TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Malatya'da yaşanan depremin ardından bölgedeki sismik riskleri ve aktif fay hatlarının durumunu ele alan yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, büyük sarsıntıların ardından komşu fay sistemlerinde meydana gelen gerilme alanı değişimlerine dikkat çekildi.

"Bölgesel gerilme alanı değişimleri açısından izlenmesi gereken önemli aktif yapılar"

2020 ve 2023 yıllarında yaşanan büyük depremlerin bölgedeki sismotektonik duyarlılığı artırdığını belirten TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, dikkatle takip edilmesi gereken fay hatlarını doğrudan şu şekilde sıraladı:

"20 Miya 2026 Malatya Depremi; 24 Ocak 2020 Sivrice (Elazığ) Depremi ile başlayan ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleriyle devam eden yoğun sismik etkinliğin, Doğu Anadolu Fay Zonu ve kinematik olarak ilişkili çevre fay sistemleri üzerinde gerilme alanı değişimlerinin devam ettiğini göstermekte. Bu durum, bölgedeki bazı aktif fayların deprem potansiyelleri açısından dikkatle takip edilmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Her ne kadar Doğu Anadolu Fay Zonu’nun Hazar Gölü ile Hatay arasında kalan bölümünde yüzey kırığı meydana getiren depremler nedeniyle stres azalmış olsa da, bu depremler sırasında komşu fay sistemlerinde meydana gelen gerilme değişimleri bölgedeki sismotektonik duyarlılığı artırmış olduğu görülmekte.

Meclis'te KKTC'nin adının değiştirilmesi önerisi reddedildi
Meclis'te KKTC'nin adının değiştirilmesi önerisi reddedildi
İçeriği Görüntüle

Ölü Deniz Fay Zonu’nun Türkiye sınırları içerisindeki segmentleri ile Doğu Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu üzerinde yer alan 'Savrun, Çokak, Yoğunoluk, Toprakkale, Böcekli, Yumurtalık ve Karataş Fayları ile Malatya Fayı, Kale Fayı ve Güneydoğu Anadolu Bindirme Zonu’nun Çüngüş, Gerger, Sincik ve Narince Segmentleri' bölgesel gerilme alanı değişimleri açısından izlenmesi gereken önemli aktif yapılar arasında değerlendirilmekte."

"Kırılmamış fay segmentlerine ilişkin çalışmalar kritik öneme sahip"

Afetlere karşı dirençli yerleşim alanlarının oluşturulabilmesi için jeoloji biliminin verilerinden yararlanılması gerektiği ifade edilen açıklamada, izlenecek bilimsel yöntemlere dair şu ifadelere yer verildi:

"Deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemizde; aktif fay sistemlerinin bilimsel yöntemlerle izlenmesi, yerbilimsel verilerin kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesi ve afet risk azaltma politikaları çerçevesinde, jeoloji bilim ve mühendisliğinin bugün ulaştığı bilgi ve teknolojilerde kullanılarak yürütülmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Özellikle henüz hasar yapıcı deprem üretmemiş veya kırılmamış fay segmentlerine ilişkin çalışmaların; temel jeoloji, jeoteknik ve mikrobölgeleme, çalışmaları temelinde ele alınarak analizler ve değerlendirmelerin yapılması afetlere dirençli yerleşim politikalarının geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir."

"TBMM bir an önce 'Afet Risk Azaltma Kanunu' çıkarmalı"

Oda Yönetim Kurulu, yerel ve ulusal düzeyde yapılması gereken mevzuat değişiklikleri ile güncellenmesi gereken haritalara ilişkin taleplerini ise şu doğrudan cümlelerle kamuoyuna duyurdu:

"Bu kapsamda; TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak daha önce de bir çok basın açıklamamızda ifade ettiğimiz üzere, öncelikle Malatya, Elazığ, Adıyaman, Kahramanmaraş gibi illerimiz başta olmak üzere tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin öncelikle temel jeoloji haritalarının bir an önce güncellenmesi, çalışmaları tamamlanan Türkiye Diri Fay Haritası'ndaki çalışmalarının bir an önce kamuoyu ile paylaşılması, açıklanacak yeni Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak Türkiye Deprem Tehlike Haritası ile Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin yenilenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca ülkemizin sahip olduğu afet risklerinin azaltılması için de TBMM bir an önce 'Afet Risk Azaltma Kanunu' çıkararak, ülkedeki afet risklerinin azaltılmasını sağlayacak politika ve uygulamaları bir an önce yaşama geçirilmesi sağlanmalıdır."

Kaynak: Anka Haber Ajansı