AKP Sözcüsü Ömer Çelik, basın toplantısında gazetecilerin karşısına çıktığında Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin kendisiyle ilgili bir iddiada bulunmasının üzerinden iki gün geçmişti.

Bengü Türk muhabiri, “AKP’li bürokrat Osman Arıkan Nacar, 20 milyar liralık fon vurgunuyla yurt dışına kaçmadan kısa süre önce Ömer Çelik ile Bodrum’da tatil yaptı” iddiasını hayli yumuşatarak ve de genelleştirerek sordu basın toplantısında:

“Önce Yeni Partili isimler, ardından da Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel fon krizi ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Adalet Bakanı’nı, Hazine ve Maliye Bakanı’nı, sizin şahsınızı hedef alan bazı söylemler ve iddialarda bulundular, neler söylersiniz?”

Ömer Çelik, “Borsa işinden anlamam, borsa hesabım da olmadı” diye karşılık verirken aslında soruyu yanıtlamadı. Normalde, gazetecilerin yeniden söze girerek bir daha sorması, “Nacar ile tatile gidip gitmediği”ni ve Nacar’ın durumunu netleştirmeye çalışması beklenir ama yapılmadı.

Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52 (1)

Gazeteciliğin özü olan soru sorma refleksinin zaafa uğradığını gösteren ikinci olay da Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin, TBMM’de düzenlediği ve iki bakana soru formunda suçlamalar yönelttiği basın toplantısında yaşandı.

Özlale, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a, “Hedef Portföy'de 170 milyon liralık işlem size mi ait?” sorusunu yönelttiğinde gazetecilerden hiç ses çıkmadı. Hatta Özlale bir süre bekledi ama yine de soru gelmedi izleyen gazetecilerden.

Oysa Ömer Bolat, önceki akşam gazeteci Murat Ağırel’in Sözcü TV’deki konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “37,8 milyon lira tutarındaki aile tasarrufunun Hedef Yatırım Portföy’deki sukuk hesabında (kira sertifikası) durduğunu” belirtmiş, 2 yıl 8 aydır işlem yapılmadığını, soruşturma sonrasında da hesabın kapatılmadığını vurgulamıştı.

Aslında Bolat, bu açıklamayla, dolaylı olarak Özlale’nin TBMM Genel Kurulu’nda dile getirdiği soruyu da yanıtlamış oluyordu. Gazeteciler, bu yanıtı anımsatabilir, en azından 170 milyonluk işlemin tarihi sorulabilirlerdi.

Özlale’ye, Bolat’ın, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz için kullandığı hakaretamiz dil de sorulabilirdi. Zira Ağırel, Özlale’nin TBMM’deki konuşmasında kastettiği bakanın Bolat olduğunu dile getirmiş, İsmail Saymaz da “400 koyup 800 alan Ömer Bolat mı?” diye sormuştu. Murat Ağırel, bakanı suçlamadan “Onu bilmiyorum” karşılığını vermişti. Gazeteciler, Özlale’nin basın toplantısında sorularla bu durumun da altını çizebilirdi.

Ancak Bolat’ın, sanki “400 koyup 800 aldı” suçlamasında bulunmuşlar gibi açıklama yapması, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’a “ev hapsi” cezası verilmesine dayanak oldu maalesef.

Gazeteciler Mustafa Balcı ile Şaban Sevinç de sırf Ömer Çelik’in arkasında Osman Arıkan Nacar’ın göründüğü ve Bodrum’daki bir konserde çekilmiş bir fotoğrafı sosyal medyada paylaştıkları için tutuklandılar.

Yeterince soru sormadan yapılan, sınırlı sorumlu gazetecilik, üstüne üstlük bir de hukuksuz ve haksız soruşturmaların, gözaltıların, tutuklamaların baskısı altında…

Ekonomim’in yanlışı düzeltme sorumluluğu

Eski bakan ve AKP yöneticisi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, fonlardan elde ettikleri haksız kazancı iade edip etmediklerini muammasını yaratan ilk adım Ekonomim’den gelmişti.

29 Eylül 2026 günü, Ekonomim’in web sayfasında “Fatma Betül Sayan Kaya 2,2 milyar lirayı iade etti!” haberi yayımlandı. Ertesi gün basılı gazetede de yayımlanan bu haber, önce dijital medyada, ardından haber televizyonları ve gazetelerde de alıntılandı. “Ekonomim.com’un edindiği bilgilere göre, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın yaklaşık 2.2 milyar lirayı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bildirdiği hesaba aktardığı” bilgisi verilen haber, haber kanallarında tartışma programlarına ve muhalefetten bazı isimlerin açıklamalarına da konu oldu.

Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52

İlk itiraz, “Güvendiğim bir iki kaynaktan bu haberin doğru olmadığı söylendi" diyen Nagehan Alçı’dan geldi. Alçı’nın itirazına ertesi gün İsmail Saymaz da Kaya ve eşinin parayı iade etmediğini söyleyerek destek verdi.

Bunun üzerine medya ikiye bölündü; bazı TV programlarında paranın iade edildiği bilgisi yinelendi, bazıları da paranın iade edilmediğini ifade etmeyi sürdürdü. Ekonomim’den haberlerini savunmak gibi bir çaba olmadığı gibi ilgili kurumlardan da somut bir açıklama gelmeyince beş gün böyle ikircikli biçimde geçti.

Kararsızlık hali, 5 Ekim akşamı, Kaya ve eşinin başvurusu üzerine savcılığın, hesaplarındaki blokeyi kaldırarak, TMSF’nin açtığı “gönüllü iade hesabı”na para yatırmalarına izin verdiği bilgisinin duyulmasıyla biraz olsun aydınlandı.

Önce DHA, Kaya ve eşinin parayı yatırdığını duyurdu. Ardından Hürriyet ve Yeni Şafak da Kaya ile eşinin, hesaba yatırdığı miktarın 1 Milyar 860 milyon lira olduğunu yazdı. Kaya ve eşinin, fondan çektikleri 2.2 milyar lirayı değil, fona koydukları 163 milyon lira ana paraya ilaveten bir de faiz olarak 147 milyon lirayı kendilerine saklamayı düşündükleri anlaşılıyordu!

Bu gelişmeden sonra Ekonomim, sanki 29 Eylül’de “Kaya ve eşinin parayı iade ettiği” belirtilen ve yanlış çıkan haberi kendileri yapmamış gibi, 5 Ekim akşamı, DHA ile hemen aynı sıralarda “Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi, parayı TMSF'ye yatırdı” haberi yayımladı. Üstelik de bu haberde ilkinden hiç söz edilmedi.

Neyse ki, Kaya ve eşinin durumu, fondan kazandıkları paranın bir kısmını iade etmeleriyle ilgili belirsizlikler, savcılığa ifadeye çağrılmalarının ardından sona erdi.

Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, “Gazeteci, yayınlarındaki her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle ve gerektiğinde özür dilemekle yükümlüdür” ilkesini içerir. Ekonomim de eleştiriler gelince hemen yeniden araştırmalı, okurunu yeniden bilgilendirmeliydi. Yanlışı düzeltmeden altı gün bekleyip, sonra da yanlış çıkan haberi yok varsayarak yeni bir haber yayımlamak doğru olmadı.

İfade özgürlüğünün hali

İfade Özgürlüğü Derneği’nin X hesabına bile erişim engellemesi, Türkiye’deki ifade özgürlüğünün halini yansıtıyor.

İFÖD, siyasi bir örgütlenme değil. Türkiye’de ifade özgürlüğü, medya ve İnternet özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesini amaçlayan, erişim engellemelerini izleyen, raporlayan ve duyuran bir dernek. Faaliyetlerinin suç olduğunu öne süren bir yargı makamı, kararı da yok. Erişim engelinin neden, hangi makam tarafından verildiğine dair bildirim de yok.

Hem de öyle bir yargı düzeni var ki, önce muhatabına sorulmadan erişim engeli getiriliyor, savunmasız getirilen ceza infaz ediliyor. Güya sonradan itiraz yolu da açık ama aslında pratikte o yol da kapalı. T24, 118 yazı gerekçe gösterilerek sitenin tamamına getirilen erişim engeli kararına 1 Ekim’de itiraz etti. Başvuru sekiz gün bekletildikten sonra görüşüldü. “Kararı değiştirecek somut delil olmadığı” gibi hukuk dışı bir gerekçeyle de reddedildi. Gerekçe gösterilen 118 yazının kaldırılmış olmasını bile dikkate almadı hakim. T24 hâlâ engelli.

T24’e ilaveten geçen hafta bir de Bianet’in X hesabı, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) alan adı engellendi. Çok sayıda gazetecinin X hesabına bir kez daha erişim engeli getirildi. Bu ayın ilk günlerindeki engellemelerin sayısı 200’ü geçti.

Erişim engellerinin en garibi, 2004’de 13 yaşındaki Erdin Özel’in dönemin ABD Başkanı Bush’la fotoğraf çektirmek için Esenboğa’ya sızdığı haberinin 23 yıllık kupürünü paylaşan hesaba da erişim engeli getirilmesiydi.

Okur Görüşleri:

Ergün Gökçek: Takip ettiğim gazetelerde sürekli emekli banka promosyonları hakkında yalan haberler yapılıyor. Banka değişiyor ancak ifadeler her zaman birbirinin kopyası halinde. Üstelik güncellenmiş herhangi bir promosyon da yok.

Emre Yörük: Türkiye’de haber sitelerinde yıllardır beni rahatsız eden bir alışkanlık var ve zaman geçtikçe yaygınlaşıyor. Haberi bilinçli şekilde eksik veren veya “click-bait” başlıklar. En açık örneği Merkez Bankası bir faiz kararı açıkladığında görülüyor. Manşetlerden açıklanan karar hakkında okur bilgi edinemiyor, illa habere tıklayıp açılan sayfada detaya erişilebiliyor. Birkaç tıklama için haberin içini boşaltan başlıklar atılması sizce de bir sorun değil mi?

Tek cümleyle:

  • Türkiye gazetesi, (‘) kesme işareti yerine birinci sayfadaki haberlerde bile bazı başlıklarda “X” işareti koyuyor; bu teknik aksaklık 13 Ağustos’tan beri tam olarak giderilemedi.

Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52 (2)

  • Akşam, Aydınlık, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Takvim, Türkiye, Türkgün ve Yeni Şafak, AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Kitap fuarı kapılarını açtı” başlıklı tanıtım metnini, “reklam” uyarısı koymadan haber gibi yayımlayarak okurlarını aldattı.
  • TV100’de Merkez Hakem Kurulu operasyonunu, spor uzmanı olmayanların konuştuğunu belirtirken Murat Ilıkan’ı da saymıştım. Düzelteyim, ekranda “Siyaset bilimci” yazıyordu ama Ilıkan, Gençlerbirliği yönetim kurulu üyesi ve basın sözcüsü, Spor Eğitimi lisansüstü öğrenime devam ediyor.
  • Yeni Şafak, mühürlenen kömür işletmelerinin sorunlarına sahip çıkıyor gibi görünen “Trabzon ekonomisine ağır darbe” haberinde Trabzon Limanını, gazetenin de sahibi olan Albayrak Holding’in işlettiği bilgisi verilmedi.
  • Medya, Karadeniz’de İHA saldırısı sonucu batan Türk sahipli Togo bayraklı “Alfa Watan” adlı gemideki 10 denizcinin ölümüne ilgi göstermedi, son bir haftada Karadeniz’te üç geminin batırılmasını küçük haberlerle geçiştirdi.
  • Burdur’da Gür Haber sitesinin sahibi Hasan Güraksu, “Devlet hastanesinde bozuk etler hastalara mı yediriliyor” haberiyle “halkı yanıltıcı bilgi yaydığı” gerekçesiyle tutuklandı.
  • Yeni Akit ve Yeni Şafak, 8 Ekim’de ekonomiyle ilgili zirve düzenledi; her iki zirveye de Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, THY, Türk Telekom gibi kamu kuruluşları sponsor oldu.
  • “Kumarhaneler kralı” olarak tanınan Sudi Özkan’ın Büyükçekmece’deki cenaze törenine medya ilgi göstermedi, sadece Patronlar Dünyası sitesi ve yerel Damga gazetesi izledi.
  • Korkusuz, “AKP’lilere ve fonculara lekelenmeme hakkı var muhalefete niye yok” haberinde belediye operasyonlarındaki teşhir fotoğraflarını kullanarak eleştirdiğini kendisi de yaptı.
  • Hürriyet’in, “Gazze’de ateşkes kağıt üstünde kaldı” haberinde insani krizi sona erdirmediği belirtilen “barış planı”na imza koyan ülkelerden birinin Türkiye olduğu bilgisi yoktu.
  • Anadolu Ajansı, Aydınlık, Hürriyet, Gzt, Karar, NTV, Yeni Şafak siteleri ve TGRT Haber ile Koza TV, “Parayı marketin kapısının altından attılar” haberinde iki küçük kız çocuğunun görüntüsünü yüzü açık yayımlayarak “çocuğun üstün yararını” gözetmediler.
  • Yeni Akit, “Azerbaycan’da başörtüsü yasağı krizi büyüyor” haberinde yapay zeka ile üretilmiş görsel, gerçek fotoğrafmış gibi kullandı.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]