Orta Doğu'yu sarsan 3,5 aylık askeri çatışma döneminin ardından dün ABD ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptı, bölgede yeni bir diplomatik ve ekonomik dönemin kapısını araladı. Savaşın sona ermesinin ardından İran devlet televizyonuna canlı yayın konuğu olan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki statüsüne ve mutabakatın detaylarına ilişkin stratejik açıklamalarda bulundu.
"Hürmüz asla eski koşullarına dönmeyecek"
Savaşın sıcak evresinde sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşıma atıfta bulunarak konuşmasına başlayan Meclis Başkanı Kalibaf, Hürmüz Boğazı'ndaki İran egemenliğinin tahkim edileceğini söyledi. Kalibaf, "Savaşın ortasında bir paylaşım yapmış ve 'Hürmüz Boğazı artık asla eski koşullarına dönmeyecek.' demiştim. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı.
Boğaz trafiğinde uluslararası denizcilik kurallarının dışına çıkmayacaklarını savunan Kalibaf, yeni mali rejimin gerekçesini şu hukuki argümanla açıkladı:
"Biz uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edeceğiz. Uluslararası hukuka göre boğazlara kıyısı bulunan ülkelerin hem hakları hem de yükümlülükleri vardır. Bu haklardan biri de sundukları hizmetler karşılığında diğer ülkelerin ücret ödemesidir."
"BMGK onaylasa bile ABD’ye güvenmiyoruz"
Ateşkes ve normalleşme adımlarını içeren mutabakat metnine imza atılmış olmasına rağmen Beyaz Saray’a yönelik kronik güvensizliğin sürdüğünü gizlemeyen Kalibaf, uluslararası sistemin bağlayıcılığını sorguladı. Kalibaf, "Nihai bir anlaşmaya varılsa ve hatta bu anlaşma Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylansa bile yine de güvenilir değildir" değerlendirmesinde bulundu.
300 milyar dolarlık "yeniden imar" tazminatı
Savaşın mali bilançosuna ve Washington'ın taahhütlerine de değinen İran Meclis Başkanı, mutabakat metninde örtülü bir savaş tazminatının kabul edildiğini doğruladı. Söz konusu metinde İran'a ödenecek 300 milyar dolarlık fonun yasal olarak "yeniden imar ve ekonomik kalkınma" ifadeleriyle formüle edilerek yer aldığını açıkladı.
Anlaşmanın uygulanma aşamalarının tamamen mütekabiliyet esasına dayalı olacağını belirten Kalibaf, yaptırımların esnetilmesi ve adımların takvimi konusunda net bir duruş sergiledi:
"Mutabakat metninde üstlendiğimiz her yükümlülük, 'adım karşılığında adım' ilkesi temelinde kabul edilmiştir. 13. madde de tam olarak bu esasa göre düzenlenmiştir. Buna göre, ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse, biz de herhangi bir adım atmayacağız."




