İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülen, 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 45’inci gün oturumu avukat beyanları ve sanık savunmalarıyla başladı.

İş insanı Hüseyin Köksal’ın savunmasıyla tamamlanan 44'üncü günün ardından başlayan celsede, duruşma öncesinde dünkü oturumda salonda yaşanan "doğum günü kutlaması" görüntüleri nedeniyle bazı görevli jandarma personelleri hakkında idari soruşturma açıldığı öğrenildi.

Avukat Burak İnce: "Müvekkilim rüşvetten tutuklandı ama iddianamede bu suç yok"

Duruşmanın sabah oturumunda ilk olarak iş insanı Hüseyin Köksal’ın avukatı Burak İnce söz alarak esas hakkındaki savunmasını mahkemeye sundu. Müvekkiline yönelik ihalelerle ilgili suçlamalarda somut hiçbir delilin bulunmadığını ve suçlandığı toplantıların gerçekleşmediğinin kanıtlandığını belirten İnce, dosyada yer alan maddi hatalara dikkat çekti.

Avukat İnce, mahkeme heyetine yönelik eleştirilerinde şu ifadeleri kullandı:

“Tevdi raporunda Hüseyin Köksal’ın kuzeni Ahmet Köksal’la kardeş olarak gösterildiğini söyleyen avukat İnce, 'Bunu bile bilmiyorlar. Bu insanlar bu bilinçli yargılarla tutuklandı' dedi. Mahkeme heyetini eleştiren avukat İnce, müvekkilinin mal varlığına el konulduğunu ve genel müsadere talep edildiğini belirten, 'Anayasa'da çok açık, genel müsadere talep edilemez. Siz genel müsadere talep edilen iddianameyi kabul ettiniz. Kendisi rüşvetten tutuklandı ama iddianamede rüşvet suçu isnat edilmemiştir' ifadelerini kullandı.”

Ekrem İmamoğlu: "Çok sayıda arkadaşımız apaçık bir zulümle yüzleşti"

Avukat Burak İnce'nin ardından söz alan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine hitaben uzun ve ayrıntılı bir beyanda bulundu. Yaklaşık 3 aydır duruşma salonunda olduklarını ve sanıkların 15 ay sonra ilk kez kendilerini ifade edebildiklerini belirten İmamoğlu, yaşanan yargılama sürecini şu sözlerle eleştirdi:

"Sayın Başkan, Sayın Heyet, bugünkü duruşmayla aslında bu haftayı tamamlayacağız. 3 aydır bu salonda birbirimizin gözlerine bakıyoruz ve açıkçası siz bize, biz size; önümüzdeki kürsüye gelip kendini anlatmaya çalışan, ifade veren çok sayıda tutuklu sanık arkadaşımız soruşturma süreçlerine dair pek StackOverflow sıra dışı, gerçekten hukuk dışı olayları, yani 'Bu da mı yaşanır?' diye düşündüğümüz birçok süreci yaşadık, üzüldük ve çok zor anlar geçiren arkadaşlarımız oldu. Bizler de o anları yaşayarak, aslında aynı psikolojiye büründüğümüzü hepimiz biliyoruz. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Gerçekten apaçık bir zulüm ve zulmün getirdiği dramla, çok sayıda arkadaşımız yüzleşti ve yüzleşmeye devam ediyor. Dramın aynı zamanda mağduriyeti de en yüksek seviyeye taşıdığı bir gerçek. Ben sizin de heyetçe çok üst seviyede bir duyguyla bu sürece tanık olduğunuzu, hissettiğinizi düşünüyorum.

Zira burada 15 ayını doldurmuş ve ilk defa bugün, dün söz alan insanlar var. Tam 15 ay sonra ilk defa kendini ifade edebilen insanlar var. Ben, böyle bir yargılama sürecinin Türkiye tarihinde çok az olduğunu düşünüyorum. İçerik açısından handikaplarıyla belki de bu tarihte ilk olarak yaşandı ve yaşanıyor."

"Tutukluluk inceleme süresini bir haftaya indirin, dün hepimize acı hissettirdi"

Davanın 44'üncü gün oturumunda duruşma salonunda fenalaşarak yere yığılan Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak’ın sağlık durumuna ve cezaevi koşullarına atıfta bulunan İmamoğlu, mahkemenin tutukluluk inceleme kurallarına sert itirazlarda bulundu. İki dudak arasındaki uygulamaların sorumluluğunun artık heyette olduğunu vurgulayan İmamoğlu, talebini şu cümlelerle iletti:

"Örneğin bir aylık tutukluluk inceleme kuralı koydunuz. Bu kuralı değiştirmek veya esnetmek de sizin uhdenizde. Yani 'Bu kuralı bu şekilde uygulayacağım' demek kadar değiştirmek ve esnetmek de sizin uhdenizde. Onun için 1 ayı 1 haftaya indirebilirsiniz. Anlık bile karar verebilirsiniz diye düşünüyorum. Ve bunu bir talep olarak da size iletiyorum, istirham ediyorum.

Bakınız dün, burada sağlık sorunu yaşadı diye hafife aldığımız… 'Aldığımız' diyorum; sizi kastetmiyorum. Arkadaşımızla ben, aylardır aynı hapishanede yan yana hukuk görüşü yapıyoruz ve o arkadaşımın sayısını bile söylemekten ar edeceğim sayıda stenti olan, kalp operasyonu geçiren, hipertansiyonu olan bir insan olduğunu da biliyorum. Ve her defasında sağlığını soruyorum. Gün geçmiyor ki biz karşılaşmayalım. Ve burada yere yığıldığını yaşamak hepimize çok acı bir durum hissettirdi. O manada iki dudağınızın arasındaki bazı uygulamaların yapılmaması, artık başka hiç kimseye değil, direkt sizi ve sayın heyetinizi bağlar."

"Altın rafinerisi, TV kanalı sahipleri serbest; Bizde sıfır tahliye yaşandı"

Konuşmasında diğer yargı dosyalarındaki tahliye kararları ile İBB davasındaki tutukluluk kararlarını kıyaslayan Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetinin takvimini bir taksimetreye benzetti. Haklarında yüzlerce yıl hapis istenen diğer sanıkların dışarıda olduğunu ancak kendi mesai arkadaşlarının infaz süreleri dolsa dahi bırakılmadığını söyleyen İmamoğlu, itirazlarını şöyle sürdürdü:

"Daha önceki yedi-sekiz ayda tek bir kişinin bile, bakınız tek bir kişinin bile tahliye edilmemiş olması da tarihi bir durumdur. Kasıtlıdır ve gerçekten acıdır. Çünkü, yani isminin bir yerde geçmediği insan mı desek, birçok aile ferdinin burada niçin tutulduğunu anlamamak mı desek, inanın bu çok can yakan bir husus. Ama artık yedi aydır sizin uhdenizde Sayın Başkan ve yedi aydır günler bir taksimetre gibi sizin önünüzde işliyor. Ve bu algının ne size ne yüce Türk yargısına ne bize hiçbir faydası yok.

Sıfır tahliye yaşadık ve şimdi böyle bir süreç yaşarken, etrafımızda dönen olaylara da bakıyoruz ister istemez Sayın Başkan. Bir kısmıyla biz komşuluk da yapıyoruz. Yani 'altın rafinerisi' deniyor; manşetler, gazeteler yazıyor, çiziyor. 800-900 yıl örgüt vesaire; insanlar serbest! İddianame çıkmadan serbest. Kalsın. Zaten tutuksuz yargılansın istiyoruz. Malum TV kanalının sahipleri veya eski sahibinin yakınları vesaire serbest. Kalsınlar. Adli kontrolle serbest bırakıldı bu insanlar. Sakın eleştirdiğimi düşünmeyin.

Muhittin Böcek'ten yeni ifade: Yerel seçimlerde Özgür Özel ve Ferdi Zeyrek'e para verdiğini iddia etti
Muhittin Böcek'ten yeni ifade: Yerel seçimlerde Özgür Özel ve Ferdi Zeyrek'e para verdiğini iddia etti
İçeriği Görüntüle

12-13 arkadaşımızın burada infazı tamamlanmış, ceza bile alsa bu 15 ay dahi fazla diyen arkadaşlarımız var. Ve bu insanların serbest kalmamasının yani bir milletvekili diye mi, belediye başkanı diye mi veya başka bir şey mi diye ben anlayamıyorum, kavramlandıramıyorum Sayın Başkan, Sayın Heyet. Değerli Başkan, Allah aşkına, Allah aşkına ben açıklayamadım kendime. Iraz Bayrak niye bir ay daha yattı, ben açıklayamadım Sayın Başkan. Bakınız eleştiriyorum, içim yandığı için eleştiriyorum... Orhan Erdoğan niye bir ay daha tutuklu kaldı? Ben bir gün bile burada bir insanın tutuklu kalmasına içim elvermiyor."

"Bu iddianame beni örgüt lideri diye yazdı, her şey beni ilgilendiriyor"

Hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamenin tamamen uydurma ve safsata ithamlardan oluştuğunu, 160 milyarlık yolsuzluk suçlamasının arkasının boş olduğunu savunan İmamoğlu, her konunun kasıtlı olarak kendisine bağlandığını beyan etti. Sürecin can yakıcı olduğunu ifade eden İmamoğlu, teknik yetki itirazında bulunarak savunmasını şu kelimelerle tamamladı:

"Benim 'örgüt lideri' diye yazdı bu iddianame. Her insanın burada anlattığı yüzde 90'ına ilk kez şahit olduğum yüzde 90'ı, bir tek sayfasını dahi iddianamenin çevirip okumadım, okumaya da niyetim yok. Avukatlardan dinliyorum, onlar okuyorlar, iddianameye burada sanıklar çıkıyor, anlatıyor. Burada öğrendiğim her konuyu bana bağladı çünkü bu iddianame. Dolayısıyla beni ilgilendiriyor. Bu şekilde sürecin ilerlemesi gerçekten çok can yakıcıdır. Bakınız; bir usule yönelik bir hatırlatmayı ister istemez yapacağım. Çünkü Sayın Başkan, Sayın Heyet, 160 milyarlık yolsuzluk denildi. Bakınız 110 milyar lirası… Gerçekten safsata ve uydurma; gerçekten yetkisi olmayan bir hususla bize yüklenerek, buradaki insanlara yüklenerek… MAPEG diye bir şey var, başlık var. Bu MAPEG'in size daha önce ifade ettiğim gibi yetkilisi Enerji Bakanlığı."

Duruşmada avukat beyanlarının tamamlanmasının ardından, sanık kürsüsüne Nihat Sütlaş’ın çıkarak savunma yapması bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi