını, ücretli öğretmenlik ayıbını, eğitimde eşitsizliği ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarını çözmek yerine, öğretmenin önlüğünden telefonuna, veliyle görüşmesinden kullanacağı dijital platforma, görev yapacağı okuldan görev yapacağı alana kadar uzanan bir müdahale ve denetim düzeni kurmaya çalışmaktadır.

Genelgenin bütününe hakim olan 'tavizsiz', 'zorunlu', 'istisnasız', 'kesinlikle', 'ivedilikle', 'hiçbir şekilde' gibi ifadeler de Bakanlığın eğitim çalışanlarıyla birlikte yönetme anlayışından giderek uzaklaştığını göstermektedir. Eğitim, emir-komuta zinciri içerisinde yürütülecek mekanik bir faaliyet değildir. Öğretmen de Bakanlığın her yeni politikasını sorgulamadan uygulamakla yükümlü bir talimat memuru değildir. Eğitim-İş olarak, hukuku genelgelerle aşmaya, öğretmenin mesleki özerkliğini idari talimatlarla daraltmaya ve öğretmeni itibarsızlaştırmaya, okulları güncel siyasi politikaların uygulama alanına dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime sessiz kalmayacağız."

Kaynak: ANKA