Ankara'da 11 gündür açlık grevinde olan öğretmenler Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önündeki bekleyişini sürdürüyor. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenler ile mülakat mağduru öğretmenler, taleplerinin karşılanması ve verilen sözlerin tutulması için 15 Haziran'da süresiz açlık grevine başlamıştı. Sendika önünden Madenci Anıtı'na yapmak istedikleri yürüyüşleri engellenen öğretmenlere dün polis müdahale etmişti.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, yaşadıkları süreci "mecburi bir açlık grevi" olarak nitelendirerek antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Haklarının peşinde olduklarını ve birtakım görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Edebali, "Biz talep mücadelesindeyiz. Haklarımızın peşindeyiz. Mücadele devam ediyor. Bununla ilgili birtakım görüşmeler yaptık. Zor koşullarda aldık bu görüşmeleri. Ama bu görüşmelerin şu an olumlu bir yöne doğru evrildiğini göremiyoruz, hissedemiyoruz" dedi.

"Karşımızda Köylüyle Konuşan Soylu Var Diye Hissettik"

Görüşme gerçekleştirdikleri AK Parti bürokratlarının yaklaşımlarına değinen Edebali, teknoloji ve öğretmenlik mesleğinin geleceğine dair kendilerine iletilen görüşleri eleştirerek, "Öğretmenliğin 5 sene sonra biteceğini, yapay zeka ve teknoloji çağı olduğunu, Çin'i takip etmek gerektiğini söyleyen AK Parti bürokratları var. Biz dün bir köylüyle konuşan soylular var diye hissettik karşımızda. Oysa bir öğretmeniz" dedi.

Öğretmenlerin iş yerlerinde hissettiği baskılara ve sözleşme sorunlarına dikkati çeken Edebali, binlerce öğretmenin süreli iş sözleşmesi nedeniyle işten çıkarıldığını ancak bunun "sözleşmesi bitti" şeklinde yansıtıldığını, kendilerinin ise durumu ispatlamaya çalıştıklarını söyledi. AK Parti bürokratlarına seslenen Edebali, "Bugün bunun en büyük karşılığı şu an bizim için şu: Binlerce öğretmen süreli iş sözleşmesinden kaynaklı işten çıkarıldı. Ama işten çıkarılmadı, sözleşmesi bitti. Bunu bile ispatlamaya çalışıyoruz. AK Parti'nin bürokratlarına ben bir kez daha sesleniyorum: Öğretmen hakları, serbest piyasacı, patroncu yaklaşımlarla ortadan kaldırılacak olan haklar değil" şeklinde konuştu.

Baş: Bizi Aç, Sefil, Yoksul Bırakmaya Utanmıyorlar

Açlık grevindeki öğretmenleri ziyaret eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, öğretmenlerin hak arama mücadelelerine destek verdiklerini ifade ederek, "Herkes bilsin ki çok öfkeliyiz arkadaşlar, çok üzgünüz. Burada sadece emeğinin karşılığını isteyen, sadece hakkı olanı isteyen bu ülkenin en saygın insanlarına, öğretmenlerine günlerdir reva görülen bu muamele bizi çok üzüyor" diye belirtti.

NATO gözaltıları: TEMA gönüllüleri, akademisyen Emel Memiş ve gazeteci Yıldız Tar‘ın da olduğu 103 kişi tutuklandı
NATO gözaltıları: TEMA gönüllüleri, akademisyen Emel Memiş ve gazeteci Yıldız Tar‘ın da olduğu 103 kişi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

7-8 Temmuz tarihlerinde ev sahipliği yapacağı 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara'da yapılan çalışmalara da değinen Baş, ”Birkaç gün sonra dünyanın savaş baronları, dünyanın 4 milyar masum insanının üzerine bomba yağdıran alçaklar, namussuzlar, Epstein belgelerinde adı geçen sapıklar Türkiye'ye gelecekler diye bizim halimizi görmesinler diye, bizim hangi evlerde, nasıl bir yoksulluk içerisinde yaşadığımızı görmesinler diye duvarların önüne brandalar çekiyorlar. Arkadaşlar, şu yaşadığımızı dünyanın görmesinden utanıyorlar. Bizi dünyanın görmesinden utanıyorlar ama bunları bize yaşatmaya utanmıyorlar. Bizi aç, sefil, yoksul bırakmaya utanmıyorlar ama katiller bunu görecek diye harıl harıl çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

"Bağımsızlık İsteyen 14 Arkadaşımız Tutuklandı"

Ankara'da NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınanların tutuklanmasına ilişkin de konuşan Baş, "Maalesef yine o katilleri kırmızı halılarla karşılayan, onlar için özel tesisler ayıran, özel havaalanı açan, oteller ayıran bu iktidar, onların hak ettiği gibi karşılanması için hazırlık yapan devrimcileri, sosyalistleri, bu ülkenin bağımsızlığını isteyen yurtsever insanları tümüyle hukuksuz biçimde gözaltına alıyor. Yetmiyor, arkadaşlarımızdan şu ana kadar 14 tanesi tutuklanmış durumda. Neden? 'Biz bu ülkenin bağımsızlığını istiyoruz' diyor, 'Katillerin postalları altında topraklarımız çiğnenmesin' diyor" ifadelerini kullandı.

"Özel Okullarda Köle Gibi Çalışacaksın Deniyor"

Baş, açlık grevindeki öğretmenlere şiddet uygulandığını kaydederek, "Hangi hakla, hangi kanunla, hangi yasaya göre? Patronların yasalarına göre, patronların keyfine göre, zenginler öyle istediği için. Eğitimin her alanından para kazansın diye düşündüğünüz için pıtrak gibi çoğalttığınız özel okullarda 'Tamam, lanet olsun, orada çalışmaya da razıyız' deniyor. Yok, burada bir de köle gibi çalışacaksın, burada efendi nasıl isterse öyle çalışacaksın, ne kadar isterse o kadar çalışacaksın. Başka canımızı mı istiyorsunuz arkadaş? Ey iktidar sahipleri. Canımızı mı istiyorsunuz?" diye tepki gösterdi. Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz anladık, mesajı aldık. Şimdi Tayyip Efendi diyor ki: 'Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Benim arkamda Amerika var, benim arkamda Trump var, benim arkamda Netanyahu var, benim arkamda NATO var'. O şovu yapmak için geliyorlar buraya. Peki, ben buradan soruyorum: Siz bu öğretmenlerin arkasında kim var, onu biliyor musunuz? Siz buradaki insanları yalnız sanıyorsunuz, siz buradaki insanları çaresiz sanıyorsunuz. Hayır beyler, öyle değil. Onlar haklarını alana kadar biz varız arkadaşlar, biz varız. Biz bu hesaplaşmaya varız.

Bu iktidar istiyor ki sadece parası olanın çocuğu okusun. O zaten yurt dışındada okur, o zaten ultralüks kolejlerde de okur. Ama bizim çocuklarımızın okuyabilmesi için öğretmenlerimizin derse girdiğinde 'Ben evin faturasını nasıl ödeyeceğim? Ben evimin elektriğini, suyunu, doğal gazını, kirasını nasıl ödeyeceğim? Ben kendi çocuğumun karnını nasıl doyuracağım?' diye düşünmemesi gerekir. Eğer bizler bu memleketin geleceğine dair bir kaygı duyuyorsak, kendi evlatlarımızın geleceğine dair bir kaygı duyuyorsak bugün burada direnen öğretmenlerin aynı zamanda bizim çocuklarımız için direndiğini, bizim memleketimizin geleceği için direndiğini görmemiz lazım. O yüzden hep birlikte öğretmen arkadaşlarımız haklarını alana kadar, onlar 'Tamam, biz bu koşullarda çalışmayı kabul ediyoruz.' diyene kadar, onlar hak ettikleri atamaları alana kadar, onlar 'Mülakatlardaki mağduriyetler artık bitti, biz rahatlıkla çalışabiliriz' diyene kadar öğretmen arkadaşlarımızın yanında olalım, memleketimize, çocuklarımıza ve öğretmenlerimize sahip çıkalım değerli yurttaşlar."

Kaynak: ANKA