Büyükşehirlerdeki merkezi bölgelerde yüksek kira artışları ile çevrimiçi satış platformlarının yıkıcı indirim rekabeti, köklü fiziki kitabevlerinin kapanmasında başat rol oynuyor. Bunun son örneği ise İstanbul Suadiye’de bulunan Remzi Kitabevi oldu. Kitapseverlerin uğrak noktası olarak bilinen kitabevi, sadece bir satış noktasından ziyade buluşma ve zaman geçirme mekânı olarak hafızalarda yer etmişti.

Bagdat Caddesindeki Subesinin Kapanacagi Duyurulmustu Remzi Kitabevinden Yeni Aciklama Agfd

Dünyada bağımsız ve zincir kitapçıları korumak adına katı yasal ve mali koruma kalkanları bulunurken, Türkiye’de bu koruma oldukça sınırlı bir çerçevede kalıyor.

Türkiye'de 2019 yılında yapılan yasal düzenlemeyle basılı kitap ve süreli yayınların satışında KDV sıfırlandı. Ancak bu muafiyet yalnızca fiziki kitapçılara değil, internet sitelerine ve büyük zincirlere de uygulandığı için bağımsız kitapçılara herhangi bir rekabet avantajı sağlamıyor.

Bunun yanı sıra Türkiye Yayıncılar Birliği ve sektör temsilcilerinin yıllardır talep ettiği "Sabit Kitap Fiyatı Yasası" henüz yasalaşmış değil. Yasal boşluk nedeniyle e-ticaret platformları kitapları liste fiyatının yüzde 40 - yüzde 50 altına satabilirken; yüksek kira, personel ve stok maliyeti taşıyan cadde mağazaları bu fiyatlarla rekabet edemiyor. Ayrıca bağımsız kitabevlerini "kültürel miras" veya "kamu yararına alan" statüsüne alıp kira artışlarını denetleyen ya da sübvanse eden bir belediye veya bakanlık desteği de bulunmuyor.

Dünya kitapçıları nasıl koruyor?

Türkiye'deki tablonun aksine, birçok ülke bağımsız kitapçıları ayakta tutmak için kapsamlı yasal ve idari tedbirler uyguluyor.

Fransa'da 1981'de yürürlüğe giren ve adını dönemin Kültür Bakanı Jack Lang’den alan Loi Lang (Lang Yasası), kitabın yayınlandığı tarihten itibaren liste fiyatının maksimum yüzde 5 altında satılmasına izin veriyor. Benzer model Almanya (Buchpreisbindungsgesetz), İspanya, İtalya, Avusturya ve Güney Kore'de de uygulanarak internet sitelerinin haksız indirim rekabeti yapması engelleniyor; okur kitabı her yerde aynı fiyata bulabildiği için semtindeki kitapçıyı tercih ediyor.

Fransa, e-ticaret devlerinin "ücretsiz veya sembolik kargo" avantajıyla fiziki dükkânları ezmesini önlemek amacıyla 35 Euro altındaki online kitap siparişlerine yasal minimum 3 euro kargo bedeli şartı getirdi.

Images 2026 08 20T133301.709

Portekiz'de bulunan Neogotik ve Art Nouveau mimarisine sahip Livraria Lello 1906'dan beri faaliyette

İtalya, Fransa ve İspanya'da 18 yaşına giren gençlere devlet tarafından sağlanan 300-500 Euro değerindeki kültür kuponları, yalnızca yerel ve kayıtlı fiziki kültür mekanlarında (bağımsız kitapçılar, tiyatrolar, sergiler) harcanabilecek şekilde sınırlandırılarak doğrudan kitapçılara nakit akışı yaratıyor.

Paris ve Londra gibi metropollerde yerel yönetimler, kentin kültürel dokusunu korumak adına semt kitapçılarına belediye mülklerinde indirimli kira veya vergi indirimleri sağlıyor.

ABD ve İngiltere'de kurulan Bookshop.org gibi platformlar, tüketicinin internetten verdiği siparişin kârını doğrudan müşterinin seçtiği yerel bağımsız kitapçıya aktararak küçük işletmelerin çevrimiçi pazardan pay almasını sağlıyor.

Madalyonun diğer yüzü: Rekabet hukuku ve tüketici refahı itirazı

Fiziki kitapçıların korunması ve "Sabit Fiyat Yasası" talepleri kamuoyunda geniş yankı bulsa da meselenin hukuki ve iktisadi boyutunda güçlü bir karşı duruş yer alıyor. Serbest piyasa savunucuları ve tüketici örgütleri, konunun salt "kültürel nostalji" üzerinden okunamayacağını belirterek taban fiyat veya koruma duvarlarının tüketici aleyhine sonuçlar doğuracağını savunuyor.

Türkiye'de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, perakende satış fiyatının tedarikçi/yayıncı tarafından belirlenmesini (Yeniden Satış Fiyatının Tespiti) doğrudan "ağır rekabet ihlali" sayıyor. Rekabet Kurulu'nun eğitim ve yayıncılık sektörüne yönelik aldığı emsal kararlar, bayilere veya internet sitelerine asgari fiyat dayatılmasını ve indirim kısıtlaması getirilmesini piyasa rekabetini bozan eylemler olarak cezalandırıyor. Kurum, istisnai bir yasal muafiyet getirilmediği sürece fiyat rekabetinin korunmasının temel tüketici hakkı olduğunu vurguluyor.

Tüketici dernekleri ve federasyonları, sabit fiyat düzenlemesinin özellikle alım gücü kısıtlı öğrenciler ve Anadolu’da fiziki kitabevine erişimi bulunmayan taşradaki okurlar için açık bir mağduriyet yaratacağı görüşünde. İnternet indirimlerinin kültüre erişimi demokratikleştirdiğini belirten temsilciler, fiyatların yukarıda eşitlenmesi halinde okuma oranlarının düşeceği ve bandrolsüz korsan kitap/kaçak PDF kullanımının katlanacağı uyarısında bulunuyor.

Tartışmanın uluslararası boyutunda ise İngiltere örneği öne çıkıyor. İngiltere’de 1900 yılından itibaren uygulanan sabit fiyat sistemi (Net Book Agreement), 1990’larda piyasa dinamiklerine dayanamayarak çökmüş; 1997’de İngiliz Rekabet Otoritesi (OFT) bu sistemi "tüketici refahını zedeleyen ve yapay fiyat artışı yaratan bir kartel" ilân ederek tamamen yürürlükten kaldırmıştı.

Ateneo Grand Splendid 1500X610Arjantin Buenos Aires'te 1919'da inşa edilen tiyatro binası 2000'de El Ateneo Grand Splendid adıyla kitapçı olarak hizmet veriyor

Belediyelerin kira desteğine Sayıştay engeli

Fiziki kitapçıların kapanmasıyla birlikte gözler il ve ilçe belediyelerine çevrilirken, yerel yönetimlerin müdahale kapasitesi Türkiye’deki mevcut idari ve mali mevzuat sınırlarına çarpıyor. Belediyelerin özel mülklerdeki fahiş kira artışlarına doğrudan bütçeyle müdahale etme yetkisi bulunmazken, uzmanlar mevcut kanunlar dahilinde geliştirilebilecek dolaylı destek modellerine dikkat çekiyor.

5393 sayılı Belediye Kanunu ve kamu mali yönetimi mevzuatı, kamu kaynaklarının şahıs veya şirket mülkiyetindeki özel ticari işletmelere doğrudan nakit sübvansiyonu olarak aktarılmasını yasaklıyor. Bağdat Caddesi gibi yüksek rant baskısı altındaki bölgelerde belediyelerin dükkân kirasını karşılaması veya desteklemesi, Sayıştay denetimlerinde doğrudan "kamu zararı ve zimmet" suçu kapsamına giriyor. Benzer şekilde, emlak vergisi muafiyeti gibi mali imtiyazlar da yerel meclislerin değil, TBMM'nin merkezi yetki alanında yer alıyor.

Mevzuat engellerine karşın yerel yönetimlerin elinde kullanabileceği önemli araçlar da mevcut. Belediyeler, mülkiyeti kendilerinde bulunan dükkân ve taşınmazları ihale ederken şartnameye "bağımsız kitapçı, sahaf veya kültürel mekân" şartı koyarak piyasa rayicinin çok altında sembolik bedellerle uzun vadeli kiralamalar yapabiliyor.

Images 2026 08 20T134152.159

Tokyo'da Kitap Mahallesi 1880'lerde kurulan Sanseido kitapçısına da ev sahipliği yapıyor

Belediyelerin kültür-sanat etkinlikleri bütçeleri kapsamında; yazar söyleşileri, atölyeler ve semt festivalleri yerel kitapçılarla ortaklaşa düzenlenerek bu işletmelere yasal çerçevede hizmet/etkinlik bedeli ödenebiliyor.

Sosyal yardım veya gençlik kartı projeleri üzerinden doğrudan "yalnızca anlaşmalı fiziki ve yerel kitapçılarda geçerli" bakiye tanımlanması mevzuata uygun bir nakit akışı sağlıyor. Ayrıca belediye kütüphaneleri ve kültür merkezleri için yapılacak kitap alımlarının, Kamu İhale Kanunu’nun doğrudan temin limitleri kapsamında büyük dağıtım tekelleri yerine doğrudan ilçedeki bağımsız kitapçılardan karşılanması yerel esnafı ayakta tutacak pratik çözümler arasında gösteriliyor. Ulaşımın yanında sosyal yardım ve market ödemelerinde de kullanılan İstanbulkart üzerinden bu desteğin yapılması teknik olarak mümkün.

Hatchards Bookshop Hatchards Piccadilly Shop Front Image Courtesy Of Hatchards 4D3Bbeed395C609Be9Cf498882Debd37

Oscar Wilde, Lord Byron ve Charles Dickens gibi yazarların müdavimi olduğu Hatchards 1797 beri Londra'da faaliyette

Kitapçılar bireyin kentte "müşteri" değil "yurttaş" olarak var olmasını sağlıyor

Fiziki kitabevlerinin kapanması yalnızca ticari bir iflas veya perakende sektöründeki daralma olarak değil, kentin kimliğini ve sosyal dokusunu doğrudan aşındıran sosyolojik bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar ve şehir sosyologları, bağımsız kitapçıların yok oluşunun kentsel hafıza ve kamusal yaşam üzerindeki derin etkilerine dikkat çekiyor.

Sosyolog Sharon Zukin’in 1982 tarihli ‘Loft Yaşamı: Kentsel Değişimde Kültür ve Sermaye’, 1995 tarihli ‘Şehirlerin Kültürleri’, 2010 tarihli Çıplak Şehir: Otantik Kentsel Mekânların Ölümü ve Yaşamı’ kitaplarında ele aldığı "ticari soylulaşma" kavramıyla açıkladığı süreç, Kadıköy, Beyoğlu, Beşiktaş gibi ilçelerde somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Kültürel sermayenin yükselttiği caddeler hızla rant baskısına girerken, semte özgün ruhunu veren bağımsız kitapçıların yerini küresel kahve zincirleri veya fast-food restoranları alıyor. Bu durum, mahallenin ortak hafızasını silerek kenti tek tipleştiriyor.

Sosyolog Ray Oldenburg’un 1989’da yayımlandığı ‘Harika Güzel Mekân’ isimli kitabında ev ve iş dışındaki "üçüncü mekân" tanımına en uygun alanlardan biri olan kitabevleri, modern kentin yoğun tüketim dayatmasından sıyrılabilen nadir bölgeler arasında yer alıyor. Bir şeyler satın alma zorunluluğu hissetmeden raflar arasında vakit geçirilebilen, sokağın gürültüsünden içeriye sığınılabilen bu alanlar, bireyin kentte "müşteri" değil "yurttaş" olarak var olmasını sağlıyor.

Kentsel kuramcı Jane Jacobs’ın 1961 tarihli ‘Büyük Amerikan Şehirlerinin Ölümü ve Yaşamı’ kitabında öne sürdüğü "sokağın gözleri" teorisi uyarınca, vitrini sokağa bakan, yaya trafiğini yavaşlatan ve semt sakinlerini dışarı çeken bağımsız dükkânlar, caddelerin insani ve güvenli kalmasının temel şartı olarak öne çıkıyor. Semt kitapçılarının yerini kapalı kutu formatındaki mağazalara veya boş dükkânlara bırakması, sokak seviyesindeki canlılığı ve doğal sosyal denetim ağını zayıflatıyor.

Sosyolog Eric Klinenberg’in 2018’de yayımlanan ‘Halkın Sarayları: Sosyal Altyapı Eşitsizlik, Kutuplaşma ve Kamusal Yaşamın Gerilemesiyle Mücadeleye Nasıl Yardımcı Olabilir?’ kitabında yer verdiği "sosyal altyapı" kavramına dahil olan kitabevleri; imza günleri, atölyeler ile mahalleliyi bir araya getiren kolektif temas noktaları işlevi görüyor. Bu ortak alanların çekilmesi, modern metropollerdeki sosyal kutuplaşmayı, yabancılaşmayı ve kronik yalnızlık hissini derinleştiriyor.

The Strand Bookstore In New York

Manhattan’ın tarihi 'Kitapçılar Sırası' bölgesinde ayakta kalan tek kitapçı Strand 1927'de kuruldu

Direnen kitapçılar nasıl dönüşüyor?

Fahiş kira artışları, dağıtımcı iskontolarındaki dengesizlik ve e-ticaret devlerinin yıkıcı fiyat rekabetine rağmen kepenk kapatmak istemeyen bağımsız kitabevleri, geleneksel perakendecilik kalıplarını kırarak yeni varoluş stratejileri geliştiriyor. Salt kitap satışı üzerinden dönen ciro modellerinin tıkandığı bir piyasada, ayakta kalmayı başaran işletmeler çok işlevli kültürel üretim merkezlerine evriliyor.

İmzalı, nadir kitap satışı ve atölyeler nefes aldırıyor

Kitap satışındaki eriyen kâr marjlarını telafi etmek isteyen işletmeler mekânlarını nitelikli kafe ve tasarım atölyeleriyle birleştiriyor. İçecek ve yiyecek satışından sağlanan kâr payı, raflardaki yavaş satan kuramsal, edebi ve felsefi metinlerin stok maliyetini doğrudan sübvanse ediyor.

Bazı kitabevleri "müşteri" ilişkisini "okur topluluğu" bağına dönüştürerek sadakat, askıda kitap ve patronaj programları uyguluyor.

İngiltere'de Pages of Hackney veya İspanya'daki kitapçı kooperatifleri, mahalle sakinlerinden toplanan aylık düzenli aidatlar ve kitle fonlaması ile kira bütçesini güvenceye alıyor. Türkiye'de ise Kadıköy ve Beyoğlu hattındaki bağımsız mekânlar ile Robinson Crusoe 389’un geçmişte başlattığı ve bugün farklı bağımsızlarca sürdürülen önce öde sonra al, askıda kitap ve sadakat destek fonları, dükkânın sabit masraflarının doğrudan müdavimlerce karşılanmasını sağlıyor.

Dijital platformların fiyat kıramayacağı ve seri üretim bandrolü taşımayan alanlara yönelen bağımsızlar; ilk baskılar, ithaflı-imzalı nüshalar, süreli yayın arşivleri ve efemeralarla kataloglarını zenginleştiriyor.

Beyazıt Sahaflar Çarşısı ve Moda’daki bazı sahaflar, algoritmaların erişemediği koleksiyonluk parçalar, eski haritalar ve akademik birinci el kaynaklar üzerinden niş bir gelir alanı yaratarak zincir sitelerin yıkıcı indirim baskısını bertaraf ediyor.

270A8C29 42B5 447D A587 2D5F947E1B66 Istock 1054414296

Kitabevleri sadece basılı kâğıdın el değiştirdiği satış noktaları olmaktan çıkıp yazarlarla yüz yüze söyleşilerin, yaratıcı yazarlık atölyelerinin, çocuk masal kulüplerinin ve felsefe seminerlerinin düzenlendiği "canlı deneyim alanlarına" dönüşüyor.

Paris'teki Shakespeare and Company ve büyükşehirlerdeki bağımsız kitapçılarda düzenlenen ücretli/katılımlı okuma atölyeleri, felsefe seminerleri ve çeviri kulüpleri, kitapçının kasasına yayıncılık iskontosundan bağımsız, sürdürülebilir bir nakit akışı sağlıyor.

Algoritmalar sadece “çok satanları” gösteriyor, keşif duygusu zayıflıyor

Fiziki kitabevlerinin yok oluşu, sadece kentsel ve iktisadi bir kayıp yaratmakla kalmıyor; okuma kültürünün zihinsel inşasını ve bireylerin bilişsel süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Bilişsel psikoloji ve nörobilim alanında yapılan güncel araştırmalar, algoritma tabanlı dijital alışveriş ile fiziksel bir kitabevi deneyimi arasındaki derin zihinsel uçurumu gözler önüne seriyor. E-ticaret platformlarının algoritmaları, kullanıcıları geçmiş arama verilerine hapsederek "filtre balonu" yaratırken; satış listelerinin ezici çoğunluğunu en çok satan popüler başlıklar oluşturuyor. Harvard Business School’dan Prof. Ryan Raffaelli’nin araştırmaları ise bağımsız kitapçıların asıl gücünün "insan eliyle yapılan kürasyon" olduğunu kanıtlıyor. Kitapçılar, bağımsız yayınları ve niş eserleri görünür kılarak kültürel çeşitliliği korurken, okurun aramadığı bir kitapla rafta göz göze gelmesi beynin keşif ve ödül mekanizmalarını harekete geçiriyor.

Stavanger Üniversitesi’nden Prof. Anne Mangen ve ekibinin nörobilişsel alandaki araştırması; sayfaları çevirerek, kâğıdın kalınlığını ve ağırlığını hissederek okumanın metindeki kronolojik akışı ve olay örgüsünü kavramada dijital ekranlara kıyasla istatistiksel olarak çok daha yüksek bir hafıza tutarlılığı sağladığını gösteriyor.

Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi (UCLA) nörolog Prof. Maryanne Wolf 2018 tarihli ‘Okur, Eve Dön: Dijital Dünyada Okuyan Beyin’ kitabında ekran okumasının insan beynini dikkat dağınıklığına ve yüzeysel taramaya programladığını; buna karşılık fiziksel metinle kurulan temasın analitik düşünme, empati ve çıkarım yapmayı sağlayan "derin okuma" devrelerini uyardığını vurguluyor. Kitabevleri, çocukların ve yetişkinlerin bu zihinsel kası kaybetmesini önleyen birer pratik alanı olarak öne çıkıyor.

OECD’nin ‘21. Yüzyıl Okurları’ raporu ve PISA verileri, fiziksel olarak zengin kitap ortamlarıyla temas eden çocukların akademik ve okuma becerilerinin çok daha gelişmiş olduğunu ortaya koyuyor. Çocuğun bir ekranda kaydırma yapmak yerine kitabevinde raflara uzanması, kapakları inceleyerek kendi kitabını seçmesi, erken yaşta nesneyle duygusal bağ kurma ve bağımsız karar alma becerisini doğrudan pekiştiriyor.

Images 2026 08 20T134638.661

"Beat Kuşağı" edebiyatının kalbi olarak bilinen City Lights' Book, 1953'te San Francisco'da kuruldu

Tüketici açısından “uzun vadeli fiyat tuzağı": Yüksek fiyatlandırma ve tekelleşme riski

Çevrimiçi platformların sunduğu yüksek indirimler kısa vadede okurun bütçesine bir avantaj gibi görünse de iktisatçılar ve rekabet hukuku uzmanları bu tablonun uzun vadede tüketici aleyhine işleyen tehlikeli bir "fiyat tuzağı" barındırdığı konusunda uyarıyor. Kitabın e-ticarette bir yem olarak kullanılması, orta ve uzun vadede pazarın tekelleşmesine, alternatif kanalların silinmesine ve fiyat kontrol mekanizmalarının şirket algoritmalarına teslim olmasına zemin hazırlıyor.

Sermaye gücü yüksek dev platformlar, fiziksel perakendecileri ve küçük e-ticaret sitelerini pazar dışına itmek amacıyla kitapları maliyetinin altına veya başa baş fiyatlarla satıyor.

E-ticaret devlerinin pazar payı kapmak için zararına satış stratejisini nasıl kullandığının en bilinen örneği, Amazon’un çocuk ürünleri perakendecisi Diapers.com’u satın alma sürecinde belgelendi. Şirketi bünyesine katmak için ilgili kategoride aylık 100 milyon dolar zarar etmeyi göze alarak fiyatları maliyetin yarısına indiren platform, rakibini iflasın eşiğine getirip satın aldıktan birkaç yıl sonra operasyonu kapatarak ürün fiyatlarını yeniden yükseltti. İktisatçılar, aynı stratejinin fiziki kitapçılara ve butik satıcılara karşı da işletildiğine dikkat çekiyor.

ABD devi Amazon Fransızların köklü kitabevine karşı

Pazar hâkimiyeti kuran platformlar, iskonto şartlarını kabul etmeyen yayınevlerine ve daha ucuza kitap satmaya çalışan bağımsız satıcılara karşı görünmez yaptırımlar uyguluyor. 2014 yılında Amazon, e-kitap ve basılı kitap fiyatlandırmasında anlaşamadığı Fransız yayın devi Hachette’e karşı platform gücünü silah olarak kullandı; J.K. Rowling ve Stephen King gibi yazarların kitaplarındaki "Ön Sipariş" ve "Satın Al" butonlarını kaldırıp teslimat sürelerini kasten haftalarca geciktirdi. 2023 yılında ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve 17 eyaletin açtığı tarihi antitröst davasında da platformun başka sitelerde daha ucuza kitap/ürün satan satıcıları arama sonuçlarının en dibine iterek tüm internette fiyatları tek taraflı belirlediği mahkeme kayıtlarına girdi.

“Şişirilmiş fiyat üzerinden” indirim riski

E-ticaret sitelerinin yayıncılardan talep ettiği iskonto oranları yüzde 60-65 seviyelerine tırmandıkça, yayınevleri bu yüksek indirim payını sübvanse edebilmek için kitapların etiket/liste fiyatlarını yapay biçimde yukarı çekmek zorunda kalıyor. Sonuç olarak okur, aslında "yüzde 50 indirimli" aldığını düşündüğü bir eseri, şişirilmiş liste fiyatı nedeniyle olması gereken reel perakende fiyatının üzerinde bir bedelle satın alıyor.

Türkiye'de sınav hazırlık ve eğitim yayıncılığı alanında bazı büyük yayıncı ve dağıtımcıların internet sitelerindeki dampingi önlemek adına "Bu fiyatın altına satılamaz" diyerek taban fiyat uygulaması, Rekabet Kurulu tarafından "Yeniden Satış Fiyatının Tespiti" gerekçesiyle milyonlarca liralık idari para cezalarıyla sonuçlandı. Bu durum, yürürlükteki 4054 sayılı Rekabet Kanunu kapsamında yasal bir istisna bulunmadığı sürece, e-ticaret sitelerinin yıkıcı fiyat kırmalarına karşı fiziki kitapçıları koruyacak bir taban fiyat mekanizmasının mevcut mevzuatla işletilemeyeceğini tescilliyor.

Eskişehir Uluslararası Porsuk Festivali 2-6 Eylül'de başlıyor
Eskişehir Uluslararası Porsuk Festivali 2-6 Eylül'de başlıyor
İçeriği Görüntüle

E-sipariş kentsel lojistik yükü, ekolojik ayak izi ve ambalaj israfını artırıyor

Çevrim içi kitap siparişlerinin sunduğu kapıya teslimat konforu, arka planda ciddi bir kentsel lojistik yükü, karbon salımı ve ambalaj atığı krizini beraberinde getiriyor. Okurun semtindeki kitapçıya yürüyerek veya toplu taşımayla ulaşarak temin edebileceği tek bir kitap, e-ticaret lojistiği devreye girdiğinde yüksek karbon ayak izine sahip karmaşık bir rotaya dönüşüyor.

Hızlı teslimat karbon ayak izini iki katına çıkarıyor

Massachusetts Institute of Technology (MIT) tarafından yapılan lojistik araştırması, "hızlı ve tekil teslimat" içeren e-ticaret alışverişlerinin, toplu sevkiyat yapan fiziki perakendeye oranla kişi başına düşen karbon ayak izini yaklaşık iki katına çıkardığını ortaya koyuyor. Fiziki bir kitabevi, yayınevinden veya dağıtımcıdan tek seferde yüzlerce kitabı tek bir araçla teslim alarak lojistik verimlilik sağlarken; çevrimiçi alışverişte her bir kitap için ayrı bir motorlu kurye veya ticari van yola çıkıyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) raporları, e-ticaretteki son kilometre teslimat araçlarının kentsel merkezlerdeki trafik sıkışıklığını yüzde 21, yerel emisyonları ise yüzde 30’un üzerinde artırdığını belgeliyor. İstanbul gibi metropollerde Kadıköy, Beşiktaş veya Şişli gibi yoğun sokaklarda tek bir kitap teslimatı için çalışan ticari araçlar hem hava kirliliğini hem de gürültü ve trafik yükünü tırmandırıyor.

Küresel çevre örgütü Oceana’nın e-ticaret ambalaj atıklarına ilişkin araştırmaları, platformların yalnızca hava yastıkları, balonlu naylonlar ve plastik kargo poşetleri nedeniyle yılda yüz binlerce ton geri dönüştürülemeyen plastik atık ürettiğini gösteriyor.

Fiziki kitapçıda genellikle kese kâğıdıyla veya doğrudan çantaya konularak taşınan bir kitap; dijital sevkiyatta hasar görmemesi adına kat kat plastik balonlu naylona sarılıyor, büyük karton kutulara konuluyor ve plastik bantlarla mühürleniyor. Sipariş edilen 200 gramlık bir kitap için hacminin katbekat fazlası tek kullanımlık atık üretiliyor.

Fransa'nın 35 Euro altındaki online kitap siparişlerine yasal taban kargo ücreti olarak 3 euro zorunluluğu getirmesinin ardındaki temel yasal gerekçelerden birini de "çevresel sürdürülebilirlik ve kentsel lojistik optimizasyonu" oluşturuyor. Yasa yapıcılar, bu adımla tekil ve gereksiz kargo sevkiyatlarının azaltılmasını, yerel mahalle hareketliliğinin teşvik edilmesini ve kentsel karbon salımının sınırlandırılmasını hedefliyor

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar