DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları, geçtiğimiz hafta Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde meydana gelen ve 6 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yangını değerlendirdi. Hatimoğulları, yangının iş kazası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Bu yangın, kapitalist sistemin acımasızca nasıl çocukları, kadınları ve yaşlıları sömürdüğünü, can güvenliklerini nasıl hiçe saydığını gözler önüne seriyor" dedi. Hatimoğulları, sistemin iş güvenliği ve emek hakları konusunda yaşanan eksikliklere dikkat çekerek, emekçilerin hakkını savunmaya devam edeceklerini vurguladı. "Ya bu kapitalist sistemin dişlileri arasında ezilmeye devam edeceğiz, ya da örgütlenecek, emeğin hakkını arayacak; adil ve eşit bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz" şeklinde konuştu.
Hatimoğulları, AB Komisyonu tarafından yayımlanan Türkiye raporunu da değerlendirdi. Raporun Türkiye'deki yargı, demokrasi ve temel haklar konusunda büyük bir gerileme yaşandığını belirttiğini ifade etti. "AB, yargıda kriz, demokrasi çöküşü ve temel haklarda alarm veriyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi güçler ayrılığını yok etti" diyen Hatimoğulları, hükümetin bu eleştirileri dikkate alması gerektiğini söyledi. Ayrıca, AİHM kararlarının uygulanmamasını ve siyasi davaların yürütülmesini eleştiren Hatimoğulları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Osman Kavala gibi isimlerin derhal serbest bırakılması gerektiğini dile getirdi.
"İmamoğlu Davası yargının siyasallaşmasının bir göstergesi"
DEM Parti Eş Genel Başkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarıyla ilgili iddianame çıkmasını beklediklerini belirterek, "Bu dava, yargının siyasallaşmasının bir göstergesidir" dedi. İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini savundu. Hatimoğulları, ayrıca 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Anayasa Mahkemesi'nin Tayfun Kahraman hakkındaki yeniden yargılama talebini reddetmesini de "akıl tutulması" olarak nitelendirdi.
Hatimoğulları, Türkiye'deki hapishane koşullarına da değindi. "S ve Y tipi hapishaneler, mahpuslar için bir işkencehaneye dönüşmüş durumda" diyen Hatimoğulları, mahpusların yaşam, sağlık ve iletişim haklarının ihlal edildiğine dikkat çekti. Ayrıca, infaz düzenlemelerinin de adil olmadığını, infazı yakılanların hala cezaevlerinde tutulduğunu ifade etti.
"Siyaset kurumu böylesi tarihi bir meselede neden en aktif şekilde görev almasın?"
Hatimoğulları, barış sürecine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Barışın ancak demokratik siyasetin sağlanmasıyla mümkün olabileceğini belirtti. Barış sürecinin bir taktik ya da geçici bir manevra değil, stratejik bir tercih olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, İmralı'da Sayın Abdullah Öcalan'ın sürece verdiği desteğin kritik olduğunu söyledi. Hatimoğulları, devletin çözüm için attığı adımların siyaset tarafından da aktif bir şekilde desteklenmesi gerektiğini belirtti ve "Siyaset kurumu böylesi tarihi bir meselede neden en aktif şekilde görev almasın?" diyerek, sürecin hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.
"2026'da Asgari Ücret yoksulluk sınırının en az yarısı kadar olmalı"
Hatimoğulları, 2026 yılı bütçesinin emekçilere yönelik olumsuz etkilerini de eleştirdi. "Asgari ücret, yoksulluk sınırının en az yarısı kadar olmalı" diyen Hatimoğulları, asgari ücretin güncellenmesi gerektiğini belirtti. Asgari ücretin, enflasyon oranında artırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Hatimoğulları, "Bu, emekçilerin maaşına enflasyon aracılığıyla el koymak demektir" dedi. Hatimoğulları, asgari ücretin yoksulluk sınırının en az yarısı kadar olması gerektiğini ve yıl içinde de düzenli olarak güncellenmesi gerektiğini söyledi. "Asgari ücret, artık ortalama ücret olmaktan çıkmalı" diyerek, bu konuda hükümetin daha adil bir yaklaşım sergilemesini talep etti.



