Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) çağrısıyla bir araya gelen "No to NATO Türkiye İnisiyatifi", Ankara’da önümüzdeki hafta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde İstanbul’da "Uluslararası Anti-Emperyalist Barış Zirvesi" adıyla alternatif bir toplantı gerçekleştirdi. Programın açılış kürsüsüne çıkan TİP Genel Başkanı Erkan Baş; zirve öncesi uygulanan yasaklamaları, dış politika hatlarını ve NATO’nun Türkiye’deki tarihsel rolünü ele alan bir konuşma yaptı.

"Gelen yoldaşlarımız havaalanında esir alınıp geri gönderildi"

Zirve öncesinde çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve adli kısıtlamalar uygulandığını belirten Erkan Baş, alternatif zirveye katılmak üzere yurt dışından gelen yabancı sosyalist delegelerin sınır dışı edildiğini iddia etti. Baş, havaalanında yaşanan süreci şu sözlerle aktardı:

"Bu pervasızlıklarının son evresi, dün bu toplantıya katılmak için İstanbul'a gelen yoldaşlarımızı havaalanında önce saatlerce hukuksuz biçimde esir almak, ardından ülkelerine geri göndermek oldu. Kınadığımızı, asla kabullenmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Dünyanın dört bir yanından haydutlar, katiller, o katillerle iş birliği içerisinde olan savaş suçluları, soykırım failleri, insanlık düşmanları Türkiye'de ellerini, kollarını sallayarak gezecekler. Onlar kırmızı halılarla karşılanacak. Onların istediği her şey hayata geçirilecek. Yetkililer, bu engellemenin sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kararı olmadığını, gelen kişilerin ülkelerindeki istihbari bilgi paylaşımları sonucunda alınmış ortak kararlar olduğunu söylediler."

Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını eleştiren Ali Mahir Başarır: "Bu düzeni de kayyımı da kabul etmiyoruz"
Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını eleştiren Ali Mahir Başarır: "Bu düzeni de kayyımı da kabul etmiyoruz"
İçeriği Görüntüle

Bu mekanizmanın küresel bir ağ olduğunu savunan Baş, "Bu uluslararası bir kara düzen. Bu uluslararası bir kara ittifak ve o ittifak dünyanın her yerinde barış isteyen insanları, özgürlük isteyen insanları, demokrasi isteyen insanları hedef haline getirmek konusunda da yeni bir ortaklıkla karşımıza çıkmış durumda. O yüzden belki de bugün burada gerçekleştirdiğimiz toplantı dünden sonra biraz daha anlam kazandı diye düşünebiliriz. Bu uluslararası kara ittifaka karşı dünyanın dört bir yanından devrimcilerin, dünyanın dört bir yanından sosyalistlerin, barışseverlerin ortak mücadelesini büyütmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu ittifakın birbirine bağlandığı nokta paradır"

Küresel liderlerin ideolojik farklılıklarına rağmen iktisadi çıkarlarda ortaklaştığını öne süren TİP Genel Başkanı, sistem ortaklığına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bu kara düzen ittifakının Macron ile Merz'i, Merz ile Trump'ı, Trump ile Erdoğan'ı birbirine nasıl bağladığı görülüyor. Bu bağların temelinde tüm dünyadaki emekçileri yoksullaştırma politikalarını en etkili biçimde hayata geçirme çabası var. Aralarında kesintisiz süren bir ittifak bulunmaktadır ve bu ittifakı paramparça etmemiz gerekir. Bu iğrenç ittifakın insanlığı, insanlığın onurunu, haysiyetini ayaklar altına alma çabası karşısında bizim güç birliğimizi büyütmemiz lazım. Bunlar dünyanın farklı yerlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyorlar. Bazı yerlerde 'din', 'milliyet', 'yerlilik' diyorlar. Ama bildiğimiz bir tek şey var: Bunların bu ittifakın birbirlerine bağlandıkları nokta bir paradır. Bunlar bütün dünyada suç ortaklığı yapmaktadır."

"Türkiye'nin NATO üyeliği kan bedeliyle gerçekleşti"

Türkiye’nin NATO ile olan tarihsel ilişkisini ve Kore Savaşı sürecini hatırlatan Baş, üyeliğin arka planına dair şu kronolojik tespiti paylaştı:

"Türkiye yaklaşık 75 yıldır NATO üyesi bir ülke. Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinin kan bedeliyle gerçekleştiğini vurgulamak gerekiyor. Türkiye henüz NATO'ya üye olmadan, NATO kurulduktan sonra ama Türkiye henüz NATO'ya üye olmadan önce o günkü işbirlikçi iktidar, kendisini Amerika Birleşik Devletleri'ne ne kadar hizmet edebileceğini göstermekle görevli hissetti ve Türkiye'de insanların pek çoğunun haritada yerini bile gösteremeyeceği Kore'de yüzlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını kaybetti. Yani biz NATO'ya, Amerika uğruna ölmeyi ve öldürmeyi göze alabileceğini ispatladıktan sonra kabul edilmiş bir ülkede yaşıyoruz."

Mevcut iktidarın ve Türkiye'deki burjuva siyaset aktörlerinin tamamının NATO şemsiyesi altında birleştiğini iddia eden Baş, "Bugün Türkiye'deki iktidar doğrudan NATO faaliyetlerinin ve onun en sivri ucu olan 12 Eylül iktidarının bir ürünü olarak bugün iktidarda oturuyor. Türkiye'de kutsal ittifak, yani sermaye sınıfının kutsal ittifakı, sermaye düzeninin kutsal ittifakı NATO şemsiyesi etrafında kurulmuştur. Türkiye'deki bütün burjuva aktörler sonuna kadar NATO'cu bir perspektifle hareket etmektedirler. Üstelik Türkiye'de iktidarın en fazla kullandığı argümanlardan bir tanesi dış güçlerdir, dış mihraklardır. Ama her birisi farklı dış güçler, dış mihraklar tarif eden burjuva partilerinin tümünün NATO söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle döndüğü, ağzını açıp iki çift laf edemediği bir tabloyla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.

"Baş konuğu Trump olan toplantıdan ne beklenebilir?"

Konuşmasının son bölümünde Ankara'da yapılacak resmi devlet başkanları zirvesine değinen Erkan Baş, işçi sınıfı ve yoksul halk kesimlerinin bu zirveden bir fayda sağlamayacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"Ankara'daki toplantıya ilişkin söyleyecek başka bir şey yok. Türkiye emekçilerinin Ankara'da gerçekleştirilecek NATO zirvesinden kendi lehlerine en küçük bir beklentileri yoktur. Biliyoruz ki orada ne konuşurlarsa konuşsunlar, orada esas olan emperyalistlerin, uluslararası sermayenin çıkarlarını gözeten politikalardır. Onun sonucunda dünyada yeni savaşların önünün açılması, yeni coğrafyaların kan ve gözyaşıyla, bombayla, kurşunlarla tanışması ve nihayetinde kendi egemenlik alanlarını geliştirmek için gerçekleştirecekleri bir toplantı. Baş konuğunun 21. yüzyılın Hitler'inin misyonunu üstlenen Trump olduğu bir toplantıdan emekçiler için, halklar için ne beklenebilir ki? Üzerimize düşen görev bunun karşısında kuvvetli bir karşı kutup inşa etmek, bunun karşısında bugüne kadar gasp ettiklerini geri alacak bir iradeyi ortaya koymaktır."

Kaynak: Anka Haber Ajansı