Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, bağırsak mikrobiyotası ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki bulunduğunu belirterek sonbahar döneminde tek bir besine veya takviyeye odaklanmak yerine beslenmenin bütününe dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Bağırsaklar Yalnızca Sindirimden Sorumlu Değil

Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu mikrobiyota; sindirim ve besin metabolizmasının yanı sıra bağışıklık sistemiyle de karşılıklı etkileşim içerisinde bulunuyor. Bu nedenle bağırsak sağlığı yalnızca şişkinlik, gaz veya bağırsak hareketleri gibi sindirim sistemi yakınmaları açısından değerlendirilmemeli.

Doç. Dr. Halil Genç, “Bağırsak mikrobiyotası oldukça karmaşık bir ekosistemdir. Beslenme şekli de bu ekosistemi etkileyen faktörlerden biridir. Bu nedenle bağırsak sağlığını tek bir besinle veya kısa süreli uygulamalarla ilişkilendirmek yerine; yeterli ve dengeli beslenme, lif çeşitliliği ve kişinin sağlık durumuna uygun bir beslenme düzeni üzerinden değerlendirmek gerekir.” diyor.

Tek Bir “Mucize Besin” Aramak Doğru Değil

Mevsim geçişlerinde C vitamini, çinko, probiyotikler ve çeşitli takviyeler daha fazla gündeme gelebilir. Ancak bağışıklık sisteminin normal işlevlerini desteklemek için tek bir besinin öne çıkarılması yerine farklı besin gruplarının yeterli ve dengeli şekilde tüketilmesi önem taşıyor.

Soluduğumuz hava akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebilir
Soluduğumuz hava akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebilir
İçeriği Görüntüle

Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuru baklagiller, uygun miktarda kuruyemişler ve diğer lif kaynakları günlük beslenmedeki çeşitliliğin artırılmasına yardımcı olabiliyor. Havuç ve balkabağı gibi beta-karoten içeren sebzeler; kivi, turunçgiller, biber ve brokoli gibi C vitamini kaynakları da mevsimsel beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Balık, yumurta, et, süt ürünleri ve kuru baklagiller gibi protein kaynaklarının da dengeli beslenme içerisinde yer alması gerekiyor.

Lif Çeşitliliği Bağırsak Mikrobiyotası İçin Önemli

Bağırsak mikrobiyotasının yapısı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Beslenme biçimi, mikrobiyotayı etkileyebilen değiştirilebilir faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve tam tahıllar gibi lif içeren besinlerin çeşitlendirilmesi bağırsak mikrobiyotasının metabolik faaliyetleri açısından önem taşıyor. Ancak lif tüketiminin bir anda ve kontrolsüz biçimde artırılması bazı kişilerde gaz, şişkinlik veya karın rahatsızlığına neden olabiliyor.

Doç. Dr. Halil Genç, özellikle irritabl bağırsak sendromu (İBS) veya başka sindirim sistemi yakınmaları bulunan kişilerde genel beslenme önerilerinin herkes için aynı şekilde uygulanmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Fermente Her Besin Herkes İçin Aynı Anlama Gelmiyor

Yoğurt ve kefir gibi fermente ürünler de bağırsak mikrobiyotası ile ilişkileri nedeniyle sıklıkla gündeme geliyor. Fermente besinlerin mikrobiyota üzerindeki olası etkilerine ilişkin bilimsel çalışmalar bulunmakla birlikte, her fermente ürünün aynı mikroorganizma içeriğine sahip olmadığı ve bireysel yanıtların farklı olabildiği unutulmamalı.

Bu nedenle “fermente olan her besin probiyotiktir” veya “probiyotik içeren her ürün bağırsak sorunlarını giderir” şeklindeki genellemeler doğru bir yaklaşım olmayabilir.

Sonbaharda Sıvı Tüketimi Gözden Kaçabilir

Havaların serinlemesi ile susama hissinin azalması, bazı kişilerde günlük sıvı tüketiminin de düşmesine neden olabiliyor. Yeterli sıvı alımı sindirim sisteminin normal işleyişinin desteklenmesi açısından önem taşıyor.

Su tüketiminin yanı sıra kişinin sağlık durumuna uygun olmak koşuluyla çorba ve şekersiz sıcak içecekler günlük sıvı alımına katkı sağlayabilir. Bitki çaylarının ise bir hastalığı önleyen veya tedavi eden ürünler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Düzenli ilaç kullananların veya kronik hastalığı bulunanların yoğun bitkisel ürün tüketiminde olası etkileşimleri de göz önünde bulundurması önem taşıyor.

Takviyede “Ne Kadar Fazla, O Kadar İyi” Yaklaşımı Yanlış

Sonbahar ve kış aylarında vitamin ve mineral takviyelerine yönelik ilgi de artabiliyor. Ancak kişinin ihtiyacı değerlendirilmeden yüksek doz vitamin veya mineral kullanılması yarar sağlamadığı gibi istenmeyen sonuçlara da neden olabiliyor.

Doç. Dr. Halil Genç, “Vitamin ve mineral takviyelerini herkesin kullanması gereken ürünler gibi değerlendirmemek gerekir. Gereksinim; kişinin yaşı, beslenme düzeni, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve varsa saptanan eksikliklere göre değişebilir. Bu nedenle özellikle yüksek doz ve uzun süreli takviye kullanımının sağlık profesyonelinin değerlendirmesi dışında yapılmaması önemlidir.” ifadelerini kullanıyor.

Bağırsak Sağlığında Asıl Anahtar: Çeşitlilik ve Sürdürülebilirlik

Sonbaharda bağırsak sağlığını desteklemek için pahalı ürünlere, katı beslenme programlarına veya “detoks” olarak sunulan uygulamalara yönelmek yerine günlük beslenmenin çeşitliliğine odaklanmak daha dengeli bir yaklaşım sunuyor.

Doç. Dr. Halil Genç, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bağırsak sağlığı kısa süreli bir beslenme programıyla değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Mevsim sebze ve meyvelerinden yararlanmak, farklı lif kaynaklarına beslenmede yer vermek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli beslenmek temel yaklaşımı oluşturabilir. Sindirim sistemi hastalığı veya devam eden yakınmaları bulunan kişilerde ise beslenme düzeninin bireysel olarak değerlendirilmesi gerekir.”

Muhabir: Çağatay Dolay