Bu hafta sonu öğrenciler için sınav maratonu başlıyor. 15 Haziran Pazar günü Liselere Geçiş Sınavı (LGS), ardından 21–22 Haziran Cumartesi–Pazar günlerinde sırasıyla Temel Yeterlilik Testi (TYT), Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) oturumlarını kapsayan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), Türkiye genelinde milyonlarca öğrenciyi sınav salonlarına taşıyacak.
Öğrenciler, bu sınavları hayatlarında “dönüm noktaları” olarak görüyor ve akademik geleceklerini sınav sonuçlarına bağladıkları için büyük baskı hissediyor. Sınavlara hazırlık sürecinde ve sonrasında geleceğe dair endişeler öğrencilerin psikolojisini ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Uzman Klinik Psikolog Fulya Büyükbaşoğlu’na göre; bu sınavların hemen ardından öğrenciler kaygı, belirsizlik, pişmanlık ve başarı baskısı gibi psikolojik süreçlerden geçiyor. Özellikle kariyer ve kimlik gelişimi açısından bu dönemde ailelerin ve psikologların dikkatli destek sunması büyük önem taşıyor. Büyükbaşoğlu ile sınav sonrası öğrencileri ve aileleri bekleyen süreci konuştuk…
Belirsizlik ve kaygı süreci başlıyor
Büyükbaşoğlu, öğrencilerin sınav sonrası ilk karşılaştıkları duygunun belirsizlik olduğunu söylüyor. "Bu belirsizlik duygusuna çoğunlukla kaygı eşlik ediyor. Gelecekle ilgili sürecin belli olmamasıyla birlikte, kaygının öğrencilerin psikolojik süreçlerine sıkça eşlik ettiğini görüyoruz" diyor. Ancak bazı öğrencilerde sınavın bitmesiyle rahatlama duygusunun da oluşabileceğini ekliyor. Sınav sorumluluğunun ortadan kalkması, özellikle bazı gençlerde pozitif duygulara da yol açabiliyor.
Çocuk ve ergen gelişimi açısından sınavların etkisine değinen Büyükbaşoğlu, uzun yıllar süren öğrenim sürecinin birkaç sınavla ölçülmesinin öğrencilerin psikolojisini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor: "Bireyler kendi başarı ve yeterliliklerini tek bir sınav sonucuna bağlama eğilimine giriyorlar. Bu da sınav sonuçlarıyla birlikte gelişen bir psikolojik sürece neden oluyor."

Kaygı, öfke ve pişmanlık duyguları yaygın
Sınav sonrası öğrencilerde sıkça kaygı ve belirsizlik duygularının görüldüğünü aktaran Büyükbaşoğlu, özellikle tercih ve yerleştirme sürecinin yeni bir sorumluluk alanı doğurduğunu belirtiyor: "Kişi alıştığı süreçten çıkıp yeni bir döneme girerken kaygı belirtileri artabiliyor."
Büyükbaşoğlu, özellikle sınav esnasında yapılamayan sorular, sınav sonucunun beklentiyi karşılamaması gibi durumların öfke ve pişmanlık duygularını da beraberinde getirebildiğini vurguluyor. Ailelerin yüksek beklentileri ve sınav sonrasındaki yoğun soruları da bu duyguları tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.

Aileler nasıl bir tutum sergilemeli?
Sonuçların açıklanmasına kadar geçen süreçte ailelerin destekleyici bir yaklaşım benimsemesinin önemine vurgu yapan Büyükbaşoğlu, şu tavsiyelerde bulunuyor:
"Öğrencilerin sınav sürecinde yapamadıkları ya da erteledikleri keyifli aktivitelere yönelmeleri kaygılarını azaltabilir. Ailelerin de destekleyici, anlayışlı ve empatik olmaları gerekiyor. Sınavla ilgili sık sık soru sormaktan kaçınmalı, çocuklarının kaygılarını paylaşabilecekleri güvenli bir ortam sağlamalılar."
Sosyal medya kıyaslamaları tehlikeli olabilir
Büyükbaşoğlu, sınav sonrası sosyal medya ve arkadaş çevresinde yapılan başarı kıyaslamalarının öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini de vurguladı: "Bu tür kıyaslamalar rekabeti artırabilir, öfke ve hırs duygularını tetikleyebilir. Özellikle daha düşük puan alan öğrencilerin öz saygısı ve öz değeri zedelenebilir. Bu da yetersizlik hissine ve ileride öz saygı problemlerine yol açabilir."
Ailelerin çocuklarını kimseyle kıyaslamaması gerektiğinin altını çizen Büyükbaşoğlu, "Her öğrenciyi kendi çerçevesinde değerlendirmek gerekir" diyor.

Profesyonel destek hangi durumda gerekli?
Ailelerin çocuklarını gözlemlerken dikkat etmeleri gereken belirtileri de sıralayan Büyükbaşoğlu; "Aşırı kaygı, içe çekilme, öfke patlamaları, sürekli olumsuz düşünceler, kalp çarpıntısı, titreme, uyku ve iştah bozuklukları gibi durumlar varsa mutlaka profesyonel destek alınmalı" uyarısında bulundu.
"Başarı sadece sonuç değildir"
Sınav sonrası başarısızlık hissinin uzun vadede akademik ve duygusal sorunlara yol açabileceğine işaret eden Büyükbaşoğlu, bu sürecin iyi yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Hep başarısız olacakmış hissi, motivasyon kaybı, mükemmeliyetçilik, erteleme davranışları, yüksek stres ve depresif belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak öğrencilerin unutmaması gereken önemli bir nokta var: Başarı sadece sonuç değil, süreçtir.
Bu sınav süreci hayatımızın bir parçasını oluşturuyor. Ancak başarımızı yeterliliklerimizi, yeteneklerimizi tek bir sınavla ölçmek mümkün değildir. Bu nedenle kendimizi tamamen bir sınavla değerlendirmek doğru olmaz.”



