Fenerbahçe’de haftalardır süren belirsizlik, Başkan Sadettin Saran’ın resmi açıklamasıyla sona erdi. Sarı-lacivertli kulüp, Haziran ayının ilk haftasında sandığa gidiyor. Göreve geldiği günden bu yana yaşanan saha içi ve saha dışı gelişmeleri değerlendiren Saran, koltuk sevdasında olmadığını vurgulayarak görevi devretme sinyali verdi.
"Verdiğimiz sözün arkasındayız"
Sadettin Saran, açıklamasında göreve talip olduğu ilk günkü heyecanını koruduğunu ancak gelinen noktada değişimin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Saran, seçim kararının arkasındaki temel motivasyonu şu sözlerle ifade etti:
"Bu kararı, Fenerbahçemizin önünü açmak ve camiamızın önünde yeni bir sayfa açılmasına imkan tanımak adına aldım. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren kapıların eşit şekilde açılmadığı ve şartların herkes için aynı olmadığı bir ortamda görev yaptık. Buna rağmen odağımızı bir gün olsun kaybetmedik. Gönlümden geçen, bu görevi camiamıza şampiyonluk mutluluğunu yaşatarak tamamlamaktı. Hedeflerimiz için her şeyi ortaya koyduk, ancak bugün itibarıyla istediğimiz noktada değiliz."
"Bu koltuk bir hırs meselesi değildir"
Başkanlık makamının kişisel hırsların üzerinde olduğunu hatırlatan Saran, veda niteliğindeki sözlerine şöyle devam etti:
"Bu koltuk için savaşmanın, bu makamı bir hırs meselesine dönüştürmenin Fenerbahçe’ye hiçbir faydası yoktur. Aslolan Fenerbahçe’dir. Bu koltuğa gelmek kadar, zamanı geldiğinde bırakabilmek de bir erdemdir. Hele ki bunu kırgınlıkla değil, bir hırsla değil; camianın önünü açma sorumluluğuyla, Fenerbahçemizin geleceğini düşünerek yapabilmek… İşte asıl mesele budur."
"Aşağı çekerek yükselemezsiniz"
Gelecek dönemde aday olacak isimlere de üstü kapalı uyarılarda bulunan Sadettin Saran, Fenerbahçe başkanlığının ahlaki sınırlarını çizdi:
"Fenerbahçe başkanlığı, kazanmak için her yolun mübah görülebileceği bir alan değildir. Bu makam, birini aşağı çekerek yükselebileceğiniz bir yer değildir. Burada asıl olan; birbirini eksilterek değil, Fenerbahçe’yi büyüterek var olabilmektir. Bu kulübe hizmet etmek; sadece mücadele etmekle değil, o mücadelenin nasıl verildiğiyle de anlam kazanır. Bu koltuğun asıl ağırlığı, oturduğunuzda değil; kalkarken anlaşılır."





