Frida Kıbrıs'ta, kim bu Frida?
Birsen Gürdil
Birsen GÜRDİL
Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun sahneye koyduğu “Frida” adlı yapıt, geride bıraktığımız günlerde 21. Moğosa Kültür Sanat ve Turizm Festivali kapsamında sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü. Yıllardan beri Frida adına sanat dünyasında pek çok etkinlikler yapılmış, adına festivaller düzenlenmiş, hayatı defalarca beyazperdeye aktarılmış, romanlara konu olmuş.
Yine adı üzerine resim etkinlikleri düzenlenmiş, makaleler, eleştiriler, methiyeler ve de tenkitlerle dolu bir yaşamı dünya sanat ve kültür tarihinde yer almıştır. Ünlü bir ressam olmasının ötesinde çocukluk yıllarında başlayan sağlık sorunları, Frida’nın azmi ve resme olan merakıyla işlenen hayat hikâyesi, nihayet Kıbrıs’ta da sahnelenmiştir. Evet Frida Kahlo, 6 Temmuz 1907 yılında dünyaya gelmesine rağmen duyduk duymadık demeyin diyerek doğum tarihinin 7 Temmuz 1910 Meksika devriminin yapıldığı yıl olarak ilan eden genç kız, daha sonraki yıllarda kendisini topluma bir devrimci kız olarak tanıtırken, babası Guillermo, kızının ilk hocası olarak onu hayata hazırlamaya başlamış, fotoğraf çekip, rötuş yapmasını da öğretmiştir.
Beklenmeyen bir rahatsızlık Frida’yı altı yaşında yakalamıştı. Hırslı, azimli bir kız olan Frida, çocuk felci nedeniyle uzun süre tedaviler ve yatak istirahatları sonucunda sağ bacağının özürlü kalması genç kızı o yıllarda Meksika Devriminin sebep olduğu kanlı olay içinde yer almaktan geri bırakmamıştı. 1922 yılında seçkin ailelerin seçkin çocuklarının alındığı Ulusal Hazırlık okulunun sınavına girerek, iki bin öğrencinin içinde otuz beş kızdan biri olmayı başarmıştır.
1925 yılında Frida’nın bindiği kentçi otobüslerinden birine frenleri tutmayan bir tramvayın çarpması sonucu genç kızın omurgası bel bölgesinden üç yerinden kırılmakla kalmamış, Frida’nın sağlam bir tarafı kalmamıştı. Hastaneye ulaştırıldığı zamanlar doktorlar, “Bu kız yaşamaz” demiştir. Ama uzun süren ameliyatlar, korseli yatak mecburiyeti, alçılı yaşama rağmen Frida, hayatta kalma konusunda azmi, hırsı ve kararlılığı sayesinde başarılı olmuştu.
Hasta yatağında sevgilisi Alejandro’ya durmadan mektuplar yazıyor, her yazdığı mektubun bir köşesine yaptığı ilk tabloda Frida sevgilisi Alejandro ile el ele görülüyordu. 19 yaşında yaptığı tablosu ile artık para kazanacağını düşünen genç kız, bu arada sevgilisinin ihanetine de uğramıştı. O günlerde nispeten iyileşen Frida, ünlü duvar ressamı Diego Rivera’dan kendisine yardımcı olması için ricada bulundu. Bu yardım daha sonra 1929 yılında evlenmelerine neden oldu.
Çirkin, şişman, komünist olan Diego, 42 yaşında zengin bir sanatçı idi. 1930 yılında Diego ve Frida, Amerika’ya gittiler. 1932 yılında Detroit’de hamile olduğunu anlayan genç kadın sıhhatinin böyle bir doğuma müsait olmaması yüzünden bu duygusundan da mahrum kaldı. Annesinin ölümü ve Amerika’da kendisin yabancı hissetti. 1933 yılında eşi ile Meksika’ya döndüler. Ülkesinde “Bu benim yarama bıçak sokmak gibi” dediği eşinin kız kardeşi Christina ile olan ilişkisi üzerine Mexico City’de küçük bir daire tutarak durmadan resim yapıp para kazanmaya başladı.
1937-1938 yıllarında Meksika’nın en ünlü kadın ressamı olarak tanınmaya başlamıştı. Rusya’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Meksika’ya sürgün edilen Lev ve Natalya Troçko ile olan dostluğu bir aşk ilişkisine dönüştü. Frida’yı dünyaya tanıtan bir ünlü de Fransız şair Andre Breton oldu. Meksika’da Frida ile tanışan gerçek üstü şairin teşviki ile 1-14 1938 tarihleri arasında New York’ta açtığı sergide şair Breton Frida’yı kendini yaratan bir süralist olduğunu ilan etti. 1939 yılında Paris’e gitti ve burada pek çok ünlü ile tanışma fırsatı buldu.
Ünlü kadın Picasso’yu bile etkilemişti. 10 Mart 1939 yılında açılan sergi ile başarısını burada da tekrarladı. Hatta Louvre Müzesi, genç ressamın bir tablosunu dahi satın aldı. 1939 yılında Diego’dan boşanan Firda, 54 yaşında tekrar eski eşi Diego ile evlendi. 1942’de Meksiko City’de açılan Resim ve Heykel Okulunda öğretmenlik yapmaya başlayan yeni evli çift, yapıtları, giyimleri ile kısa zamanda okulun sevilen hocaları olmuştu. Daha sonraki günlerde Frida’nın sağlığında bozulmalar baş gösterdi. 1944’de uzun yıllar üzerinden çıkartmayacağı çelik korselere rağmen resim yapmayı sürdürdü. 1953’de tek kişilik sergi açma isteğine doktorlar müsaade etmese de Frida, bu arzusundan vazgeçmedi ve 13 Temmuz 1954 tarihinde yatağında bu hayatta gözlerini yumdu. İşte yaşamı, sanatı, giyimi, evlilikleri, ihaneti ile dünya medyasını demirbaş konularından biri olan ünlü kadın Frida Kahlo’dur.