Gazeteciler Cemiyeti’nin 9. Köy projesinin ev sahipliğinde, Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde “COP31: Çok kutuplu dünyada ortak iklim mücadelesi mümkün mü?” başlıklı panel gerçekleştirildi. COP31 Zirvesi’ne ilişkin merak edilen başlıkların ele alındığı panelde, ülkelerin zirve sürecinde nasıl bir tutum izleyeceği ve küresel iklim mücadelesinin geleceği değerlendirildi.
Gazeteciler Cemiyeti’nden Mustafa Aksoy’un moderatörlüğünü üstlendiği panelde Özgür Gürbüz, Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum ve Prof. Dr. Murat Türkeş değerlendirmelerde bulundu. Panelde ilk sözü enerji, çevre ve iklim alanındaki çalışmalarıyla bilinen Özgür Gürbüz aldı.

“Zirveye gitmeden önce hazırlık yapılmalı”
Ekosfer Derneği adına gün içinde gerçekleştirdikleri eğitime da atıf yapan Gürbüz, COP zirvesine ilk katıldığı döneme ilişkin eksikliklerini ve deneyimlerini paylaştı. Zirveye ilk kez katılacak gazetecilere önerilerde de bulunan Gürbüz, BM’nin ilgili sitesini, oradaki basın toplantılarını kaydetmelerinin önemli olduğunu söyledi. Zirvenin, hangi alanda haber yaparsa yapsınlar büyük bir zenginlik sunacağını, özel söyleşiler yapılabileceğini belirten Gürbüz, müzakere süreçlerini takip edebilmenin güçlüklerine de değindi. Zirveye gitmeden önce gazetecilerin konuya ilişkin bilgi edinmelerini, özellikle kısalmaları not etmelerini, hatta ezberlemelerini öneren Gürbüz, “Çok fazla kısaltma var. Seçip öğrenin. Kavramları, terminolojiyi öğrenin ki nereden, nasıl haber çıkabileceğini bilebilesiniz. Uzmanlar havuzu çok önemli. STÖ’ler süreci çok aktif takip ediyor, onlarla ilişkileri geliştirin, bültenlerini takip edin. Ancak öylelikle müzakerelerin nerelerde tıkandığını takip edebilirsiniz” diye konuştu.

“COP31 için Türkiye ve Avustralya talip oldu”
Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum da zirvenin Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da yapılacak olmasının ne anlama geldiğine ilişkin soruyu yanıtladı. İklim alanıyla yeni ilgilenen, zirveyi takip edecek gazeteciler için gün içindeki eğitim önerilerine atıf yapan Mazlum da kısaltmaların önemine işaret etti. Zirve öncesinde Paris Anlaşması'nın içeriğine ilişkin hazırlık yapılmasını öneren Mazlum, Avustralya ve Türkiye'nin COP31 zirvesine ortaklaşa ev sahipliği yapacağını söyledi.
“Sorunun toplumsallaşması için önemli”
Türkiye’de yapılmasının, sorunun toplumsallaşması açısından önemli olduğunu belirten Mazlum, ev sahibi ülkelerin bu konuda eksiklikleri gidermek için hızla düzenlemeler yaptığını, bu açıdan da Türkiye’de olmasının önemli olduğunu dile getirdi. Bu tür zirvelerin çok taraflılığın güçlenmesine katkıda bulunduğunu, ancak COP31 açısından zor bir süreç olduğunu kaydeden Mazlum, özellikle Trump’ın tutumlarının; Avrupa’da sağın yükselişinin bu zorluğu artırdığını ifade etti. Bu süreçte çok taraflılığın aşındığını, bu nedenle de birçok zorluk bulunduğunu aktaran Mazlum, iklimin çok taraflılığının savunulmasını gerektirdiğini söyledi.

“Ülkeler güvenliğe finansman ayırıyor”
ABD'nin Paris Anlaşması’ndan ayrıldığını ve ilk defa ABD'siz bir COP toplandığını belirten Mazlum, “Amerika’nın çıkması, yani tarihsel sorumluluğu en yüksek ülkenin çıkması finansman açısından da zorluklar yaratacak. Öteki ülkelerin finansmanı geride kalıyor” diye konuştu. ABD’nin isteğiyle ülkelerin iklimi değil, güvenliği ön plana aldığını ve bu iki alanın karşı karşıya getirildiğini belirten Prof. Dr. Mazlum, bu alandaki ABD’nin siyasi boşluğunun doldurulamadığını savundu.
Zirvenin Antalya’da toplanmasının önemine de değinen Mazlum, Türkiye’nin şimdiye kadar iklim konusunda çalışmasının olmadığını, zirvenin buna fırsat yarattığını söyledi.

“Dünyanın karnesi çıkartılıyor”
Prof. Dr. Murat Türkeş de emisyon açığına ve bu konudaki raporlara değindi. Emisyon açığı raporlarının 2010'ların başından beri ciddiye alındığını belirten Türkeş, bu raporun iklim değişikliği konusunda çerçeve protokol olduğunu, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşması konusunda dünyanın karnesini çıkardığını söyledi. Paris Anlaşması’nın 2030’a kadar küresel karbondioksit salınımlarını düzeltme ve sera gazı azaltma yükümlülüklerini içerdiğini belirten Prof. Dr. Türkeş, COP zirvelerinin küresel düzeyde başarılı olmadığını, Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşılamadığını söyledi.

Başarısızlık küresel düzeyde
Bugüne kadar iklim değişikliği mücadelesinin küresel düzeyde başarılı olmadığının altını çizen Türkeş, Paris Anlaşması'nın orijinal hedeflerine ulaşmanın hiç mümkün olmadığını, rakamlarıyla ifade etti.
Emisyonların ne hızla, hangi takvim içinde ve ne ölçüde azaltılması gerektiği konusunda acil önlem alınmaması hâlinde, 1,5 santigrat derecelik küresel ısınma eşiğinin art arda aşılacağı yılların çok daha yakın olabileceğini belirten Türkeş, son on yılda neredeyse her yıl mevsimlik, aylık ve haftalık ölçekte bu eşiğin aşıldığı dönemler yaşandığını söyledi.
Türkeş, “2024 yılı, aletli gözlem kayıtlarında bugüne kadarki en sıcak yıl oldu. Aynı zamanda küresel sıcaklık artışının 1,5 santigrat derece eşiğini yıllık ortalamada aştığı ilk yıl olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz ağustos ayında da bu eşik yeniden aşıldı. Eğer Emisyon Açığı Raporu’nda ortaya konulan hedeflere ulaşılamazsa, küresel ısınmanın hızı çok daha yüksek olacak” dedi.
Küresel ısınmanın tetikledikleri
Küresel ısınmanın buharlaşmayı artırdığını, hidrolojik döngüyü hızlandırdığını, toprak nemini azalttığını, yağış rejimlerini değiştirdiğini ve yağışların daha şiddetli hâle gelmesine yol açtığını belirten Türkeş, denizlerdeki ısınmanın ve deniz seviyesindeki yükselmenin de giderek hızlanacağını söyledi.
İklim değişikliğinin ormanlar üzerindeki etkilerine de değinen Türkeş, orman alanlarının azalmasının ve yangınların daha geniş alanlara yayılmasının birçok açıdan ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Türkeş, “Her orman yangınında sayısını dahi bilmediğimiz milyarlarca canlı hayatını kaybediyor, tehdit altındaki biyoçeşitlilik yok oluyor. Ormanlar yandığında aynı zamanda atmosfere hem hava kirleticileri hem de karbondioksit salıyoruz” dedi.
Türkeş, iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, iklim krizinin giderek daha da derinleştiğini ifade etti.
Etkinlik soru-cevap oturumunun ardından sona erdi.



