İş sağlığı ve güvenliği alanındaki tartışmalar sürerken, iş kazalarının nedenleri, ihmaller ve iş güvenliği kültüründeki eksiklikler gündemdeki yerini koruyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Demet Bingöl Arık, iş kazalarında en sık karşılaşılan ihmallere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“İş kazalarının çok büyük bir bölümü önlenebilir”
24 Saat’e konuşan Arık, “Birçok olayın ilk incelemesinde ekipman arızaları veya teknik nedenler ön plana çıksa da kök neden analizlerine indiğimizde çoğu zaman davranışsal ve kültürel faktörlerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle sadece teknik önlemler almak veya eğitim vermek yeterli değildir” dedi.
Kalıcı başarı için çalışanların güvenli davranışı doğal bir alışkanlık olarak benimsemesi gerektiğini ve güçlü bir iş güvenliği kültürü oluşturulmasının şart olduğunu belirten Arık, doğru liderlik, çalışan katılımı, etkin risk yönetimi ve sürekli iyileştirme ile ciddi iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebileceğinin altını çizdi.
“Güvenli olmayan davranışlar ön plana çıkıyor”
Sektöre bağlı olarak değişmekle birlikte en sık karşılaşılan olayların kayma, takılma, düşme, elle taşıma kaynaklı yaralanmalar, sıkışma, çarpma olayları, yüksekte çalışma riskleri ve araç-ekipman etkileşimlerinden kaynaklanan kazalar olduğunu söyleyen Arık, bu olayların önemli bir kısmında ortak noktanın teknik sebeplerden çok riskin normalleşmesi, alışkanlıklar ve güvenli olmayan davranışlar olduğunu belirtti.
Bu nedenle davranış odaklı güvenlik uygulamalarının günümüzde her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.
“Amaç suçlu aramak değil, sistemi geliştirmektir”
Arık, “İncelemelerde en sık karşılaştığımız eksiklikler; risk değerlendirmelerinin yeterince etkin kullanılmaması, prosedürlere uyumsuzluk, yetersiz saha denetimleri, güvensiz davranışlara zamanında müdahale edilmemesi ve öğrenilmiş derslerin organizasyon genelinde paylaşılmamasıdır” dedi.
Birçok işletmenin çalışan hatasına odaklanırken sistemsel nedenleri gözden kaçırabildiğini ifade eden Arık, amacın suçlu aramak değil, sistemi geliştirmek olduğuna dikkat çekti.
“Öncelikle üst yönetim kararlı liderlik göstermeli”
Arık, “Güçlü bir güvenlik kültürü oluşturmak için öncelikle üst yönetimin kararlı liderlik göstermesi gerekir. Çalışanlar, güvenliğin gerçekten öncelikli olduğunu görmelidir” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Görev yaptığım işyerinde son 32 ayda 5 milyon saatten fazla çalışmada ciddi bir iş kazası yaşanmamış olmasını büyük ölçüde bu kültürel yaklaşıma bağlıyorum. Bizde güvenlik yalnızca İSG departmanının değil, tüm organizasyonun ortak sorumluluğudur.
Tüm çalışan seviyeleriyle düzenli yüz yüze toplantılar gerçekleştiriyoruz. Her vardiya başlangıcında o gün yapılacak işler için riskler gözden geçiriliyor ve gerekli talimatlar birlikte değerlendiriliyor. Aylık planlı eğitimler uyguluyor, eğitimleri mümkün olduğunca uygulamalı ve çalışan katılımını artıracak şekilde tasarlıyoruz.
Güvenli davranış gözlem programları yürütüyor, çalışanlara sürekli geri bildirim veriyoruz. Güvenli davranışlar takdir edilip ödüllendirilirken, güvensiz davranışlar da yapıcı bir şekilde ele alınıyor. Ayrıca her bölümün İSG temsilcileriyle aylık toplantılar gerçekleştiriyor ve belirlenen odak konular kapsamında bölümlerin birbirlerini denetlemesini sağlıyoruz.
İSG hedefleri tüm departmanlar için ortaktır. Her bölümün denetim ve davranış gözlem hedefleri düzenli olarak takip edilir. İş güvenliği, iş talimatlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Bunun yanında güvenlik başarılarını hem bölüm bazında hem de şirket genelinde kutlayarak çalışan bağlılığını güçlendiriyoruz. Her yıl şirket genelinde kutladığımız ‘0 Zarar Günü’ gibi etkinlikler bu yaklaşımın önemli örneklerinden biridir.”
“İş kazaları kader veya kaçınılmaz olaylar değildir”
En büyük yanılgının iş kazalarını kader veya kaçınılmaz olaylar olarak değerlendirmek olduğunu ifade eden Arık, kazaların büyük bölümünün aslında önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını söyledi.
Bir diğer yaygın yanılgının ise güvenliğin üretimin önünde engel olduğu düşüncesi olduğunu vurgulayan Arık, gerçekte güvenli çalışan işletmelerin daha verimli, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir sonuçlar elde ettiğinin altını çizdi.
“Güvenlik bir departmanın değil, herkesin ortak sorumluluğudur”
Arık, Türkiye’de iş kazalarının azaltılması için yapılabilecekleri de değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de iş kazalarının azaltılması için en önemli ihtiyaç, güçlü bir güvenlik kültürünün tüm sektörlerde yaygınlaştırılmasıdır.
Mevzuat ve teknik gereklilikler büyük ölçüde mevcuttur. Ancak kalıcı başarı için çalışan katılımı, yönetim liderliği, davranış odaklı güvenlik uygulamaları ve sahada görünür yönetim desteğinin artırılması gerekir.
Çalışanların riskleri rahatça bildirebildiği, işi durdurma yetkisini kullanabildiği ve güvenli davranışların takdir edildiği çalışma ortamları oluşturabilirsek iş kazalarında çok önemli iyileşmeler sağlanacağına inanıyorum. Çünkü güvenlik bir departmanın değil, herkesin ortak sorumluluğudur.”
Son olarak hem işverenlere hem de çalışanlara tavsiyelerde bulunan Arık, güvenliğin bir maliyet ya da yasal zorunluluk olarak değil, sürdürülebilir başarının temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
İşverenlerin çalışanlara güvenli ekipman, uygun kişisel koruyucu donanımlar ile bakım ve periyodik kontrolleri eksiksiz sağlaması gerektiğini belirten Arık, yöneticilerin sahada düzenli iş güvenliği gözlemleri yapmasının ve üst yönetimin iş güvenliğini işin ayrılmaz bir parçası olarak görmesinin önemine dikkat çekti.
Sözlerini, “Çalışanlara tavsiyem ise iş güvenliği konusunda yalnızca kendilerinden sorumlu olmadıklarını bilmeleridir. Her çalışan aynı zamanda çalışma arkadaşlarının güvenliğinden de sorumludur. Risk gördüklerinde bunu bildirmeli ve gerekli durumlarda işi durdurma yetkilerini kullanmaktan çekinmemelidirler” diyerek tamamladı.




