Yusuf Kanlı & Gökçen Çamlıyurt - Budapeşte
a) Manifestoya katkı var, ama uygulama yok
Türkiye’den EFJ’ye üye iki önemli kuruluş olan Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), manifestonun hazırlanmasına katkı sundu. Ancak bu katkı, daha çok metinsel düzeyde bir dayanışmayı temsil ediyor. Türkiye’deki serbest gazeteciler, hâlâ:
- Sigortasız ve faturasız çalıştırılıyor,
- Telif hakları fiilen işverenlere devrediliyor,
- Ödeme yapılmadığında başvurabilecekleri bir kurumsal mekanizma bulunmuyor,
- Meslek örgütlerinin desteğine ulaşmakta zorlanıyor ya da eriştiğinde sonuç alamıyor.
Manifesto’nun içerdiği “asgari ücret tarifesi”, “yeniden kullanım ücreti”, “kolektif sözleşme hakkı” gibi maddeler, Türkiye’deki medya ortamında bir temenni olmaktan öteye geçebilmiş değil.
b) “Freelance” etiketi, patronlar için maliyet avantajı
Özellikle dijital medya sektöründe freelance çalışmak, çoğu zaman “sahipsiz” çalışmak anlamına geliyor. Bordroya alınmamak, sigorta yapılmamak, hatta e-posta adresi verilmemek serbest çalışanlar için sıradan pratikler hâline geldi. Üstelik, bu kişilerden tam zamanlı mesai, hızlı dönüş, hatta hafta sonu görevi bekleniyor.
Yani işin doğası kadrolu; ancak adı freelance. İşverenler içinse bu, vergi ve sigorta yükümlülüğünden kaçmanın yasal zemin bulmuş hali. Tersine, gazeteci açısından bu düzen, her ay yeniden işe alınmakla her an işsiz kalmak arasındaki o gri çizgide bir belirsizliğe mahkûmiyet demek.

c) Medya kuruluşları etik sorumluluk almıyor
Manifesto, medya kurumlarına etik sorumluluk çağrısı yapıyor. Ancak Türkiye’deki medya sahipliği yapısı düşünüldüğünde bu çağrının muhatap bulması neredeyse imkânsız. Çünkü:
- Medya kuruluşlarının çoğu siyasi bağlantılarla ayakta duruyor, çalışan haklarını önceleyen bir motivasyonları yok.
- Ticari medya grupları ise gazeteciliği içerik pazarlamasıyla karıştırıyor ve maliyet–yarar denkleminde freelance çalışmayı “en verimli” model olarak görüyor.
- Kamu ilanı alan medya organları bile serbest çalışanların statüsüne dair bir standart tanım geliştirmiş değil.
Yani ne etik yükümlülük, ne de mali teşvikler serbest çalışanlar için güvence yaratıyor.
d) Meslek örgütleri sınırlı sayıda kişiye ulaşıyor
Gazeteciler Cemiyeti ve TGS gibi örgütler zaman zaman serbest çalışanlara yönelik hukuk danışmanlığı veya eğitim desteği sunsa da, bu hizmetler sınırlı sayıda kişiye ulaşıyor. En temel sorunlar şöyle sıralanabilir:
- Ulaşılabilirlik: Anadolu’daki, hatta İstanbul dışında çalışan çoğu serbest gazeteci bu destekleri bilmiyor ya da erişemiyor.
- Sonuçsuzluk: Danışılan meselelerin çoğu yargıya taşınmadan kapanıyor. Çünkü gazetecinin iş bulma ihtiyacı, hak arama cesaretinin önüne geçiyor.
- Dayanışma eksikliği: Serbest çalışan gazeteciler arasında örgütlü bir birlik ruhu gelişmemiş durumda.
Kimi zaman freelancerlara yönelik yapılan eğitimler dahi, işlevsel faydadan çok “proje çıktılarına veri üretme” amacıyla sınırlı kalıyor.

e) Gerçekçi olarak ne yapılabilir?
Mevcut tabloya bakıldığında, EFJ manifestosunun Türkiye’de etkili olabilmesi için önce şu adımların atılması gerekiyor:
- Basın örgütleri çalışanlar için ayrı birim kurması, hukuki destekten çok daha fazlasını (örgütleme, kolektif sözleşme, telif takibi gibi) kapsayan bir yapı inşa etmesi.
- Medya kuruluşlarının ilan gelirleri ve kamu desteklerinden yararlanmak için serbest çalışanlara güvence sunması koşulunun getirilmesi.
- Basın kartı yönetmeliğinde freelance statüsünün açıkça tanımlanması ve gerçek anlamda çalışanların bu hakka erişiminin sağlanması.
- Yasal düzenleme yapılması: Serbest çalışan gazetecilerin de basın iş kanunu kapsamına alınması, özellikle sürekli iş ilişkisi kuranların SGK yükümlülüğünün medya patronuna yüklenmesi.
Türkiye’de freelance gazetecilik, fiilen güvencesizliğin kurumsallaşmış biçimi hâline gelmiş durumda. EFJ’nin manifestosu, ilkeler düzeyinde önemli bir çerçeve sunsa da, bu ilkelerin Türkiye’de hayata geçebilmesi için önce medya yapısının şeffaflaşması, sendikaların güçlenmesi ve siyasi iradenin istismar yerine düzenleme arayışına girmesi gerekiyor. Bugün için bunların hiçbiri gerçek değil — ama olmayacağı anlamına da gelmiyor. Şimdilik, freelance gazetecinin en büyük dayanağı, meslektaş dayanışmasıdır. Gerisi hâlâ mücadeleye bağlı.




