M. Ferhat Yüksel - Meksika’nın en köklü geleneklerinden biri olan ve dünya çapında büyük ilgi gören “Ölüler Günü” (Día de los Muertos), bu yıl Meksika Büyükelçiliği’nin katkılarıyla Ankara’da da kutlandı. Hilton Otel’de düzenlenen etkinlikte davetliler, geleneksel Ölüler Günü makyajları ve kostümleriyle renkli görüntüler oluşturdu.
“Asıl ölüm unutulduğunda gerçekleşir”
Meksika’nın Ankara Büyükelçisi Francisco Javier Diaz de Leon, Ölüler Günü’nün “ölümün değil, hatırlamanın bayramı” olduğunu vurguladı. Büyükelçi Leon, “Asıl ölüm, unutulduğunda gerçekleşir. Bu kutlama, ölenlerin ruhlarını hatırlamak ve onların yaşamlarını onurlandırmak için düzenlenir” dedi.

Kökeninin binlerce yıl öncesine uzandığını belirten Leon, “Pek çok araştırmacıya göre bu kutlama, Avrupalılar Meksika’ya gelmeden önce yerli halklar tarafından yapılıyordu. Aztekler, Michoacán bölgesindeki topluluklar ve diğer yerli kültürler, ölen aile üyelerini onurlandırmak için bu geleneği sürdürmüşlerdir” diye konuştu.
UNESCO miras listesinde
Leon, kutlamanın İspanyol öncesi döneme dayandığını, sonrasında Avrupa’dan gelen Katolik unsurlarla birleşerek bugünkü halini aldığını söyledi. “Bu iki geleneğin birleşimi, bugün Meksika’da Ölüler Günü olarak bilinen kutlamayı oluşturdu. 2008 yılında UNESCO tarafından ‘insanlığın somut olmayan kültürel mirası’ ilan edildi” ifadelerini kullanan Leon, geleneğin artık sadece Meksika’ya ait olmadığını, tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul edildiğini vurguladı.
Büyükelçi, “Bazı filmler ve Amerikan yapımları sayesinde Ölüler Günü dünya çapında tanınır hale geldi; Türkiye gibi uzak ülkelerde bile kutlanıyor” dedi.
“Ruhların bir geceliğine geri döndüğüne inanılır”
Kutlamanın en önemli inançlarından birinin, ölenlerin ruhlarının yılda bir kez geri döndüğü düşüncesi olduğunu anlatan Leon, “Ölüler Günü’nden bir gece önce, yani 1 Kasım gecesi ruhların bir geceliğine evlerine döndüğüne inanılır. Aileler de gece boyunca mezarlıklarda kalır, dualar eder, onlarla birlikte olduklarını hissederler” diye açıkladı.
Bu geleneğin korku ya da mistik unsurlardan uzak olduğunu vurgulayan Leon, “Bu, hayaletlerle ya da canavarlarla ilgili bir şey değildir. Bu, sevdiklerimizle yeniden vakit geçirmeyi simgeler” dedi.
Sevdikleriyle paylaşmak için sunaklar hazırlanıyor
Meksikalı ailelerin kutlama sırasında ölen yakınlarının sevdiği yemekleri, çiçekleri ve meyveleri mezarlarına bıraktığını belirten Leon, “Ruhlar her yıl o gece geri döndüğünde, kendilerini evlerinde gibi hissederler. Bu, sevgiyle yapılan bir anma ritüelidir” ifadelerini kullandı.
Kadife çiçeğinin (marigold) kutlamanın simgesi haline geldiğini hatırlatan Leon, “Parlak sarı rengiyle dikkat çeken bu çiçek, ruhlara yol gösterdiğine inanılan bir semboldür. Bu nedenle Ölüler Günü hem duygusal hem manevi anlamlar taşır; hüzünlü değil, neşeli bir kutlamadır” dedi.
“Korku değil, sevgi bayramı”
Leon, Ölüler Günü’nün özünü şu sözlerle özetledi: “Avrupa kökenli Azizler Günü ya da Cadılar Bayramı’nın aksine, bu gelenek korku ya da canavarlarla değil; aile, sevgi ve anma duygusuyla ilgilidir. Biz Meksikalılar, atalarımıza saygı duymaktan ve onları neşeyle anmaktan gurur duyarız.”
Pandami müzik grubunun sahne aldığı gecede davetliler, Latin ritimleri eşliğinde keyifli bir gece geçirdi.