Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12'nci Aile Mahkemesi'nin başvurusu üzerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan "süresiz nafaka" düzenlemesini inceleyerek oy çokluğuyla iptal etti. Yüksek Mahkeme, iptal kararının ardından yeni bir yasal düzenleme yapılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 9 aylık bir süre tanıdı.
Bu yargısal gelişmenin ardından İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, karara tepki gösteren bir açıklama yayımladı.
"Karar Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı"
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından yapılan açıklamada, alınan iptal kararının anayasal ilkelerle çeliştiği ileri sürülerek şu ifadelere yer verildi:
"AYM'NİN yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararı, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırıdır. Kadınların yüz yıldan fazla süren mücadelelerle kazandığı hakların, iktidarın siyasi hamleleriyle geri alınmasını kabul etmiyoruz. Nafaka düzenlemesi; evlilik içinde uğradığı haksızlıklar ve ailenin bakım yükü nedeniyle istihdamdan dışlanan, yoksullaşan ve şiddete uğrayan kadınların bu döngüden çıkabilmesinin güvencesidir. Yapılmak istenen; kadınların şiddet dolu ailelere mahkum edilmesi, yoksullaştırılarak devlet tarafından karşılanmayan tüm bakım yükünü üstlenmeye razı edilmesidir. Bu plana razı olmayacağız!"
"Süresiz nafaka mağduriyeti gerçek dışı bir söylem"
Açıklamada, süresiz nafaka nedeniyle erkeklerin mağdur olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve mevcut hukuk sisteminde zaten gerekli mekanizmaların bulunduğu belirtilerek deklarasyona şöyle devam edildi:
"Mahkemelerce hükmedilen nafakanın tamamen kaldırılması, miktarının indirilmesi gibi bir hukuki yol zaten mevcutken, 'süresiz nafakanın mağduriyet yarattığı' iddiası iktidar tarafından kurgulanmış gerçek dışı bir söylemdir."
Yerel mahkemelere uyarı: "Geri dönülmez sonuçlar doğuracaktır"
Baro, mevcut hukuki atmosferi eleştirerek boşanma davalarına bakan yerel mahkemelere yönelik bir çağrı yapıldı:
"AYM kararlarının iktidarın politikalarına göre bazen zorunlu, bazen zorunlu değilmiş gibi yorumlandığı bu hukuk dışı ortamda yerel mahkemeleri uyarıyoruz: Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında bulunan ve kadınların insanlık onurunu koruyan bu temel hükme aykırı bir düzenlemenin uygulanması, geri dönülmez sonuçlar doğuracaktır. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz!"




