Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Kaos GL Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yaptıkları ortak açıklamada, “NATO Zirvesi kapsamındaki kısıtlama ve uygulamaların işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak bir dizi hak ihlaline yol açtığını” bildirdi.
Ortak açıklamada “Zirve öncesinde ve sırasında ulaşım hakkından gösteri ve toplantı özgürlüğüne kadar pek çok temel hak kısıtlanmış, keyfi gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış fiili bir Olağanüstü Hal (OHAL) rejimi hayata geçirilmiştir” denildi.
Anayasanın 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin hatırlatıldığı açıklamada, “Muhalif görüşlerin açıklanmasının önüne geçen uygulamaların Anayasa ve AİHS’nin ilgili maddelerinde yer alan ”ifade özgürlüğü”nün ihlal edildiği bildirildi. Açıklamada, “Zirve kapsamında uygulanan akreditasyon nedeniyle eleştirel basının zirveyi izlemesinin önüne geçilmiştir” denildi.
Açıklamada, günlük yaşamı etkileyecek biçimde çalışma saatlerinin yeniden düzenlendiği ve bazı mekânların kapatılıp, kent içi seyahat hakkının orantısız bir biçimde sınırlandırıldığı da ifade edildi.

“Anayasal haklar ihlal edilmiştir”
Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:
“Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalar, valiliğin 13 gün süreyle her türlü eylem türü yasakladığı Ankara ile sınırlı kalmamıştır. Eskişehir, Karabük, Adana ve Konya'da 10 gün, Elazığ'da ise 14 gün süreyle her türlü protesto daha zirve başlamadan yasaklanmıştır.
Ayrıca, NATO zirvesi kapsamındaki güvenlik tedbirleri adı altında Ankara ve İstanbul merkezli birçok ilde gözaltı operasyonları gerçekleştirilmiştir. Bu operasyonlarda sadece Ankara’da ve yine sadece 23 Haziran günü iki yüzden fazla insan gözaltına alınmıştır.”
TİHV verilerine göre, 12 Haziran-9 Temmuz arasında 979 kişinin gözaltına alındığı hatırlatılan açıklamada, “Diğer tüm haklar gibi toplantı ve gösteri özgürlüğü ve ifade özgürlüğü de herkes içindir. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalar Anayasa’nın 19. maddesinin ve AİHS’in 5. maddesinin ihlaline varmıştır” denildi.

“Gözaltına alınan; dört aydır ev hapsinde bulunan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Tuğba Kahraman, İHD üyeleri Metin Uzunöz, Gültekin Koçdemir, Ali Kürşat Tunç, Mahmut Kahraman, Aslıhan Han Özden, İHD Gençlik Komisyonu üyeleri Muzaffer Can Erdoğan, Hasan Basri Usta, Mert Ahmet Aldemir, Emirhan Gedik, Zehra Camcı, Şevin Özden, Yağmur Esma Akçaoğlu’nun tutuklandığı” bilgisi paylaşılan açıklamada, 23 Temmuz itibariyle, Ankara’da tutuklananlardan aralarında KaosGL Genel Yayın Yönetmeni ve İHD üyesi Yıldız Tar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş’in de olduğu 30’dan fazla kişinin tahliye edildiği belirtildi. Açıklamada ev hapsi tedbiri uygulananlara ilişkin de bilgi de verildi.
“Önleyici” gözaltı ve tutuklamalar
Gözaltı ve tutuklamaların somut bilgi ve delillerden yoksun olduğunun altı çizilen açıklamada, “NATO Zirvesi öncesi önleyici operasyon" adı altında yürütülen bu soruşturmada, başından sonuna kadar hem ulusal mevzuata hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı yol ve yöntemlerin kullanıldığı belirtildi.
Gözaltına alınanlara, “Hangi örgüte üyesin, kod adın var mı, X örgütü hakkında bilgi verin” şeklinde somut bir iddiaya dayandırılamayan soruların yöneltildiği ve yine bu soyut iddialar gerekçe gösterilerek tutuklandıkları aktarılan açıklamada, bu soruların hukukta olmayan bir “önleyici gözaltı” olduğunu gösterdiği ifade edildi.

“Mutlak yasak olan işkence yasağı ihlal edilmiştir”
“İşkence ve kötü muamele her koşul altında mutlak yasaktır. Gözaltına alınanların tamamına yakınına zorlayıcı pozisyonlarda ters kelepçe uygulanmış olması, işkence ve kötü muamele yasağının ihlalidir” denilen açıklamada, gözaltına alınan kişilerin tamamının yakınının evlerine kapıları kırılarak girildiği, kimi ev baskınları sırasında, evde bulunan diğer kişilerin de ev araması süresi boyunca ters kelepçeli şekilde bekletildikleri, en az 1 çocuğun bu ihlale uğradığı tespitlerine yer verildi.
Gözaltına alınanların önemli bir kısmının savcılığa da ters kelepçeli şekilde sevk edildikleri belirtilen açıklamada, “Ters kelepçe bir işkence ve kötü muamele yöntemidir" denildi.
Gözaltına alınanların emniyette de işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları, ayrıca avukatlarına da şiddet uygulandığı kaydedilen açıklamada, "Çok sayıda kişi keyfi biçimde tutuklanmış, tutuklanmayan kişiler hakkında da keyfiyen adli kontrol şartı uygulanmıştır” denildi.
Bütün bu uygulamaların Anayasa’nın 17. ve AİHS 3. maddesinin ihlaline yol açtığı vurgulanan açıklamada, “İnsan hakları savunucuları başta olmak üzere, keyfi biçimde tutuklanan kişilerin derhal tahliye edilmesini, haklarındaki suçlamaların düşürülmesini, işkence ve kötü muamele suçunu işleyen kolluk hakkında derhal etkili, bağımsız, kapsamlı soruşturma sürecinin yürütülmesini talep ediyoruz” denildi.



