Suriye’de yönetimi ele geçiren HTŞ lideri ve geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (Colani), Şam yönetimi ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasında “tam entegrasyon”u öngören bir anlaşmanın imzalandığını duyurdu. Şara, “Suriye’nin kuzeydoğusunda ateşkes ilan edildi. SDG ile ilgili tüm sorunlar giderilecektir” ifadelerini kullandı.
Suriye haber ajansı SANA da anlaşmayı doğruladı ve tam entegrasyonu vurguladı.
Anlaşma sonrası AKP Sözcüsü Ömer Çelik, konuya ilişkin açıklamasında SDG’nin Türkiye ve bölge için oluşturduğu tehditlere dikkat çekti. Çelik, SDG’nin “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” ilkesine yönelik girişimlerinin durdurulduğunu belirtti ve “SDG’nin aleti olduğu darbe mekanizması işlevsiz kalmıştır” ifadelerini kullandı. Çelik, Suriye’deki Kürtlerin haklarının garanti altına alınmasının önemli olduğunu vurguladı.
"Baas rejimi dönemindeki ret ve inkar politikalarının sona erdiğinin açık bir göstergesi"
Cumhurbaşkanı Şara’nın yayınladığı kararnameye göre, Suriyeli Kürtler Suriye halkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilecek ve kültürel kimlikleri tanınacak. Çelik, bu kararın Baas rejimi dönemindeki ret ve inkar politikalarının sona erdiğinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
Bu yaklaşımın, Suriye’deki tüm etnik ve mezhebi gruplar için örnek teşkil edeceğini vurguladı.
SDG’nin “Paralel Devlet” çabaları engellendi"
Ömer Çelik, SDG’nin “devlet içinde devlet, ordu içinde ordu” gibi hareket ederek Suriye’yi istikrarsızlaştırma girişimlerinin engellendiğini belirtti. Terör örgütlerinin hiçbir etnik veya dini grubun temsilcisi olamayacağını vurgulayan Çelik, SDG’nin eylemlerinin Kürt, Arap ve Türkmen halklarına fayda sağlamadığını ifade etti.
"Tam entegrasyon ve ateşkes Suriye’nin birliği için önemli"
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından açıklanan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması, Suriye’nin iç bütünleşmesi ve güvenliği için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Çelik, bu anlaşmanın SDG ile Suriye yönetimi arasında kapsayıcı bir yol haritası oluşturduğunu ve bölgedeki tüm sabotajlara karşı önemli bir güvence sağladığını belirtti.
Suriye’deki Kürtler için sağlanan kazanımların, 10 Mart Mutabakatı ile başlayan süreçle birlikte kapsamlı bir çerçeve oluşturduğunu ifade etti.
"Türkiye’nin kardeşlik siyaseti kararlılıkla sürdürülüyor"
Çelik, Türkiye’nin komşu ülkelerde barış, güvenlik ve huzurun sağlanması için “kardeşlik siyaseti”ni kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. Terör ve dış müdahalelere karşı tavizsiz bir duruş sergilendiği ve bu stratejinin bölgede istikrarlı sonuçlar ürettiği vurgulandı.
Çelik, şunları yazdı:
"Suriye Cumhurbaşkanı Sn Ahmed Şara tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan kararname ile Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının teminat altına alınması çok önemlidir. Esad yönetimi tarafından yıllar boyunca temel haklarından yoksun bırakılmış Kürt kardeşlerimizin hukuk temelinde elde ettiği kazanımlar sevindiricidir.
Cumhurbaşkanı Şara’nın yayınladığı kararnamede (Madde 1) “Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve kültürel ve dilsel kimlikleri, çeşitli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır” maddesi, Suriyeli Kürt kardeşlerimize dönük Baas rejimi dönemindeki tüm ret ve inkar politikalarının bitirildiğinin açık ifadesidir.
Bu adım Suriye’deki tüm etnik ve mezhebi gruplara dönük aynı yaklaşımın üretileceğinin de kanıtıdır.
Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu zamanlardan itibaren, Esad rejiminin henüz katliamlara başlamadığı dönemlerde, Esad’la yaptığı görüşmelerde Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını da ısrarlı şekilde gündeme getirdiğini tekrar hatırlatalım.
Suriye Yönetimi devrimden sonra pek çok zorlukla karşı karşıya kaldı. Bunların başında terör örgütlerinin istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri gelmektedir. DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin kesintisiz sürmesi açık bir gerçek ve gerekliliktir. Ayrıca SDG terör örgütünün faaliyetleri ve “talimatıyla hareket ettiği odakların siyasi hedefleri” hem Suriye hem Türkiye için tehdit teşkil etmektedir.
SDG’nin “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu” gibi hareket etmeyi hedeflemesi, kötülük üretmek isteyen odaklar tarafından kendisine verilen bir görevdir. Ama bu Suriye gerçeklerine ve “tek Suriye ve tek ordu” ilkesine aykırıdır. Defalarca söylediğimiz gibi “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu olmaz.” Bir ülkede “iki devlet ve iki ordunun” varlığı herkese kötülük getirecek bir iç savaştır. Terör örgütlerinin “paralel devletçik” ve “paralel ordu” gibi hareket etmesi ise kötülük üretmeye çalışan odakların aparatı olduklarının delilidir. Bundan Kürt, Arap ve Türkmen fayda elde etmez, kimin fayda elde edeceği de malumdur.
“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” iç içe süreçlerdir; birbirinden ayrılamaz. SDG 10 Mart Mutabakatı’na uymayarak Suriye’deki Kürt kardeşlerimizi ve tüm Suriye’yi hedef alan kötülük projesinin aleti olmuştur. Böylece “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” hedefimize de sabotaj düzenlemiştir.
SDG/PKK’nın “terörsüz bölge” hedefine suikast ve “terörsüz Türkiye” hedefini akamete uğratma girişimi, Suriye Yönetiminin terörle mücadele operasyonlarıyla
engellenmiştir. SDG’nin “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” ilkemizi hedef alan “darbe girişimi” durdurulmuştur. SDG’nin aleti olduğu “darbe mekanizması” işlevsiz kalmıştır.
Terör örgütleri hiçbir etnik ya da dini grubun temsilcisi olamaz. Terör örgütlerinin işgalciliğini “kazanım” olarak tanımlayanlar, Kürt kardeşlerimize ve tüm Suriye’ye yıkım getirmek isteyen habis siyasi projelerin destekçisi durumuna düşmektedir. “Terörsüz Türkiye”ye destek verdiğini söyleyip “terörsüz bölge”ye karşı çıkmak ağır bir siyasi çelişkidir.
Esas olan, kapsayıcı bir toplumsal, siyasal ve anayasal modelle Arap, Türkmen ve Kürt kardeşlerimizle, tüm din ve mezhep mensuplarının bir ve bütün Suriye’nin eşit ve onurlu unsurları olmalarıdır.
Gelinen noktada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından açıklanan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması” Suriye’nin birliği için önemli bir zemin olacaktır. Bu, Suriye’nin iç bütünleşmesine dönük net bir beyandır. Aynı zamanda “terörsüz bölge” yaklaşımımız için desteklediğimiz doğru bir adımdır. Suriye’deki Kürt kardeşlerimiz için gerçek “kazanım,” 10 Mart Mutabakatı ile başlayan, hakları garanti alan kararname ile devam eden ve son olarak anlaşma ile çerçevelenen yol haritasıdır.
Suriye’de her türlü sabotaja karşı sağduyulu davranılması, birlik ve bütünlük sağlanması ve terörün ortadan kalkması için atılan her adım kıymetlidir. Bunun, terörle mücadelede tavizsiz olunması gerektiği ilkesiyle beraber ele alınması gerektiği açıktır.
Cumhurbaşkanımızın komşumuz olan ve yakın bölgemizdeki halklara dönük “kardeşlik siyaseti” kararlılıkla sürmektedir. Kardeş ülkelerdeki halkların terör ve emperyalist vesayetlerden arınmış onurlu, huzurlu, güvenli ve müreffeh bir geleceğe sahip olması için çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın yıllar içinde sabır, dirayet ve emekle ürettiği bu stratejinin kardeş ülkelerin “egemenliklerine saygı” temelinde, herkes için doğru sonuçlar ürettiğini görmeye devam ediyoruz."
I)
— Ömer Çelik (@omerrcelik) January 19, 2026
Suriye Cumhurbaşkanı Sn Ahmed Şara tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan kararname ile Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının teminat altına alınması çok önemlidir. Esad yönetimi tarafından yıllar boyunca temel haklarından yoksun bırakılmış Kürt kardeşlerimizin hukuk…




