İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) hazırladığı "Afet Bilinci Araştırması" korkunç bir gerçeği gözler önüne serdi: İstanbulluların %94.1’i depremden korkuyor ancak "binanız çürük çıksa ne yaparsınız?" sorusuna %70.6’sı "maddi yetersizlikler nedeniyle kalmaya devam ederim" yanıtını veriyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İPA tarafından gerçekleştirilen Aralık ayı "İstanbul Barometresi", Megakent’in deprem gerçeğiyle olan sancılı ilişkisini verilerle ortaya koydu. 761 kişiyle yapılan anket sonuçları, İstanbulluların büyük bir felaketi beklediğini ancak ekonomik nedenlerle eli kolu bağlı kaldığını kanıtlıyor.

En büyük korku deprem, en büyük engel ekonomi

Araştırmaya göre İstanbullular için afet denilince akla ilk olarak açık ara farkla deprem (%94.1) geliyor. Yangın (%17.5) ve sel (%10) gibi diğer afetler, deprem korkusunun gölgesinde kalıyor. Ancak bu korku, eyleme dönüşmekte zorlanıyor.

ABD enflasyonu temmuzda belli oldu: TÜFE yüzde 3,4 arttı
ABD enflasyonu temmuzda belli oldu: TÜFE yüzde 3,4 arttı
İçeriği Görüntüle

Bina Güvenliği Algısı ve Maddi Gerçekler:

  • Yıkım Beklentisi: Katılımcıların %18’i binasının yıkılacağını, %14.3’ü ise ağır hasar alacağını düşünüyor.

  • Çıkmaz Sokak: Evine "çürük raporu" verilmesi durumunda taşınamayacağını söyleyenlerin %70.6’sı gerekçe olarak maddi yetersizliği gösteriyor.

  • Sınıfsal Fark: Alt sosyoekonomik grupta binasında kalmak zorunda olanların oranı %78.6’ya yükseliyor.

Bilgi var, uygulama kısıtlı

Araştırma, deprem bilinci ile ev içindeki önlemler arasında büyük bir uçurum olduğunu gösteriyor. İstanbulluların yarısından fazlası (%50.3) deprem riskine rağmen evindeki eşyaları sabitlemiş değil.

Yakın gelecekte yıkıcı deprem bekleyenler %85.7
Eşyalarını hiç sabitlemeyenler %50.3
Evinde acil durum çantası olanlar %37.3
Toplanma alanının yerini bilenler %55.6
Yaşam üçgeni kavramını bilenler %64.8

İstanbulluların %57.7’si deprem anında ne yapacağını bildiğini söylese de, dikkat çekici bir kesim (%37.1) "tedbir almanın kaderi değiştirmeyeceği" görüşüne katılıyor. Bu durum, hazırlık sürecindeki motivasyon eksikliğinin sadece maddi değil, psikolojik boyutları da olduğunu gösteriyor.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar